Küreselleşme olgusu dünya üzerindeki sınırların etkisini giderek azaltmaktadır. İnsanların farklı ülkelere seyahat etmesi sıradan bir durum haline gelmiştir. Eğitim almak veya ticari faaliyetlerde bulunmak artık günlük hayatın bir parçasıdır. Bu yoğun uluslararası etkileşim sonucunda, farklı uyruklara sahip bireylerin hayatlarını birleştirme talepleri de doğal olarak artmaktadır. Günümüzde Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi konusu, hukuki boyutuyla oldukça detaylı bir disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik bu konu, idare tarafından son derece katı kurallara bağlanmıştır. Bir Türk vatandaşı ile bir yabancının evlenmesi hukuken elbette mümkündür. Aynı şekilde iki yabancı uyruklu şahsın da Türkiye sınırları içerisinde geçerli bir evlilik akdi kurabilmesi yasalarca güvence altına alınmıştır.
Ancak bu karmaşık sürecin hukuki çerçevesi son derece titizlikle incelenmelidir. İşlemlerin yürütülmesi sırasında Türk Medeni Kanunu hükümleri doğrudan devreye girmektedir. Bunun yanı sıra Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kuralları da süreci baştan sona şekillendirmektedir. Ayrıca Evlendirme Yönetmeliği gibi alt mevzuat metinleri de idari işleyişin adımlarını belirlemektedir. Hedeflenen evliliğin Türk makamları nezdinde hukuken geçerli sayılabilmesi için idari prosedürlerin eksiksiz yerine getirilmesi şarttır. İdari yaptırımlardan kaçınılması ise büyük bir önem taşır. İlerleyen aşamalarda aile ikamet izni veya Türk vatandaşlığı gibi temel hakların sorunsuz şekilde tesis edilebilmesi tamamen bu ilk adımın doğruluğuna bağlıdır.
Sürecin en başından itibaren titizlikle ve üstün bir hukuki disiplinle yönetilmesi gerekmektedir. Uzman hukuki destek alınmadan atılan adımlar genellikle evrak reddi ile sonuçlanmaktadır. Hatta sınır dışı edilme riskleri veya evliliğin mutlak butlanla iptali gibi son derece ağır sonuçlar doğabilmektedir. Hukuki sürecin barındırdığı bu yüksek riskler, alanında uzman hukuk profesyonelleri ile çalışılmasını adeta zorunlu kılmaktadır. Hazırlanan bu rehber niteliğindeki detaylı makale, söz konusu sürecin tüm maddi ve şekli şartlarını derinlemesine incelemektedir. Yeni idari düzenlemeler ve olası hukuki engeller tüm detaylarıyla ele alınmıştır.
Milletlerarası Özel Hukuk Kuralları Işığında Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi
Hukuk sistemimizde içerisinde yabancılık unsuru barındıran tüm hukuki işlemler uluslararası kurallar çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun baz alınarak yapılır. Kısaca MÖHUK olarak bilinen bu kanunun on üçüncü maddesi oldukça kritik bir düzenleme içermektedir. İlgili emredici kanun maddesi, evlenme ehliyeti ile evliliğin şekil kurallarını birbirinden kesin çizgilerle ayırmıştır. Kanun hükmü uyarınca taraflardan her birinin evlenme ehliyeti ve bu husustaki maddi şartları bizzat kendi milli hukukuna tabidir. Dolayısıyla evlenecek olan yabancı uyruklu kişinin yaş sınırı kendi ülkesinin kanunlarına göre belirlenir. Ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı yine bizzat kendi milli hukukuna göre değerlendirilir. Hısımlık engelleri veya mevcut bir evliliğinin bulunup bulunmadığı gibi hayati hususlar o kişinin vatandaşı olduğu ülkenin iç hukuk kurallarına tabidir.
Örneğin bazı ülkelerde yasal reşit olma ve resmi evlenme yaşı yirmi bir olarak belirlenmiş olabilir. Bu durumda o ülke vatandaşı olan bir kişi Türkiye’de yirmi yaşında evlilik yapamayacaktır. Ancak bu kural mutlak ve değişmez değildir. Türk kamu düzeninin müdahalesine her zaman açık bir yapıdadır. Yabancı hukukun uygulanmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu spesifik durumlarda o yabancı hukuk kuralı kesinlikle uygulanmaz. Yerine derhal Türk kamu düzeni kuralları devreye girer. Çok eşliliğe izin veren bir milli hukuk kuralı Türk kamu düzenine şiddetle aykırıdır. Yakın akraba evliliğine cevaz veren yabancı yasa hükümleri de benzer şekilde derhal reddedilir. Bu tür durumlarda talepler evlendirme daireleri tarafından kesinlikle kabul edilmeyecektir.
Evliliğin şekli şartları ise kanun koyucu tarafından tamamen farklı bir ilkeye bağlanmıştır. Evliliğin şekline işlemin fiilen yapıldığı ülke hukuku doğrudan uygulanır. Bu emredici hukuki kural gereğince tarafların uyrukları ne olursa olsun Türkiye’de gerçekleştirilecek bir evlilik sıkı kurallara tabidir. Evlilik akdi Türk hukukunun emrettiği resmi şekil şartlarına harfiyen uygun olmak zorundadır. Resmi nikah memuru huzurunda yapılması mecburi bir unsurdur. Tarafların nikah merasimine bizzat katılımı aranır. En az iki şahit önünde yapılmayan hiçbir evlilik Türk hukuku bakımından geçerli kabul edilmemektedir. Vekaletname yoluyla evlilik ülkemizde hiçbir koşulda ve hiçbir şekilde mümkün değildir. Türk hukuku evlilik akdinde aleniyeti son derece önemser. Tarafların özgür iradelerinin eş zamanlı olarak ve şahsen beyan edilmesini şekli bir zorunluluk olarak görür. Ailenin hukuki güvencesi tamamen bu katı şekil şartları üzerine inşa edilmiştir.
Evlendirme İşlemlerinde Yetkili İdari Makamlar
Türkiye’de resmi evlilik başvurularının yapılabileceği kurumlar Evlendirme Yönetmeliği hükümleri ile açıkça ve sınırlı sayıda belirlenmiştir. Tamamen Türk vatandaşları arasında gerçekleşecek evliliklerde pek çok resmi kurum yetkilidir. Belediye evlendirme memurlukları veya nüfus müdürlükleri sıklıkla tercih edilir. Köy muhtarlıkları kırsal kesimde bu önemli yetkiyi kullanır. İl ve ilçe müftülükleri de nikah işlemlerini güvenle gerçekleştirebilir. Ancak işin içine yabancılık unsuru girdiğinde yetkili makamların kapsamı çok ciddi oranda daralmaktadır. Evlenecek kişilerden sadece birinin dahi yabancı uyruklu olması mevcut durumu tamamen değiştirir. Bu durumda evlendirme akdini gerçekleştirmeye yalnızca il ve ilçe belediye evlendirme memurlukları yetkili kılınmıştır. Aynı şekilde ilçe nüfus müdürlükleri de bu nikahları kıyabilir.
Köy muhtarları yabancıların evlendirme işlemlerini yürütmek konusunda kanunen yetkisizdir. İl ve ilçe müftülükleri de yabancı uyrukluların nikahını kıyamaz. Bu kısıtlamanın arkasında yatan temel sebep oldukça rasyoneldir. Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi sürecinde yabancı evraklarının incelenmesi uzmanlık gerektirir. Uluslararası sözleşmelerin değerlendirilmesi karmaşık ve hata kaldırmaz bir idari işlemdir. Tercüme süreçlerinin ve apostil tasdiklerinin kontrolü zorludur. Bu karmaşıklık karşısında çok daha merkezi ve idari yönden donanımlı birimlerin görev alması hedeflenmiştir.
Başvuru aşamasında yetki kuralları gereği taraflar için ikametgah şartı esnetilmiştir. Çiftler evraklarını tam ve eksiksiz olarak hazırladıktan sonra diledikleri herhangi bir evlendirme memurluğuna başvurma hakkına sahiptirler. Evlenme beyannamesinin iki tarafça şahsen doldurulması zorunludur. Ardından tüm evraklar yetkili memur tarafından büyük bir titizlikle incelenir. İnceleme sonucunda herhangi bir hukuki engel bulunmazsa taraflara akdin gerçekleşeceği gün ve saat resmi olarak bildirilir. Nikah töreninin ilgili makamlarca bu iş için özel olarak tahsis edilmiş resmi salonlarda yapılması esastır. Bununla birlikte tarafların resmi talebi üzerine uygun görülen farklı mekanlarda da tören gerçekleştirilebilir. Ancak her durumda yetkili memurun törene bizzat katılımı ve cübbesiyle hazır bulunması zorunludur. Törende tarafların kimlik tespitleri son bir kez yeniden yapılır. Yüksek sesle ve hiçbir baskı altında kalmadan özgür iradeleriyle evlenme beyanlarını dile getirmeleri beklenir.
Evlilik İçin İbraz Edilmesi Zorunlu Olan Hukuki Belgeler
Başarılı ve sorunsuz bir evlilik süreci geçirmek isteyen çiftlerin ilgili idari kurumlara sunması gereken evrakları eksiksiz bir biçimde hazırlaması kritik bir öneme sahiptir. Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi senaryosunda talep edilen belgeler genel hatlarıyla uluslararası standartları karşılamalıdır. Üzerlerinde gerekli uluslararası tasdik şerhlerini de mutlaka barındırmalıdır. İbraz edilmesi gereken temel evraklar silsilesi oldukça geniş ve teferruatlıdır. Kişilerin kimlik tespitinden medeni hallerinin kesin ispatına kadar uzanan bir yelpazeyi kapsar. Belgelerde yaşanacak en ufak bir idari eksiklik sürecin tamamen tıkanmasına yol açmaktadır.
Başvuru sırasında talep edilen belgelerin başında elbette kimlik veya pasaport gelmektedir. Türk vatandaşı için Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartının aslı ve fotokopisi yeterlidir. Yabancı uyruklu şahıs için ise geçerli pasaport aslı ve noter tasdikli Türkçe tercümesi kati surette zorunludur. Medeni halin ispatı hususunda Türk vatandaşı adına nüfus kayıt örneği resmi sistemden kolayca çekilir. Buna karşılık yabancı uyruklu şahsın kendi ülkesinden alınan apostilli veya tasdikli bekarlık belgesini ibraz etmesi kanuni bir şarttır. Doğum belgesi normal şartlarda Türk makamlarınca ayrıca talep edilmez. Ancak yabancı şahsın bekarlık belgesinde anne veya baba adı yer almıyorsa bu eksikliği gidermek için doğum belgesi kesinlikle sunulmalıdır. Sağlık raporu her iki taraf için de aile hekiminden veya devlet hastanesinden alınmış mühürlü ve onaylı bir evrak olmalıdır. Biyometrik fotoğraf konusunda tarafların son altı ay içinde çekilmiş standartlara uygun dört adet fotoğraf sunması beklenir. Yasal kalış ispatı ise kendi ülkesi olduğundan dolayı Türk vatandaşı için aranmaz. Fakat yabancı uyruklu kişi için Türkiye’de geçerli vize veya ikamet izni belgesi dosyaya eklenmek zorundadır.
Tüm bu evrak dosyasının en hayati parçasını kişinin vatandaşı olduğu ülkeden alması gereken resmi evlenme ehliyet belgesi oluşturmaktadır. Bu belge bazı yabancı yetki alanlarında doğrudan bekarlık belgesi olarak da isimlendirilmektedir. Belgenin temel idari işlevi kişinin fiilen evli olmadığını kanıtlamasıdır. Evlenmesine hukuki hiçbir engel bulunmadığını yetkili makamlara gösteren yegane uluslararası resmi evraktır. Söz konusu belgenin üzerinde evlenecek şahsın anne ve baba adı açıkça ve eksiksiz mutlaka yer almalıdır. Tam doğum yeri ve doğum tarihi gibi kritik detayların da net olarak bulunması idari bir zorunluluktur. Şayet ibraz edilen evlenme ehliyet belgesinde bu detaylardan herhangi biri bile eksik bırakılmışsa evlendirme memurlukları yabancı uyruklu şahıstan ek evrak ister. İstenen bu ek evrak uluslararası geçerliliği olan tam tekmil bir doğum belgesidir.
Resmi belgeler arasındaki harf bazlı tutarlılık son derece sıkı bir denetime tabidir. Doğum belgesi ve evlenme ehliyet belgesi üzerindeki isim ve soyisim bilgilerinin ibraz edilen güncel pasaport ile harfi harfine uyuşması şarttır. En ufak bir yazım veya harf farklılığı dahi resmi işlemlerin derhal durdurulmasına yol açar. Dosyanın tamamen reddedilmesine sebebiyet veren bu tür basit harf hataları uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve avukat desteğine ihtiyaç duyulan bir sorundur.
Kimlik tespiti aşamasında yabancı uyruklu kişinin geçerli bir uluslararası pasaport ibraz etmesi esastır. Pasaportu o an için yoksa kendi ülkesine ait uluslararası dolaşım hakkı veren geçerli bir resmi kimlik ibraz etmesi gereklidir. İbraz edilecek olan bu belgenin muhakkak noter onaylı olması istenir. Ayrıca yeminli tercüman tarafından yapılmış doğru Türkçe çevirisinin evrak dosyasına eklenmesi hukuki bir zorunluluktur. Bunun yanı sıra tarafların her birinin ayrı ayrı resmi sağlık raporu alması kanuni bir mecburiyettir. Evlilik öncesi alınacak olan bu tıbbi sağlık raporu kamu sağlığını doğrudan korumak amacı taşır. Genetik geçişli ağır hastalıklar ile bulaşıcı enfeksiyonları önceden tespit etmek hedeflenir. Ayrıca kan uyuşmazlıklarını ortaya çıkarmak amacıyla istenmektedir.
Bu rapor yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki resmi devlet hastanelerinden alınabilir. Aile sağlığı merkezlerinden veya devlet idaresinin özel olarak yetkilendirdiği resmi sağlık kurumlarından alınması da mümkündür. Erkek adaylar için özel olarak hazırlanan sağlık raporunda kalıtsal kan hastalıkları testinin yapıldığına dair spesifik tıbbi ibarelerin bulunması şart koşulmuştur. Raporun muhakkak güncel fotoğraflı ve uzman hekim kaşeli olması gerekmektedir. Dosyanın nizami şekilde tamamlanabilmesi için son altı ay içerisinde çekilmiş biyometrik standartlara uygun vesikalık fotoğrafların da beyannameye sağlamca zımbalanması istenir. Tüm bu ibraz edilen resmi yabancı belgelerin büyük bir çoğunluğu üzerlerinde aksi bir son kullanma tarihi özellikle belirtilmedikçe düzenlendikleri tarihten itibaren yalnızca altı ay süreyle geçerli kabul edilmektedir.
Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi İçin Apostil Süreçleri
Yabancı ülkelerin egemenlik sahalarında temin edilen resmi evrakların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hukuki geçerlilik kazanabilmesi oldukça spesifik onaylardan geçmesine bağlıdır. Bu belgelerin uluslararası sözleşmelerle çerçevesi net şekilde çizilmiş tasdik işlemlerinden geçmesi emredici bir kuraldır. Yabancı resmi belgelerin tasdiki konusunda uluslararası hukuk arenasında en yaygın kullanılan sistem apostil şerhi uygulamasıdır. Bu pratik sistem 5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi ile dünya genelinde kurulmuş ve uluslararası belge dolaşımını büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Belgenin düzenlendiği yabancı ülke eğer bu Lahey Anlaşmasına taraf bir devlet statüsünde ise belgenin o ülkenin yetkili yerel makamları tarafından apostil mühür ve şerhi ile onaylanması yeterli kabul edilir. Üzerinde standartlara tam uygun bir apostil şerhi taşıyan resmi evrak Türkiye’ye getirildikten sonra yeminli bir resmi tercüman tarafından Türkçe diline titizlikle çevrilir. Çeviri işleminin ardından Türkiye’deki bir resmi noterlik makamı tarafından onay yapılması şarttır. Bu son onayın da ardından evrak ilgili il veya ilçe belediye evlendirme memurluklarınca başkaca hiçbir diplomatik işleme gerek kalmaksızın kesin resmi belge olarak kabul edilir.
Ancak uygulamada elbette her ülke Lahey Sözleşmesine taraf değildir. Belgenin temin edildiği ülke bu sözleşmeye imza atmamışsa süreç çok daha karmaşık ve meşakkatli bir resmi onay silsilesini gerektirmektedir. Uluslararası hukukta bu zorlu duruma konsolosluk tasdiki veya legalizasyon adı verilmektedir. İlgili sözleşme dışı ülkenin resmi makamlarından alınan bir evlenme ehliyet belgesi öncelikle o ülkenin kendi Dışişleri Bakanlığı tarafından tasdik edilmelidir. Ardından onaylanan aynı belge o ülkede resmi faaliyet gösteren Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği veya Başkonsolosluğu makamlarına fiziken götürülerek yetkili Türk diplomatlarca tasdik edilmelidir. Bu yorucu işleme dış temsilcilik onayı denir.
Bir başka idari alternatif yöntem ise belgenin yabancı ülkenin Türkiye’de bulunan resmi diplomatik temsilciliğinden doğrudan alınmasıdır. Böyle istisnai bir senaryoda bu kez belgenin Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından doğrudan onaylanması gerekmektedir. Bazı özel durumlarda bu onay yetkisi illerde Valilik Hukuk İşleri Müdürlüklerine ve ilçelerde Kaymakamlık makamlarına da devredilebilmektedir. Bu son derece sıkı onay silsilesinin herhangi bir zayıf halkasında yaşanacak idari kopukluk ibraz edilen evrakların Türkiye’de hiçbir hukuki hüküm doğurmamasına yol açar. Evlilik başvurusu idare memurları tarafından kategorik olarak reddedilir. Fahri konsolosluklar tarafından düzenlenen veya mühürlenen belgelerin ise Türk evlendirme daireleri nezdinde hiçbir kanuni geçerliliği bulunmamaktadır ve bu durum doğrudan evrak reddedilme sebebidir.
Belgelerin uluslararası geçerlilik kazanabilmesi için idari süreçler temelde ikiye ayrılır. Bunlar Lahey Sözleşmesine taraf ülkeler sistemi ile taraf olmayan ülkeler sistemi olarak isimlendirilir. Lahey Sözleşmesine taraf ülkeler sisteminde, yani apostil uygulamasında, yerel ön onay makamı belgeyi düzenleyen ülkenin kendi yetkili iç makamıdır. Bu modern sistemde ek bir nihai dış tasdik makamı onayına hiçbir surette gerek yoktur. Tercüme gereksinimi olarak belgenin Türkiye sınırları içerisinde yeminli tercüman tarafından çevrilmesi yeterlidir. Ardından Türk noterliği tarafından onay yapılması şart koşulur. İşlem hızı genellikle oldukça yüksektir ve süreç tek merkezden kolaylıkla çözülür. Hukuki geçerlilik süresi idari makamlarca genellikle altı ay olarak kati şekilde değerlendirilir. Diğer taraftan Lahey Sözleşmesine taraf olmayan ülkeler sisteminde ön onay makamı doğrudan belgeyi düzenleyen ülkenin resmi dışişleri bakanlığıdır. Nihai dış tasdik makamı olarak ise o ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği devreye girer. Gerekli görülürse Türkiye’deki Dışişleri Bakanlığı da bu işlemi idari yönden yapabilir. Tercüme gereksinimi apostil sistemiyle tamamen aynıdır. Türkiye’de yeminli tercüman çevirisi ile noter onayı şarttır. İşlem hızı ve zorluğu bakımından bu ağır bürokratik süreç birden fazla resmi kuruma fiziksel başvuru gerektirir. Dolayısıyla süreç oldukça fazla zaman alır. Geçerlilik süresi bu tasdikli ağır belgeler için de genel hatlarıyla altı ayla sınırlanmıştır.
Göç İdaresi Genelgesi Işığında Yasal Kalış Şartı
Çok yakın bir zamana kadar Türkiye’de vize süresi dolmuş veya ikamet izni idare tarafından çeşitli sebeplerle iptal edilmiş yabancı uyruklu şahısların durumu esneklik barındırıyordu. Bu şahısların yasa dışı kaçak konumda olmalarına rağmen Türk vatandaşları ile resmi evlilik yapmalarına uygulamada zımnen müsaade ediliyordu. Evliliğin ardından ise hukuki olarak meşru bir zemine dayanılarak aile ikamet iznine sıfırdan başvurmaları mümkün olabiliyordu. Ancak bu hukuki boşluk önemli bir idari genelge değişikliğiyle tamamen ortadan kaldırılmıştır. İki bin yirmi dört yılının Haziran ayında İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tüm il ve ilçe evlendirme memurluklarına yeni ve son derece katı bir genelge tebliğ edilmiştir.
Söz konusu bu son derece kritik idari işlemin temel amacı ülkedeki göç hareketlerini çok daha sıkı bir güvenlik kontrolü altında tutmaktır. Düzensiz ve tamamen yasa dışı olan göçle sahada etkin bir biçimde mücadele etmek hedeflenmiştir. Yalnızca Türkiye’de kalış hakkı kazanmak veya uzun vadede Türk vatandaşlığı elde etmek amacıyla yapılan formalite ve sahte evliliklerin kesin olarak önüne geçilmesi planlanmıştır. İlgili idari düzenleme uyarınca Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi işlemlerinde yabancı şahsın mutlak surette geçerli ve yasal bir kalış hakkına sahip olması kesin bir zorunluluk haline getirilmiştir.
Başka bir deyişle pasaportunun yasal geçerlilik süresi dolmuş hiçbir yabancı artık evlenemez. Vize ihlali yapmış ve idari ceza durumuna düşmüş kişiler kesinlikle nikah masasına oturamaz. Verilen yasal vize süresi çoktan bitmiş kişiler başvuru yapamaz. İkamet izni başvurusu idarece haklı nedenlerle reddedilerek ülkede kaçak durumuna düşmüş hiçbir yabancının resmi evlilik beyannamesi devlet daireleri tarafından işleme alınmamaktadır. Türkiye’de halihazırda kaçak konumda bulunan bir şahsın yasal olarak evlenebilmesi için izlemesi gereken yol oldukça çetrefilli ve meşakkatlidir. Öncelikle kişinin kendi hür rızasıyla ülkeyi terk etmesi şarttır. Sınır kapılarında gecikmeden tahakkuk edecek olan yüksek miktarlı idari vize ihlal cezalarını peşinen devlete ödemesi gerekir. Ardından yasal ve güncel bir vize alarak Türkiye’ye yeniden yasal yollarla giriş yapması emredilmektedir.
Özellikle belirtilmelidir ki bazı durumlarda yabancı şahıs sınır kapısından çıkış yaptığında ihlal süresinin uzunluğuna bağlı olarak kişiye belirli idari sürelerle Türkiye’ye giriş yasağı konulabilmektedir. Tahdit kodları adı verilen bu giriş yasağının süresi dolmadan şahsın ülkeye yeniden giriş yapabilmesinin yegane hukuki bir yolu bulunmaktadır. Bu yol dış temsilcilikler üzerinden konsolosluk aracılığıyla meşruhatlı vize adı verilen özel amaçlı bir istisnai vizenin alınmasına bağlıdır. Aile birleşimi veya evlilik meşruhatlı özel vizeler giriş yasaklarını hukuken meşru bir şekilde delebilen istisnai enstrümanlardır. Göç hukuku ve katı aile hukukunun bu denli sert bir biçimde iç içe geçtiği bir idari düzlemde atılacak adımlar şüphesiz hayati önem taşır. Hata toleransının sıfır olduğu bu yeni ve karmaşık sistemde stratejik adımların mutlaka uzman bir hukukçu rehberliğinde atılması tavsiye edilmektedir. Aksi takdirde yaşanabilecek ani sınır dışı deport kararları ve altından kalkılamayacak ağır idari para cezası gibi mağduriyetlerin yaşanması adeta kaçınılmaz bir gerçektir.
Yabancı Kadınlar İçin Düzenlenen İddet Müddeti Süreçleri
Türk Medeni Kanunu ülkemizdeki aile yapısını ve nesebin sağlığını hukuken korumak adına evliliği herhangi bir sebeple sona eren kadının yeniden evlenebilmesi için belirli bir koruyucu süre öngörmüştür. Kanunun ilgili emredici maddelerine göre mahkemece verilen boşanma kararının kesinleşmesi hukuki bir bitiş sebebidir. Evliliğin mahkemece mutlak butlan kararı ile iptal edilmesi bir diğer geçerli sebeptir. Kocanın ölümü de doğal olarak evliliği sonlandırır. Bu sayılan hallerden itibaren kadın hukuken üç yüz gün geçmedikçe yeni bir resmi evlilik beyanında bulunamaz.
İddet müddeti veya halk arasındaki adıyla kanuni bekleme süresi adı verilen bu kısıtlamanın temel amacı aslında son derece nettir. Kadının biten önceki evliliğinden hamile olması ihtimaline karşı doğacak olan masum çocuğun soybağının yani nesebinin karışmasını engellemek yegane ana hedeftir. Nesebin oldukça sahih bir şekilde tespitini hukuki güvence altına almak için bu süre şart koşulmuştur. Nitekim kanun koyucu evlilik bitiminden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babasını yasal olarak doğrudan eski koca kabul etmektedir. Şayet kadın bu yasal idari süre zarfında fiilen bir doğum yaparsa iddet müddeti kanun gereği kendiliğinden o an sona erecektir.
Ancak kadının bu üç yüz günlük bekleme süresi henüz dolmadan önce acilen yeniden evlenmek istemesi durumunda izlemesi gereken bir yasal prosedür bulunmaktadır. Kadın vakit kaybetmeksizin yetkili Aile Mahkemesine başvurarak iddet müddetinin kaldırılması davası açmalıdır. Hasımsız olarak pratik bir şekilde açılan bu mahkeme sürecinde hakimin aradığı en önemli somut delil tıbbi sağlık raporudur. Tam teşekküllü bir resmi sağlık kuruluşundan ivedilikle alınacak ve kadının o an itibarıyla gebe olmadığını kesin olarak kanıtlayacak bu detaylı rapor dosyaya sunulmalıdır. Raporda hamilelik durumunun bulunmadığının tıbben açıkça tespit edilmesi halinde hakim kanuni bekleme süresini tek celsede ivedilikle kaldıracaktır. Bu mahkeme kararının itirazsız kesinleşmesiyle kadının derhal resmi bir şekilde evlenmesine olanak tanınacaktır.
Burada işin içerisine yabancılık unsuru devreye girdiğinde son derece önemli hukuki bir nüans ortaya çıkar. Eğer yabancı uyruklu bir kadın kendi ülkesindeki yabancı mahkemeler nezdinde boşandığını beyan etmişse bu iddet müddetinin başlangıç tarihi çok büyük bir önem arz eder. Milletlerarası Özel Hukuk temel kuralları gereği bu bekleme süresi yabancı mahkemenin bizzat verdiği boşanma kararının kendi iç hukukuna göre kesinleştiği tarihten itibaren geriye dönük olarak sayılmaya başlanır. Türkiye’de evlenmek isteyen dul veya daha önceden mahkemece boşanmış yabancı uyruklu kadınların bu sürelere çok titizlikle dikkat etmeleri zorunludur. Eğer yasada belirtilen üç yüz gün dolmamışsa Türk makamları evliliğe izin vermeyeceği için iddetin kaldırılması davası açmak için yasal yollara derhal başvurmaları elzemdir.
Resmi Nikah Merasiminde Yeminli Tercüman Zorunluluğu
Evlilik akdinin hukuken sağlıklı bir şekilde kurulması aşaması tarafların evlenme iradelerini hiçbir baskı altında kalmadan tamamen serbestçe beyan etmelerini gerektirir. Bu beyanın da tam bir bilinç ve karşılıklı anlayış içerisinde verilmesi kanuni bir şarttır. Nikah töreni esnasında yetkili resmi makamları önünde taraflardan birinin veya her ikisinin birden Türkçe bilmemesi durumunda idari bir zorunluluk ortaya çıkmaktadır. Resmi evlendirme memuru tören sırasında tarafların sözlü beyanlarının doğruluğundan tamamen emin olmak mecburiyetindedir. Tarafların sorulan sorulara tam olarak ne anlam yükleyerek evet cevabını verdiklerini anlamaları ve idrak etmeleri hukuki bir gerekliliktir.
Bu hayati önem taşıyan pratik nedenle Türkçe bilmeyen yabancılar için özel bir idari kural getirilmiştir. Kendini tam olarak Türkçe ifade edemeyecek seviyede olan yabancı uyruklu şahıslar için resmi tören esnasında noter tasdikli bir yeminli tercümanın bizzat hazır bulundurulması yasal bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir. Atanan tercüman törende cübbesiyle bulunan evlendirme memurunun hukuki sorularını yabancı uyruklu kişiye anında ve kusursuz bir biçimde çevirmekle mükelleftir. Aynı şekilde yabancı şahsın kendi dilinde vereceği onama cevaplarını da memura eksiksiz ve anında iletmekle yükümlüdür. Sağır ve dilsiz olan taraflar için de benzer hukuki şekilde işaret dili uzmanı yeminli bir tercüman veya alternatif olarak yazılı beyan usulü anında devreye girer.
Uygulamada yeminli tercüman gereksinimi sadece nikah merasimi aşaması ile sınırlı kalmamaktadır. Nikah günü almak için resmi evlendirme dairelerine yapılan ilk fiziksel başvuru evresinde de bu zorunluluk idarece aranır. Resmi evlenme beyannamelerinin taraflarca doldurulması ve imzalanması sırasında da evlendirme memurlukları yeminli tercüman bulundurulmasını açıkça talep edebilmektedir. Yeminli tercüman sıfatını hukuken haiz olmayan sıradan standart çevirmenlerin bu işlemi yapması ise kesinlikle yasaktır. Tarafların Türkçe bilen arkadaş çevresinin veya yakın akrabalarının bu işlemi yapmasına mevzuat gereği hiçbir surette müsaade edilmez. Doğru anlaşılmayan eksik irade beyanları evliliğin en temel unsuru olan karşılıklı rızayı sakatlayacaktır. Bu durum resmi idari süreçlerin yarıda kalmasına ve hatta çok ileride evliliğin tamamen iptaline dahi sebep olabilir. Ayrıca yeminli tercümanların nikah törenine ait resmi devlet tutanaklarına kendi mühürleriyle imza atarak adeta yasal bir şahitlik fonksiyonuna benzer çok ağır bir idari ve hukuki sorumluluk üstlendikleri de kesinlikle göz ardı edilmemelidir.
Aynı Uyruklu Yabancıların Konsolosluk İdaresi Önünde Evlenmesi
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde tamamen aynı uyruğa sahip iki yabancının birbiriyle evlenmek istemesi durumunda uluslararası hukuk sistemi doğrudan devreye girmektedir. Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi hususunda hukuk sistemi bu spesifik senaryoda taraflara yetki mercii seçme hakkı tanıyan daha esnek bir yaklaşım benimsemiştir. Evlendirme Yönetmeliği kuralları uyarınca eğer evlenecek tarafların kendi milli kanunları bu duruma açıkça idari yetki veriyorsa aynı devletin vatandaşı olan iki kişi Türkiye’deki yerel makamlara gitmek zorunda değildir. Kendi büyükelçilikleri veya konsoloslukları huzurunda diplomatik sınırlar içerisinde kendi hukuki evlenme işlemlerini meşru olarak gerçekleştirebilirler.
Uluslararası hukuk literatüründe bu meşru duruma kısaca konsolosluk evlenmesi adı verilmektedir. Konsolosluklar nezdinde kıyılan bu diplomatik nikah tamamen o yabancı ülkenin iç hukuku şekil ve maddi şartlarına göre resmi olarak icra edilir. Konsolosluk idari yetkilisinin kendi ülke mevzuatına göre resmi evlendirme yetkisine sahip olması en temel şarttır. Ancak konsolosluklar nezdinde gerçekleştirilen bu yabancı evliliklerin Türk makamları önünde de bir hüküm ifade edebilmesi gerekir. Aksi takdirde Türkiye’deki resmi kurumlarda bu yabancı şahıslar evli olarak işlem göremezler. Bu ciddi hukuki boşluğun tamamen giderilmesi için resmi bir idari bildirim ve tescil sürecine kati bir ihtiyaç duyulmaktadır.
Süreci yöneten tarafların bağlı oldukları dış temsilcilik evlenme akdinin yapıldığını usulüne uygun formlarla ve belirli yasal süreler dahilinde Türkiye’deki ilgili il veya ilçe nüfus müdürlüklerine resmi yollardan bildirmekle mükelleftir. Eğer böyle bir bildirim diplomatik kanallar vasıtasıyla idareye yapılamıyorsa bildirim sorumluluğu taraflara geçer. Evlenen yabancı çiftlerin ilgili konsolosluktan alacakları uluslararası evlenme belgelerini usulüne çok uygun şekilde Türkçe diline yeminli tercüman vasıtasıyla eksiksiz tercüme ettirmesi şarttır. Ardından yasal resmi onay mekanizmalarından geçirerek ilçe nüfus müdürlüklerine elden fiziken sunması gerekmektedir. Aynı uyruklu yabancıların konsolosluk idaresi opsiyonunu kullanmak istememesi durumunda doğrudan Türk resmi evlendirme memurlarına şahsen başvurarak tamamen Türk kanunlarına göre resmi nikah yapma hakları da mevzuat tarafından her zaman yasal olarak saklı tutulmuştur.
Evlilik Sonrası Kazanılan Aile İkamet İzni ve Türk Vatandaşlığı Süreci
Yabancı uyruklu bir kişinin bir Türk vatandaşıyla resmi makamlarca evlenmesi kişiye sanılanın aksine otomatik olarak ülkede ikamet izni veya doğrudan bir Türk vatandaşlığı hakkı kesinlikle kazandırmaz. Resmi evliliğin yetkili devlet makamları önünde usulüne uygun gerçekleşmesi yalnızca bu ağır hakların idari olarak talep edilebilmesi için meşru ve hukuki bir zemin oluşturur. Türk eşin hukuken destekleyici sıfatıyla büyük bir hukuki sorumluluk üstlendiği bu yepyeni süreçte yabancı eş valiliklere bağlı kurumlara aile ikamet izni talebinde hukuken bulunabilir.
Göç İdaresi Başkanlığı birimleri tarafından son derece detaylı ve titizlikle değerlendirilen bu resmi başvurularda evliliğin gerçek bir aile kurma niyetiyle yapılıp yapılmadığı derinlemesine incelenir. Mülakatlar yüz yüze gerçekleştirilir ve taraflara çapraz sorular sorularak samimiyet ölçülür. Destekleyici pozisyonundaki Türk eşin tüm aileyi asgari düzey standartlarda geçindirebilecek seviyede belgelenebilir ve düzenli bir meşru gelire sahip olması kesinlikle aranır. Aile nüfusuna uygun hijyenik barınma koşulları sağlaması ve eşini de tam kapsamlı içine alacak geçerli bir sağlık sigortası resmi olarak sunması emredici bir idari şarttır. Gelir miktarının yetersizliği veya evliliğin sadece vatandaşlık elde etmek amacıyla yapılmış sahte bir birliktelik olduğuna dair şüpheler uyanması halinde ikamet izni başvurusu hızla reddedilir. Hatta bu durum sahtecilik kanunu kapsamında yabancı eşin sınır dışı edilmesine dahi yol açabilir. Aile ikamet izni kanun gereği idarece genellikle en fazla üç yıla kadar geçerli olacak şekilde düzenlenir ve şartların fiilen devamı halinde idarece süresi periyodik olarak uzatılır.
Vatandaşlık kazanım süreci ise çok daha uzun vadeli ve son derece titiz bir üst devlet değerlendirmesini gerektirir. Türk Vatandaşlığı Kanunu kuralları uyarınca yabancı eşin evlilik yoluyla vatandaşlık başvurusunda kanunen bulunabilmesi için resmi evliliğin en az üç yıl boyunca kesintisiz ve hiçbir şekilde sorunsuz bir biçimde devam etmiş olması kati bir şarttır. Üç yıllık katı kanuni sürenin eksiksiz doldurulmasıyla birlikte yabancı eş için başvuru hakkı tam olarak doğar. Ancak yetkili komisyonlar kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimleri aracılığıyla kapsamlı ve gizli tahkikatlar yürütür. Tarafların aynı çatı altında gerçekten bir arada yaşayıp yaşamadıkları komşulara dahi sorularak detaylıca incelenir. Yabancı eşin kamu düzeni, genel ahlak ve milli güvenliğe herhangi bir tehdit oluşturup oluşturmadığı adli sicil kayıtları üzerinden derinlemesine taranır. Olumlu raporların devlete sunulmasının ardından nihai karar merciinin bizzat onayı ile vatandaşlık süreci resmi olarak tamamlanır ve kişi Türk kimliğine kavuşur. Görüldüğü üzere evlilik, medeni hakların kazanımında yalnızca atılan ilk adımdır ve izleyen yıllarda idari mevzuata kusursuz tam uyum gösterilmesi esastır. Hukuki sürecin riskli karmaşıklığı süreci idare edecek uzman bir avukattan mutlaka destek alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi Sık Sorulan Sorular
Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi için yasal oturma izni veya vize sahibi olması zorunlu mudur sorusu uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biridir. Yeni idari düzenlemelere göre bu durum artık kesin bir zorunluluktur. İki bin yirmi dört Haziran ayında yürürlüğe giren ve idareye kesin talimat veren genelge doğrultusunda evlilik başvurusunda bulunacak tüm yabancıların mutlak surette yasal ve geçerli bir kalış hakkına sahip olması emredilmiştir. Vize ihlali yapan, vize yasal süresi çoktan dolan veya oturma izni idarece iptal edilen kaçak durumdaki yabancıların resmi evlilik müracaatları istisnasız bir biçimde reddedilmektedir.
Yabancı resmi idari makamlardan alınan bekarlık veya evlenme ehliyet belgesinin Türkiye’de onaylanması işlemi nasıl yapılır konusu potansiyel müvekkillerce sıklıkla araştırılır. Belgenin temin edildiği ülke şayet Lahey Anlaşmasına üye bir devlet ise yalnızca o ülkedeki yetkili yerel makamlardan apostil tasdik şerhinin belgenin orijinali üzerine alınması yeterli kabul edilir. Şayet belgeyi veren idare bu uluslararası sözleşmeye taraf değilse belgenin ilgili ülkenin kendi dışişleri bakanlığı ve Türkiye büyükelçiliği aracılığıyla konsolosluk tasdiki ve legalizasyon sürecinden fiziken sırayla geçirilmesi hukuki bir gerekliliktir. Bu yorucu silsile tamamlanmadan evraklar asla işleme konulmaz.
Yabancı uyruklu kadınların daha önceki mahkeme boşanmalarının ardından Türkiye’de yeniden evlenmesi için yasal bir bekleme süresi var mıdır hususu da büyük bir hukuki önem taşır. Türk hukuku uyarınca dul kalan veya mahkeme kararıyla resmen boşanan kadınların önceki evliliklerinin fiilen sona ermesinden itibaren üç yüz günlük iddet müddeti adı verilen emredici bir hukuki bekleme süresi bulunmaktadır. Bu kanuni idari süre henüz dolmadan acilen evlenmek isteyen kadınlar kesinlikle hamile olmadıklarını tam teşekküllü resmi bir devlet sağlık raporuyla tıbben belgeleyerek Aile Mahkemelerinde iddet müddetinin kaldırılması davası açmak zorundadırlar.
Yabancı uyruklu eş ile Türkiye’de resmi evlendikten hemen sonra doğrudan Türk vatandaşı olabilir miyiz beklentisi toplumda oldukça yaygındır. Ancak Türk hukuku evlilik yoluyla vatandaşlık hakkının derhal ve şartsız şekilde kazanılmasına hiçbir şekilde olanak tanımaz. Resmi evlilik akdinin memur önünde kurulmasının ardından öncelikle Göç İdaresinden meşru bir aile ikamet izni alınmalıdır. Daha sonrasında ise en az üç tam yıl süreyle kesintisiz bir biçimde devletin denetiminde gerçek bir aile birliği içerisinde yaşanması şarttır. Bu meşakkatli süreçte kamu düzenini bozacak her türlü davranışlardan kaçınılması halinde kişiye ancak şartlı olarak vatandaşlığa başvuru hakkı elde etme imkanı sunulmaktadır.
Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi Sonuç
Yabancı uyruklu şahısların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hukuken geçerli bir evlilik akdi kurabilmesi oldukça yoğun bir resmi belge temini sürecini gerektirmektedir. Konsolosluk tasdik onay süreçleri ve idari başvurular silsilesi bu hukuki sürecin ana omurgasını oluşturur. Hem Milletlerarası Özel Hukuk temel ilkelerinin hem de Türk Medeni Kanunu katı şekil şartlarının resmi idare nezdinde aynı anda gözetilmesi zorunluluğu süreci teknik ve son derece karmaşık bir boyuta taşımaktadır. Özellikle yürürlüğe konan yeni yasal kalış şartı düzenlemeleri ve göç idaresinin artan ağır yaptırımları sebebiyle artık bireysel işlemlerde idari hata payı tamamen ortadan kalkmıştır. Eksik onaysız bir yeminli tercüme, uluslararası belgeler arası yanlış bir küçük harf uyumsuzluğu veya iddet müddeti gibi kanuni sürelere riayet edilmemesi durumlarında evlilik başvurularının doğrudan idarece reddedildiği görülmektedir. Bu tür acı ret kararları neticesinde mağdur kişilerin deport edilme tehlikesiyle dahi karşı karşıya kaldığı bilinen ve sıkça karşılaşılan bir gerçektir.
Sürecin en başından itibaren tam bir hukuki güvenle tamamlanması ve olası yüksek idari para cezalarından tam manasıyla korunulması gerekmektedir. Evlilik sonrası başlanacak aile ikamet izni ile uzun vadeli vatandaşlık başvurularının sağlam temellere oturtulması hedeflenmelidir. Bu hedeflere hatasız ulaşmak için mutlaka deneyimli bir Avukat İstanbul aracılığıyla adımların stratejik olarak atılması gerekmektedir. Hukuki ret risklerinin tamamen minimize edilmesi ve yeni kurulacak ailenizin geleceğinin resmi olarak güvence altına alınması her şeyden önce paha biçilemez bir önem taşır. Profesyonel bir hukuki destek almadan Yabancı Uyrukluların Türkiye’de Evlenmesi sürecine girmek, geri dönülmesi zor hukuki ve idari sorunlara yol açabilir. Bu hususta süreci en ince ayrıntısına kadar hakim profesyonel bir Avukat İstanbul desteğiyle yürütmek telafisi imkansız devasa zararları önleyecek en güvenilir çözüm yoludur. Tüm bu karmaşık yasal idari süreçlerinizi güvenle yönetmek için Av. Tolga Çelik Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak hizmetinizdeyiz. Profesyonel hukuki danışmanlık almak ve işlemlerinizi uzman ekibimizle hızlıca başlatmak için Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. Elbir İş Merkezi No:6 Kat:9 Daire:11, 34381 Şişli/İstanbul adresinde bulunan ofisimizi dilediğiniz zaman ziyaret edebilirsiniz.