Kimlikten Baba Adı Sildirme

Kimlikten Baba Adı Sildirme

Nüfus kütüğünde ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartında yer alan aile bilgileri, bireyin hukuki statüsünü ve soybağını doğrudan tayin eden resmi kayıtlardır. Uygulamada biyolojik bağı bulunmayan kişilerin kayıtlarda baba olarak görünmesi veya çeşitli manevi ve hukuki gerekçelerle nüfus hanesinden kaydın çıkarılması talebi sıkça gündeme gelmektedir. Kişinin resmi evraklardan babasının ismini kaldırması veya haneden çıkartması işlemi, halk arasında kimlikten baba adı sildirme olarak adlandırılsa da mevzuatımızda belirli dava türleri aracılığıyla yürütülen son derece sıkı şekil şartlarına bağlı yargısal süreçleri ifade eder. Keyfi bir beyan ya da idari bir başvuru ile kimlik belgesinden baba isminin doğrudan kazınması veya silinmesi hukuken olanaksızdır. Bu sürecin başarıyla sonuçlanması, doğru hukuki sebeplere dayanılmasına ve uzman bir avukat eşliğinde yetkili mahkemelerde dava açılmasına bağlıdır.

Kimlikten Baba Adı Sildirme Nedir ve Hukuki Temeli Nelerden Oluşur?

Nüfus sicilinde baba hanesinde kayıtlı bulunan kişinin kaydının kaldırılması veya resmi haneden terkin edilmesi sürecine genel olarak kimlikten baba adı sildirme denilmektedir. Kişisel durum sicilinin tutulması kamu düzenine ilişkin olduğundan, nüfus kütüğündeki herhangi bir bilginin idari bir dilekçeyle tek taraflı olarak silinmesi kanunen yasaklanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 36. maddesinde yer alan “Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir.” amir hükmü uyarınca, resmi kayıtlardaki değişiklikler ancak ve ancak kesinleşmiş bir mahkeme ilamıyla gerçekleştirilebilir. Bireylerin çocukluk döneminde gerçeğe aykırı tescil edilmiş kayıtları, evlilik dışı doğan çocukların tanıma beyanındaki usulsüzlükleri veya koca adına haksız tescil edilen kayıtlar bu talebin temel gerekçelerini teşkil eder.

Toplumda sıklıkla merak edilen husus, nüfus cüzdanında veya yeni çipli kimlik kartlarında baba adının tamamen boş bırakılıp bırakılamayacağıdır. Türk hukuk sistemi, her bireyin tescil edilmiş bir soybağına sahip olmasını kamu menfaati gereği kural olarak benimser. Evlilik dışı doğan ve babası tarafından resmi olarak tanınmayan ya da hakkında babalık hükmü kurulmayan çocukların kimliklerinde yalnızca annenin belirteceği veya annenin soyadıyla birlikte belirli usullere göre düzenlenmiş kayıtlar yer alabilmektedir. Ancak mevcut bir baba kaydının tamamen silinmesi, o kişiyle olan hukuki bağın soybağının reddi veya kaydın iptali davası yoluyla hukuken ortadan kaldırılmasını gerektirir. Biyolojik gerçekliğe aykırı bir baba kaydı ile hayatını sürdürmek zorunda kalan vatandaşlar, kanunda sayılan hak düşürücü süreleri geçirmeden mahkemeye başvurarak bu haksız duruma son verebilirler.

Türk Hukukunda Biyolojik ve Hukuki Baba Kavramı ile Babalık Karinesi

Türk Medeni Kanunu soybağının kurulmasını belirli kesin kurallara ve karinelere bağlamıştır. Kanun koyucu, evlilik birliği devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca olduğunu kabul eder. Bu durum Türk Medeni Kanunu bünyesinde babalık karinesi olarak tanımlanır ve aksi ancak mahkeme huzurunda ispatlanabilir bir varsayımdır. Evlilik içinde dünyaya gelen bir çocuk, biyolojik babası koca olmasa dahi doğrudan kocanın nüfus kütüğüne tescil edilir. İşte bu noktada biyolojik gerçeklik ile hukuki gerçeklik arasında derin bir uçurum meydana gelebilmektedir.

Biyolojik baba, çocuğun genetik olarak türediği gerçek kişiyi ifade ederken, hukuki baba nüfus kütüğünde çocuğun babası olarak tescil edilmiş ve üzerine velayet ile nafaka gibi yükümlülükler yüklenmiş kişidir. Hukuk düzenimiz biyolojik bağın hukuki bağla örtüşmesini hedefler. Dolayısıyla resmi kayıtta baba olarak yer alan ancak genetik bağı bulunmayan kişilerin kayıttan çıkarılması amacıyla dava yolları düzenlenmiştir. Tarafların kendi aralarında yapacakları yazılı anlaşmalar veya noter taahhütnameleri soybağını değiştirmeye yetmez. Çocuğun menfaati ile kamu düzeninin korunması adına, soybağının tespiti veya ortadan kaldırılması münhasıran yargı organlarının denetimine bırakılmıştır.

Kimlikten Baba Adı Sildirme Davasının Hukuki Yolları

Resmi sicillerden baba kaydının kaldırılması tek bir dava tipiyle sınırlı olmayıp somut olayın özelliklerine göre iki farklı temel hukuki kategoriye ayrılır. İlk yol soybağı ilişkisini sonlandıran davalar iken, ikinci yol maddi hataların düzeltilmesine dayanan nüfus kaydının düzeltilmesi davalarıdır. Her iki yolun tabi olduğu usul kuralları, ispat vasıtaları, görevli mahkemeleri ve hak düşürücü süreleri birbirinden tamamen farklıdır. Yanlış bir hukuki nedene dayanılarak veya usul kuralları gözetilmeden açılan talepler, mahkemelerce davanın usulden reddiyle sonuçlanarak kişilerin hak arama hürriyetini ve zamanını telafisi imkansız şekilde zedelemektedir.

Soybağının Reddi Yoluyla Kimlikten Baba Adı Sildirme

Evlilik birliği içerisinde doğan ya da evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde dünyaya gelen çocuklar için babalık karinesi devreye girer. Bu karine kapsamında tescil edilen babanın sicilden çıkarılması ancak soybağının reddi davası açılmasıyla mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 286. maddesinde tanzim edildiği üzere “Koca, ana veya çocuk soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir.” hükmü yer alır. Söz konusu dava, biyolojik olarak baba olmadığını iddia eden koca tarafından açılabileceği gibi bizzat ergin olan çocuk tarafından da resmi babaya karşı yöneltilebilir.

Yargılama aşamasında davanın kabulü için en temel ispat aracı bilimsel tıp verileridir. Mahkemece sevk edilecek Adli Tıp Kurumu nezdinde yapılacak DNA profil incelemesi sonucunda resmi baba ile çocuk arasında biyolojik bağın bulunmadığı kesin olarak tespit edilirse hakim soybağının reddine hükmeder. Bu kararın kesinleşmesiyle birlikte çocuk baba hanesinden çıkartılır ve annesinin bekarlık hanesine kaydedilir. Böylece halk arasında kimlikten baba adı sildirme olarak ifade edilen sonuç hukuken vuku bulmuş olur. Çocuğun soyadı da kural olarak annesinin bekarlık soyadına dönüşerek baba ile arasındaki tüm yasal ve mirasçılık bağları geriye dönük biçimde hükümsüz kalır.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Yoluyla Kimlikten Baba Adı Sildirme

Bazı istisnai durumlarda çocuk evlilik içinde doğmadığı halde idari memurların hatası, sahte belge kullanımı veya başkasına ait kimliğin ibraz edilmesi nedeniyle hiç tanımadığı bir şahsın üzerine tescil edilmiş olabilir. Ortada hukuken geçerli bir evlilik ilişkisi veya usulüne uygun kurulmuş bir soybağı karinesi bulunmamasına rağmen yapılan hatalı tescillerde soybağının reddi değil, nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılmalıdır. Bu davanın yasal dayanağını 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi oluşturur. Anılan düzenlemede “Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.” ifadesi yer almaktadır.

Maddi vakıanın baştan itibaren gerçeğe aykırı olduğu bu gibi hallerde yapılan işlem, teknik anlamda bir soybağının bozulması değil, kütüğe yanlış yansıtılmış kaydın iptal edilerek gerçeğe uygun hale getirilmesidir. Yanlış tescil sonucu adına kayıt yapılan kişi ile çocuk arasında esasen hiçbir soybağı kurulmamıştır. Dolayısıyla bu uyuşmazlıklarda açılacak dava ile hatalı baba hanesi kapatılarak sicil doğru temele kavuşturulur. Nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğindeki bu süreçler, ilgililerin resmi kayıtları gerçeğe uygun hale getirmesinde kritik bir hukuki imkan sağlar.

Tanımanın İptali Yoluyla Babanın Kaydını Kaldırma

Evlilik dışı dünyaya gelmiş bir çocuk, kendisini biyolojik babası sanan veya gerçeği bilmesine rağmen resmi olarak sahiplenmek isteyen bir erkek tarafından nüfus müdürlüğüne, mahkemeye veya notere başvurularak tanınabilir. Tanıma işlemi tek taraflı yenilik doğuran bir irade beyanı niteliği taşır. Ancak sonradan yapılan tanımanın gerçeği yansıtmadığı, tanıyan şahsın yanıldığı, korkutulduğu veya aldatıldığı anlaşılırsa tanımanın iptali davası gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu uyarınca ana, çocuk veya hak sahibi diğer ilgililer tanımanın gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek iptal talebinde bulunabilirler.

Mahkeme nezdinde görülen tanımanın iptali davasında da yine DNA testi gibi bilimsel incelemeler belirleyici rol oynar. Tanıyan kişinin çocuğun genetik babası olmadığı tıbben kanıtlandığı takdirde, tesis edilmiş olan hukuki soybağı mahkeme hükmüyle ortadan kaldırılır. Kararın kesinleşmesi neticesinde çocuk tanıma işleminden önceki hukuki statüsüne döndürülür ve kütükteki baba kaydı terkin edilir. Tanımanın iptali kurumu, usulsüz işlemlerle kurulan suni baba bağlarının bertaraf edilmesi ve kimlikten baba adı sildirme hedefinin yasal zeminde gerçekleştirilmesi için özel bir koruma alanı yaratır.

Kimlikten Baba Adı Sildirme Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hukuk muhakemeleri usulünde görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce davanın her aşamasında kendiliğinden denetlenir. Görevli mahkemenin yanlış belirlenmesi, aylarca hatta yıllarca süren yargılamaların ardından görevsizlik kararı verilmesine ve davanın sil baştan başlamasına sebebiyet verir. Soybağının reddi ve tanımanın iptali gibi doğrudan Türk Medeni Kanunu’nun aile hukuku kitabında düzenlenen uyuşmazlıklarda görevli mahkeme münhasıran Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin kurulu bulunmadığı adliyelerde ise dava Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından aile mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanır.

Öte yandan, nüfus memurunun hatasından veya gerçeğe aykırı bildirimden kaynaklanan tescil iptallerinde yani nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi veya nüfus sicilinin kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir. 5490 sayılı Kanun uyarınca nüfus kayıt davalarında ilgili Nüfus Müdürlüğü yasal hasım olarak davaya dahil edilmek zorundadır. Yetki veya görev itirazları ile karşılaşmamak adına somut uyuşmazlığın niteliğinin dava açılmadan önce titizlikle incelenmesi ve dava dilekçesinin doğru mahkemeye hitaben hazırlanması gerekir.

Hak Düşürücü Süreler ve Usul Hatalarının Doğuracağı Riskler

Soybağını ilgilendiren davalarda kanun koyucu aile huzurunu, hukuki istikrarı ve çocuğun menfaatini korumak amacıyla son derece katı hak düşürücü süreler öngörmüştür. Türk Medeni Kanunu’nun 289. maddesi gereğince koca, soybağının reddi davasını doğumu ve baba olmadığını öğrendiği veya ananın gebe kaldığı dönemde başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak mecburiyetindedir. Çocuk açısından ise dava açma hakkı ergin olduğu tarihten başlayarak işlemeye başlar ve çocuğa ergin olduğu tarihten itibaren bir yıllık yasal süre tanınır. Gecikmeyi haklı kılan çok somut ve ispatlanabilir bir sebep bulunmadığı müddetçe bu sürelerin geçirilmesi dava hakkını tamamen ve ebediyen ortadan kaldırır.

Dava sürecinde yapılacak küçük bir usul hatası dahi telafisi imkansız sonuçlar doğurabilir. Örneğin tebligatların usulüne uygun takip edilmemesi, cevap sürelerinin kaçırılması, yetkili adliyenin yanlış seçilmesi veya hak düşürücü sürenin başlangıç anının hatalı yorumlanması davanın esasına dahi girilmeden reddedilmesine yol açabilir. Davanın süre yönünden reddedilmesi halinde aynı hukuki sebebe dayanılarak yeniden dava açılması kesin hüküm engeline takılır. Bu durum bireyin ömrünün sonuna kadar biyolojik bağı bulunmayan bir şahsı nüfus kaydında baba olarak taşımak zorunda kalması anlamına gelir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi, sürelerin eksiksiz hesaplanması ve dosyanın profesyonelce sevk ve idaresi ancak alanında tecrübeli bir avukatın doğrudan müdahalesiyle güvence altına alınabilir.

Yargılama Sürecinde DNA Testi ve Adli Tıp Kurumu İncelemeleri

Babalık bağının çürütülmesine yönelik tüm yargılamalarda mahkemenin vicdani kanaatini belirleyen en güçlü delil Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan DNA raporudur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak kaydıyla herkes soybağının tespiti için vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmakla yükümlüdür. Taraflardan birinin haklı bir gerekçe olmaksızın testten kaçınması durumunda hakim zor kullanılmasına karar verebileceği gibi bu kaçınmayı aleyhe bir delil olarak da değerlendirebilir.

Özel laboratuvarlardan veya yetkisiz kliniklerden alınan test raporları mahkemeler nezdinde doğrudan hükme esas alınmaz. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, DNA incelemesinin mutlaka resmi bilirkişi sıfatını haiz Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dallarınca yapılmasını ve kimlik teşhisinin usulüne uygun şekilde fotoğraflı tutanaklarla belgelenmesini zorunlu kılmaktadır. Alınan örneklerin karşılaştırılması neticesinde hazırlanan raporda biyolojik babalık ihtimalinin yüzde doksan dokuz virgül dokuz veya kesin ret şeklinde belirlenmesi davanın kaderini tayin eder. Dolayısıyla sürecin bilimsel standartlara tam uyum içerisinde tamamlanması büyük önem arz eder.

Kimlikten Baba Adı Sildirme Davasının Miras ve Şahsi Haklara Etkileri

Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte gerçekleşen kimlikten baba adı sildirme işlemi, taraflar arasındaki tüm hukuki ve kişisel ilişkileri kökten değiştirir. Soybağı reddedilen veya kaydı iptal edilen baba ile çocuk arasındaki yasal mirasçılık sıfatı tamamen ve geçmişe etkili olarak sona erer. Çocuk, eski babasının ve onun kan hısımlarının yasal mirasçısı olamayacağı gibi eski baba da çocuğun vefatı halinde onun mirasından hiçbir hak talep edemez. Daha önce intikal etmiş miras payları veya tereke malları mevcutsa bu kazanımlar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri talep edilebilir hale gelir.

Miras haklarının yanı sıra aile hukukundan kaynaklanan velayet hakkı, çocukla kişisel ilişki kurma hakkı ve nafaka borçları da derhal ortadan kalkar. Çocuk adına daha önce hükmedilmiş bir iştirak nafakası bulunuyorsa kararın kesinleşmesiyle birlikte nafaka ödeme yükümlülüğü sona erer. Çocuk reşit değilse velayeti münhasıran anaya ait olur. Ayrıca çocuğun resmi soyadı da babanın soyadından çıkarılarak ananın bekarlık soyadına çevrilir. Görüldüğü üzere bu dava yalnızca kütükte bir ismin değişmesi sonucunu doğurmaz, bireyin tüm mali ve medeni haklarını derinden etkileyen çok yönlü hukuki neticeler meydana getirir.

Kimlikten Baba Adı Sildirme Taleplerinde Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay içtihatları, soybağı davaları ile nüfus kayıt düzeltme davaları arasındaki ince sınırları belirleyen en temel yol göstericidir. Yüksek Mahkeme, açılan davanın hukuki nitelendirmesinin yapılmasında davacının kullandığı kelimelere değil davanın özüne ve tarafların gerçek iradesine bakılması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4989, K. 2025/10213, T. 25.11.2025 tarihli ilamında uyuşmazlığın nitelendirilmesine ve görevli mahkemenin tayinine ilişkin şu temel ilkeleri kayda geçirmiştir:

“Soybağının reddi, babalık ve tanımanın iptali davaları ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Soybağının reddinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir. Ancak bu doğru daha sonra soybağının reddi davası ile teknik anlamda bir yanlışlığa dönüştürülmüştür. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur. Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, 4787 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamı dışında olup, aile mahkemelerinin görevine girmez. Asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına giren nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarında, 5490 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi gereği, nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.”

Yukarıda yer alan yüksek mahkeme kararı açıkça ortaya koymaktadır ki, kimlikten baba adı sildirme talebiyle mahkemeye başvurulduğunda davanın soybağının reddi mi yoksa nüfus kaydının düzeltilmesi mi olduğu doğru belirlenmelidir. Eğer hukuki nitelendirme yanlış yapılırsa ve görevli olmayan mahkemede dava açılırsa Yargıtay hükmü görev yönünden bozmakta ve yıllarca süren emekler heba olmaktadır. Benzer şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da DNA testinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve hakimin tarafların kabul beyanıyla dahi bağlı olmaksızın mutlaka genetik inceleme yaptırması gerektiği açıkça belirtilmektedir.

Kimlikten Baba Adı Sildirme Sürecinde Neden Uzman Bir Avukat ile Çalışılmalıdır?

Nüfus ve soybağı hukuku, Türk yargı sisteminin en teknik ve şekle en sıkı bağlı alanlarından biridir. Vatandaşların kendi başlarına internetten edindikleri matbu dilekçelerle dava açmaya çalışmaları, çoğunlukla davanın usulden reddiyle ya da hak düşürücü sürelerin kaçırılmasıyla neticelenir. Özellikle soybağının reddi davalarında çocuğun ve kocanın dava açma sürelerinin farklılaşması, tebligat aşamalarında karşılaşılabilecek güçlükler ve Adli Tıp sevk süreçlerinin titizlikle yürütülmesi zorunluluğu profesyonel bir desteği kaçınılmaz kılar.

Deneyimli bir aile ve nüfus hukuku avukatı, ilk incelemede dosyanın hangi dava kategorisine girdiğini doğru tespit eder. Dava dilekçesini kanun maddelerine ve emsal Yargıtay kararlarına dayandırarak hazırlar, delillerin eksiksiz toplanmasını sağlar ve duruşmalarda müvekkilinin haklarını en üst seviyede savunur. Dava sürecinde yapılabilecek basit bir süre hatası veya yanlış hasım gösterilmesi davanın kaybedilmesine yol açarak müvekkili ömür boyu sürecek maddi ve manevi mağduriyetlere sürükleyebilir. Bu sebeple tüm yargılama sürecinin başından sonuna kadar uzman bir hukukçunun rehberliğinde yürütülmesi hayati derecede önemlidir.

Sonuç

Kişisel durum kütüğünde gerçeği yansıtmayan bir bağ ile kayıtlı kalmak bireyler üzerinde derin psikolojik ve hukuki travmalara neden olabilmektedir. Biyolojik gerçekliğin resmi sicillere yansıtılması amacıyla başvurulan kimlikten baba adı sildirme prosedürü, kanuni şartları titizlikle düzenlenmiş meşakkatli bir yargı yoludur. İster soybağının reddi ister nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılsın, her iki hukuki yolda da mahkemelerin aradığı katı şekil şartları ve ispat kuralları mevcuttur.

Süreç boyunca hak kaybı yaşamamak, hak düşürücü süreleri kaçırmamak ve DNA raporu gibi teknik delilleri usulüne uygun şekilde dosyaya kazandırmak için uzman bir Avukat İstanbul ofisi ile çalışmak davanın başarıyla neticelenmesini sağlar. Özellikle karmaşık nüfus davalarında doğru stratejinin kurulması ve yetkili mahkemenin hatasız belirlenmesi adına alanında yetkin bir Avukat İstanbul danışmanlığına başvurarak süreci güvenle başlatabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Nüfus müdürlüğüne başvurarak kimlikten baba adını sildirebilir miyim?

Nüfus müdürlükleri idari makamlar olup mahkeme ilamı olmaksızın kişisel durum sicilinde kayıt silme veya soybağı değiştirme yetkisine sahip değildir. Dolayısıyla nüfus müdürlüğüne dilekçe vererek kimlik belgesinden veya kütükten baba adının silinmesi kanunen mümkün değildir. Bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için mutlaka görevli mahkemede usulüne uygun bir dava açılması ve alınacak kesinleşmiş mahkeme kararının nüfus müdürlüğüne ibraz edilmesi şarttır.

Kimlikten baba adı sildirme davası ne kadar sürer?

Soybağının reddi ve nüfus kaydının düzeltilmesi davalarının sonuçlanma süresi, mahkemenin iş yüküne, tebligatların tamamlanma hızına ve Adli Tıp Kurumu’ndan DNA raporunun gelme süresine bağlı olarak değişiklik gösterir. Uygulamada yerel mahkeme aşaması ortalama sekiz ay ile bir buçuk yıl arasında tamamlanmaktadır. İstinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurulması halinde ise bu süreler uzayabilmektedir. Sürecin uzman bir vekil aracılığıyla takip edilmesi bürokratik gecikmelerin önüne geçilmesini sağlar.

Kimlikten baba adı silinince miras hakkı ne olur?

Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte çocuk ile kütükten kaydı silinen baba arasındaki hukuki bağ tamamen ortadan kalkar. Bu durumun doğrudan sonucu olarak taraflar arasındaki yasal mirasçılık sıfatı son bulur. Çocuk, resmi olarak baba hanesinden çıkarıldığı için o kişinin ve onun ailesinin mirasçısı olamaz. Aynı şekilde baba da çocuğun mirasından herhangi bir pay talep etme hakkını ebediyen kaybeder.

Babam hayatta değilse kimlikten baba adı sildirme davası açılabilir mi?

Kayıtlarda baba olarak görünen kişinin vefat etmiş olması dava açılmasına engel teşkil etmez. Böyle bir durumda soybağının reddi davası mirasçılara karşı yöneltilerek açılır. Eğer mirasçı bulunmuyorsa dava Hazineye veya kayyıma ihbar edilerek yürütülür. Mezar açılması yani fethi kabir işlemi yapılarak müteveffadan alınacak kemik ve doku örnekleri üzerinden DNA testi gerçekleştirilir ve biyolojik bağın bulunmadığı bilimsel olarak kanıtlanabilir.

DNA testi yaptırmak zorunlu mudur?

Türk hukukunda soybağının belirlenmesi kamu düzenine ilişkin kabul edildiğinden, tarafların ikrarı veya tanık anlatımları tek başına hükme esas alınamaz. Hakim biyolojik bağın mevcut olup olmadığını kesinleştirmek adına DNA testini resen emreder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi uyarınca taraflar haklı bir sebep olmaksızın bu teste katlanmak zorundadır. Testten kaçınılması durumunda mahkemece zor kullanılarak kan ve doku örneği alınmasına karar verilebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

💬 WhatsApp
Çelik & Baştürk Hukuk

👋 Merhaba! Size nasıl yardımcı olabiliriz?

WhatsApp üzerinden yazın