Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur?

Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur?

Küreselleşen dünya düzeninde bireylerin farklı ülkelerde yaşam kurması veya yabancı uyruklu kişilerle hayatlarını birleştirmesi oldukça yaygın bir durum haline gelmiştir. Yurtdışında gerçekleştirilen evliliklerin hukuki bir zemin kazanabilmesi için ilgili ülke makamları önünde resmiyet kazanması tek başına yeterli olmamaktadır. Nitekim Türk hukuk sistemi, vatandaşlarının medeni durumlarında meydana gelen değişikliklerin resmi kayıtlara işlenmesini zorunlu tutmaktadır. Bu bağlamda ofisimize başvuran müvekkillerimizin en çok merak ettiği konuların başında Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? sorusu gelmektedir. Yabancı bir ülkede kurulan evlilik birliğinin Türk makamlarına bildirilmemesi, hukuki açıdan bireyleri son derece karmaşık ve zorlu süreçlerle baş başa bırakmaktadır. Söz konusu bildirim eksikliği sadece idari bir ihmal olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda miras hukuku, eşya hukuku, aile hukuku ve soybağı gibi pek çok alanda geri dönülemez hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Hukuki süreçlerin doğru yönetilmemesi durumunda kişiler, kendi anavatanlarında halen bekar statüsünde görünmeye devam etmektedir. Bu durum ilerleyen süreçlerde boşanma, yeniden evlenme veya miras paylaşımı gibi konularda içinden çıkılmaz uyuşmazlıklar doğurmaktadır. Özellikle potansiyel hak kayıplarının önüne geçmek isteyen bireylerin, sürecin en başından itibaren alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alması son derece önemlidir. Dolayısıyla yurtdışında yapılan evliliklerin Türkiye sınırları içerisinde hukuki sonuç doğurabilmesi için nüfus kütüklerine işlenmesi hayati önem taşımaktadır. Bu makalede Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? sorusunun yanıtları Yargıtay kararları ve güncel mevzuat ışığında detaylıca incelenecek, karşılaşılabilecek hukuki engeller ve maddi hak kayıpları kapsamlı bir biçimde ele alınacaktır.

Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? Sorusunun Temel Çerçevesi

Yurtdışında kıyılan resmi bir nikahın Türkiye içerisinde doğrudan ve kendiliğinden hüküm ifade etmesi mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu yirmi yedinci maddesi uyarınca, kişisel hal değişikliklerinin üçüncü kişilere ve devlete karşı hüküm ifade etmesi, bu değişikliklerin nüfus kütüğüne işlenmiş olmasına bağlıdır. Yargıtay içtihatlarına göre evliliğin nüfus kütüğüne işlenmesi kurucu değil tamamen açıklayıcı nitelikte bir idari işlemdir. Yani evlilik işlemi yabancı ülkede usulüne uygun yapıldığı an hukuken doğmuş kabul edilmektedir. Ancak bu açıklayıcı işlem yapılmadığında evliliğin Türkiye sınırları içerisinde ispatlanması ve yasal sonuçlarından faydalanılması adeta imkansız hale gelmektedir.   

Bu noktada karşımıza çıkan en belirgin sorun, bildirim yapılmadığı sürece evlenen kişilerin Türk resmi makamları önünde hukuken bekar kabul edilmesidir. Bekar görünümünün devam etmesi, taraflardan birinin kötü niyetli davranarak Türkiye içerisinde ikinci bir evlilik yapmasına dahi zemin hazırlayabilmektedir. Böyle bir senaryoda Türkiye içerisinde yapılan ikinci evlilik, çift evlilik suçu kapsamında değerlendirilmekte ve mutlak butlan sebebiyle iptal edilme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. İkinci eş iyi niyetli olsa dahi yasal olarak evli sayılmayan eş statüsünde kalacak ve hiçbir evlilik hakkından yararlanamayacaktır. Bu sebeple Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? diye soran potansiyel müvekkillerin, medeni hal belirsizliğinin ortadan kaldırılması ve ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi için tecrübeli bir avukat aracılığıyla süreci hızla başlatmaları gerekmektedir.   

Yabancı Ülkelerde Gerçekleşen Evliliklerin Türkiye Nezdinde Geçerlilik Şartları

Yurtdışında yapılan bir evliliğin Türk kütüklerine geçirilebilmesi için belirli yasal şartların bir arada bulunması şarttır. Hukuk doktrininde bu durum çifte uygunluk ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Çifte uygunluk ilkesine göre tarafların gerçekleştirdiği evlilik, öncelikle şekil bakımından işlemin yapıldığı yabancı ülkenin kanunlarına tam anlamıyla uygun olmalıdır. Bununla birlikte evliliğin esası bakımından da Türk hukukunun temel kurallarına ve kamu düzenine kesinlikle aykırılık teşkil etmemesi şarttır. Yabancı ülkede sadece dini ritüellerle gerçekleştirilen merasimler resmi evlilik olarak kabul edilmediğinden Türkiye nezdinde de tescil edilememektedir.   

Türk hukukunun yasakladığı derecedeki akraba evlilikleri, çok eşlilik veya taraflardan birinin halihazırda resmi olarak evli olması gibi durumlar yabancı ülkede geçerli kabul edilse dahi Türkiye nezdinde tanınmamaktadır. Böylesi bir evlilik kamu düzenine açıkça aykırı kabul edilmekte ve nüfus idareleri tarafından tescil başvurusu doğrudan reddedilmektedir. Nitekim Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi kararları da Türk kamu düzenini ihlal eden evliliklerin tescil edilemeyeceğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Vatansız kişilerin Türkiye içerisinde veya dışarısında yapacakları evliliklerde de özel hükümler uygulanmakta olup, bu kişilerin evlenme ehliyet belgelerinin yetkili makamlarca onaylanmış olması gerekmektedir. Tüm bu karmaşık şartlar sağlandığında resmi bildirim işlemi gerçekleştirilerek evlilik kurumu Türk hukuku sistemine tam olarak entegre edilmektedir. Hukuki sürecin doğru işletilmesi için bir avukattan danışmanlık almak yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçecektir.   

Evlilik Tescil Sürecinde Başvuru Makamları ve Gerekli Evraklar

Bildirim sürecinin eksiksiz tamamlanabilmesi için yasaların öngördüğü evrak prosedürünün titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Hazırlanacak dosyanın içeriği son derece önemlidir ve eksik belgeyle yapılan müracaatlar nüfus idarelerince geciktirilmektedir. Tescil işleminin başlatılabilmesi için eşlerin bizzat veya vekaletname verdikleri avukatları aracılığıyla müracaat etmeleri mümkündür. Eğer taraflar yurt dışındaysa başvurularını bulundukları yerdeki Türk konsolosluklarına yapmalıdırlar. Taraflar Türkiye ye dönüş yapmışlarsa doğrudan il veya ilçe nüfus müdürlüklerine başvurarak süreci yönetebilirler. Ayrıca bin dokuz yüz yirmi altı yılından önce yapılmış ancak tescil edilmemiş eski evliliklerin idari yolla değil, sadece aile mahkemesi kararı ile kütüğe kaydedilebileceği de kanunlarda açıkça belirtilmiştir.   

Başvuru esnasında sunulması gereken belgeler oldukça detaylıdır. Tarafların nüfus cüzdanları, pasaportları ve son altı ay içinde çekilmiş altışar adet fotoğrafları dosyada bulunmalıdır. Yabancı makamdan alınan orijinal evlenme belgesi usulüne uygun şekilde onaylanmış ve tercüme edilmiş olmalıdır. Ayrıca tarafların sağlık raporları ve yetkili makamlara hitaben yazılmış başvuru dilekçeleri de zorunludur. Kadın eş evlendikten sonra önceki soyadını korumak istiyorsa, bu talebini içeren özel bir form dilekçeyi de başvuru esnasında sunmak zorundadır. Önceki evliliği sona eren kadınların yeniden evlenebilmesi için üç yüz günlük iddet müddetini beklemiş olmaları veya bu süreyi mahkeme kararıyla kaldırmış olmaları aranmaktadır. Hukuki danışmanlık alınmadan hazırlanan eksik evraklar, sürecin aylarca uzamasına neden olmaktadır. Profesyonel destek almak süreci güvence altına alacaktır.   

Apostil Şerhi Nedir ve Belge Onay Süreçleri Nasıl İşler

Yabancı makamlarca düzenlenmiş evlenme belgesinin yetkililere sunulması tek başına geçerli olmamaktadır. İlgili belgenin uluslararası geçerliliğini ispatlayan apostil şerhinin muhakkak alınması gerekmektedir. Apostil onayı belgenin sahte olmadığını ve yabancı resmi makamlarca onaylandığını kanıtlayan Lahey Sözleşmesi kapsamındaki uluslararası bir mühürdür. Bu şerh olmadan yapılan başvurular nüfus müdürlükleri veya konsolosluklar tarafından kesinlikle işleme alınmamaktadır.   

Apostil şerhinin herhangi bir son kullanma tarihi veya yasal geçerlilik süresi bulunmamaktadır. Ancak onaylanan belgenin kendi iç mevzuatında bir süresi varsa, bu süre dolduğunda apostil onayı da otomatik olarak işlevsiz hale gelmektedir. Türkiye içerisinde valilikler, kaymakamlıklar veya adalet komisyonları tarafından ücretsiz olarak sağlanan bu hizmet, elektronik ortamda e-devlet üzerinden de gerçekleştirilebilmektedir. Yabancı ülkeden alınan evrakların Türkiye de kullanılabilmesi için yeminli tercüman vasıtasıyla Türkçe diline çevrilmesi ve noter tarafından onaylanması masrafları ise başvuru sahibine aittir. Sürecin hızlı ilerlemesi için belgelerin doğru sıralamayla onaylatılması büyük bir önem taşımaktadır ve bu aşamalarda avukat desteği işlemlerin hatasız tamamlanmasını sağlar.   

Resmi Bildirim Yükümlülüğü ve İdari Para Cezaları

Kanun koyucu evlilik bildirimlerinin makul bir zaman dilimi içerisinde yapılmasını sağlamak amacıyla çeşitli yasal süre sınırları getirmiştir. Yurtdışındaki Türk dış temsilcilikleri veya yabancı makamlar önünde gerçekleştirilen evliliklerin, işlem tarihinden itibaren en geç otuz gün içerisinde Türkiye deki yetkili kurumlara bildirilmesi zorunludur. Belirtilen otuz günlük yasal sürenin aşılması elbette evliliği tamamen geçersiz kılmamaktadır. Ancak Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? diye düşünen kişilerin bilmesi gereken temel husus, geç bildirim sebebiyle idari yaptırımların devreye gireceğidir.   

İşlem TürüYasal Bildirim SüresiUygulanacak Yaptırım veya Sonuç
Yurtdışı Evlilik TesciliEvlilik tarihinden itibaren 30 günGecikilen bildirimler için idari para cezası kesilir.
Adres Değişikliği BeyanıDeğişiklikten itibaren 20 iş günüSüresinde yapılmayan bildirimlere para cezası uygulanır.
Gerçeğe Aykırı BeyanSüre sınırlaması aranmaksızınYüksek meblağlı idari para cezası ve adli süreç başlatılır.
İdari Cezanın Erken ÖdenmesiTebliğden itibaren 15 gün içindeKesilen ceza miktarının dörtte üçü tahsil edilir.

Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca süresi içinde yapılmayan bildirimler için günlük kura bağlı olarak elli bir Türk Lirası karşılığı Amerikan Doları veya ilgili yılın tarifesine göre Türk Lirası cinsinden idari para cezası kesilmektedir. İki bin yirmi altı yılı güncel verilerine göre adres beyanının süresinde yapılmaması sekiz yüz on dört lira, gerçeğe aykırı adres beyanı ise daha yüksek yaptırımlara tabidir. Ceza tebliğ edildikten sonraki ilk on beş gün içerisinde ödeme yapıldığı takdirde dörtte bir oranında yasal indirimden faydalanmak mümkündür. Tescil esnasında değiştirilecek kimlik ve uluslararası aile cüzdanı için de ilgili yılın değerli kağıt bedelleri tahsil edilmektedir. İdari para cezaları ödenerek süreç tamamlanabilse de asıl büyük risk hukuki statünün belirsiz kalmasıdır.   

Miras Hukuku Kapsamında Yaşanan Ciddi Hak Kayıpları

Tescil yükümlülüğünün ihmal edilmesi en büyük yıkımları miras hukuku alanında ortaya çıkarmaktadır. Yasal mirasçılık sıfatının kazanılabilmesi için eşler arasında geçerli ve resmi makamlarca bilinen bir evlilik bağının bulunması şarttır. Eşlerden birinin vefat etmesi halinde hayatta kalan sağ eşin kanuni mirasçı sıfatını kullanamaması en acı hukuki sonuçlardan biridir. Nüfus kayıtlarında bekar görünen bir kimsenin, vefat eden kişinin terekesi üzerinde doğrudan hak iddia etmesi fiilen mümkün olmamaktadır. Türk Medeni Kanunu na göre altsoyu ile birlikte mirasçı olan sağ eş terekenin dörtte bir oranında yasal miras payına sahiptir. Ancak resmi bildirim yoksa bu pay tamamen tehlikeye girmektedir.   

Yargıtay uygulamalarında evlilik bildirimi yapılmadan geçen süre boyunca sağ eşin yasal miras hakkının doğmadığı yönünde istikrarlı kararlar bulunmaktadır. İlgili içtihatlar uyarınca, yabancı ülkede geçerli şekilde kurulmuş evlilik sonradan tescil edilse dahi, mirasbırakanın ölüm anındaki nüfus kayıtları dikkate alınarak uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Bekar görünen eşin miras hakkını elde edebilmesi için resmi bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya vasiyetname gibi ölüme bağlı bir tasarruf bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde nikahsız eş konumunda değerlendirilerek mirastan hiçbir pay alamamaktadır. Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? hususunda bilinçli hareket etmek, terekenin kötü niyetli diğer mirasçılar tarafından elden çıkarılmasını engellemek adına avukat desteğiyle atılacak en önemli adımdır.   

Evlilik Dışı Doğan Çocukların Nüfusa Kaydı ve Soybağı Karmaşası

Yurtdışında gerçekleştirilen evliliğin bildirilmemesi, bu süreçte dünyaya gelen çocukların hukuki statüsünü de derinden etkilemektedir. Nüfus kayıtlarında evli görünmeyen tarafların çocukları, Türk hukuku açısından evlilik dışı doğmuş çocuk statüsünde kabul edilmektedir. Evlilik dışı dünyaya gelen çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla birlikte kendiliğinden kurulmakta olup çocuğun velayeti doğrudan anneye verilmektedir. Fakat çocuk ile baba arasındaki hukuki bağın resmi olarak kurulabilmesi için çok daha meşakkatli adımlar atılması zorunludur.   

Babanın evlilik dışı çocukla yasal bir bağ kurabilmesi için öncelikle noter, nüfus müdürlüğü veya konsolosluk nezdinde resmi tanıma işlemi yapması gerekmektedir. Baba bu işlemi kendi rızasıyla yapmazsa, anne veya çocuk tarafından babalık davası açılması zorunlu hale gelmektedir. Babalık davası açma hakkı doğumdan itibaren bir yıl gibi kısa bir hak düşürücü süreye tabidir. Tanıma işleminin iptali için açılacak davalar ise en geç beş yıl içinde yöneltilmelidir. Soybağı başarılı bir şekilde kurulduğunda çocuk, babasının saklı payı dahil olmak üzere tüm yasal miras haklarına evlilik içi doğan çocuklarla tamamen eşit oranda sahip olmaktadır. Tüm bu davaların ve zaman kayıplarının önüne geçmenin tek yolu ise evliliğin zamanında tescil ettirilmesidir. Bu kapsamda profesyonel bir avukatla ilerlemek ebeveynlerin ve çocukların yasal haklarını tam anlamıyla korur.   

Mal Rejimi Tasfiyesinde Karşılaşılan Ekonomik Zorluklar

Evlilik birliği süresince eşlerin edindiği malların paylaşımı, Türk Medeni Kanununda edinilmiş mallara katılma rejimi adı altında düzenlenmiştir. Tarafların bu yasal düzenlemeden yararlanabilmesi için öncelikle geçerli ve tescil edilmiş bir evliliğin resmi kayıtlarda var olması aranmaktadır. Evlilik resmi olarak kaydedilmediğinde taraflar arasındaki ekonomik ilişkiler sadece genel borçlar hukuku kapsamında değerlendirilmek zorunda kalmaktadır. Bu durum evlilik içerisinde alınan taşınmazların, araçların veya birikimlerin adil bir şekilde paylaşılamaması anlamına gelmektedir.   

Olası bir boşanma veya ölüm halinde, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri değerler üzerinde hak iddia etmesi son derece zorlaşmaktadır. Zira mahkemeler mal rejimi tasfiyesi davasını görebilmek için öncelikle geçerli bir evlilik akdinin varlığını aramaktadır. Tescil işlemi yapılmadığı takdirde eşin mülkiyet hakkı zayıflamakta, malların korunması amacıyla tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması veya ihtiyati tedbir kararı alınması gibi işlemler sekteye uğramaktadır. Evlilik sonradan bildirilmiş olsa bile mal rejimi hükümleri bildirim tarihinden değil, evliliğin geçerli kurulduğu tarihten itibaren etkili olacağından aradaki geçmişe dönük hak ispatı oldukça meşakkatli bir yargılama süreci gerektirmektedir. Ekonomik yıkımlardan korunmak isteyen tarafların alanında yetkin bir hukukçudan destek alması kaçınılmazdır.   

Boşanma ve Tanıma Tenfiz Davalarında Karşılaşılan Yargısal Engeller

Hukuken varlığı Türk makamlarınca bilinmeyen bir evliliğin sonlandırılması da mümkün değildir. Bireylerin evliliklerini Türkiye sınırları içerisinde sonlandırmak istemeleri halinde, mahkemeler tarafların nüfus kayıtlarını esas almaktadır. Kişi kayıtlarda bekar görünüyorsa, ortada sonlandırılacak bir evlilik birliği bulunmadığı gerekçesiyle Türk mahkemelerinde boşanma davası dahi açılamamaktadır. Bu durum tarafların mahkemede hak arama özgürlüğünü dolaylı olarak kısıtlayan son derece tehlikeli bir eksikliktir.   

Öte yandan tarafların yurtdışı mahkemelerinde boşanmış olmaları da Türkiye nezdinde otomatik olarak sonuç doğurmamaktadır. Yabancı mahkemelerce verilen boşanma kararlarının Türkiye içerisinde hüküm ifade edebilmesi için Milletlerarası Özel Hukuk mevzuatı uyarınca tanıma ve tenfiz davası açılması zorunludur. Ancak yeni mevzuat düzenlemeleri kapsamında, Nüfus Hizmetleri Kanunu yirmi yedinci maddesine eklenen fıkra ile tarafların birlikte idari makamlara başvurması şartıyla dava açılmaksızın boşanmanın kütüğe tescili imkanı getirilmiştir.   

İdari başvuru komisyon tarafından incelenmekte, eksik belgeler için doksan günlük bir süre tanınmaktadır. Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekmektedir. Örneğin sadece erkeğin tek taraflı iradesine dayanan talak suretiyle boşanma kararları kamu düzenine aykırı kabul edilerek reddedilmektedir. Komisyon kararı reddederse tarafların yine mecburi olarak aile mahkemesinde tanıma ve tenfiz davası açması gerekmektedir. Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? sorusunun yargısal boyutu, boşanmanın dahi gerçekleştirilemediği bu karmaşık hukuki prosedürlerde açıkça kendini göstermektedir.   

Sosyal Güvenlik ve Vatandaşlık Haklarındaki Kısıtlamalar

Evlilik bağının resmi olarak bildirilmemesi sadece özel hukuk alanında değil, kamu hukuku ve sosyal güvenlik hakları bağlamında da ciddi yoksunluklar yaratmaktadır. Evlilik tescilinin ihmal edilmesi halinde eşlerden biri diğerinin sosyal güvenlik imkanlarından, dul maaşından veya sağlık hizmetlerinden faydalanamamaktadır. Nüfus kayıtlarındaki yanlış medeni hal bilgisi, ileride kamu kurumları nezdinde yalan beyanda bulunma suçu tartışmalarını dahi gündeme getirebilmektedir.   

Yabancı uyruklu bir eş söz konusu ise, bu kişinin Türkiye sınırları içerisinde aile ikamet izni alması veya evlilik birliği üzerinden Türk vatandaşlığına başvurması tamamen imkansız hale gelmektedir. Vatandaşlık başvuruları için kanunun öngördüğü üç yıllık yasal süreler, evliliğin fiilen başladığı tarihten değil resmi olarak tescil edildiği tarihten itibaren güvenilir şekilde işlemektedir. Bu noktada yapılan en ufak bir idari gecikme, yabancı eşin çalışma ve oturma haklarını tehlikeye atmakta, olası sınır dışı edilme risklerini beraberinde getirmektedir. Kişilerin anayasal haklarından tam anlamıyla faydalanabilmesi için sürecin deneyimli bir avukat tarafından takip edilmesi elzemdir.   

Sık Sorulan Sorular

Yurtdışında yapılan evliliğimi uzun yıllar boyunca Türk makamlarına bildirmedim, bildirim için herhangi bir yasal zamanaşımı süresi bulunmakta mıdır?

Yurtdışında gerçekleştirilen resmi evliliklerin Türk nüfus kütüklerine tescil ettirilmesi hususunda kanunlarımız herhangi bir mutlak zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörmemiştir. Evliliğinizin üzerinden on yıl dahi geçmiş olsa gerekli belgeleri toplayarak tescil başvurusunda bulunabilirsiniz. Ancak bildirim süresini otuz gün ötelediğiniz için hakkınızda idari para cezası uygulanacaktır.   

Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur?

Eğer tescil yapılmazsa Türkiye makamları önünde resmi olarak bekar sayılırsınız. Bu durumda miras hakkından yararlanamaz, doğacak çocukların soybağı işlemlerinde sorun yaşar, mal rejimi tasfiyesi isteyemez ve yurtdışında boşansanız dahi bu kararı Türkiye’de geçerli kılamazsınız. Hukuki olarak var olmayan bir evlilik, eşlere hiçbir yasal güvence sunmaz.

Yabancı bir ülkede dini nikah kıydırdım, sadece dini nikah belgesi sunarak Türkiye nezdinde tescil işlemi yaptırabilir miyim?

Hayır, Türk hukuk sistemi sadece yetkili resmi makamlar önünde kıyılan resmi evlilikleri geçerli kabul etmektedir. Yurtdışında imam nikahı, kilise nikahı veya diğer dini ritüellerle gerçekleştirilen merasimler resmi evlilik olarak nitelendirilmez ve hiçbir yasal sonuç doğurmaz.   

Yabancı ülke mahkemelerinde boşanma kararı aldım, Türkiye de evliliğimi tescil ettirmediğim için zaten bekar görünüyorum, fazladan bir hukuki işlem yapmama gerek var mı?

Evet, kesinlikle işlem yapmanız gerekmektedir. Türkiye de halen bekar görünmeniz, geçmişte yaptığınız evliliğin hukuken hiç var olmadığı anlamına gelmez. Yabancı ülkede boşandıktan sonra eski eşinizin Türkiye deki mallarınız üzerinde hak iddia etmesini engellemek veya ileride yeni bir evlilik yaptığınızda çift evlilik suçlamasıyla karşılaşmamak adına bu kayıtları uzman bir avukat desteğiyle düzeltmelisiniz.   

Tescil işlemleri için şahsen Türkiye ye gelmek zorunda mıyım, hukuki temsilcim benim adıma bu adımları takip edebilir mi?

Evliliğin tescili işlemi için fiziken Türkiye ye seyahat etme zorunluluğunuz bulunmamaktadır. Usulüne uygun şekilde düzenlenmiş özel yetkili bir vekaletname ile Türkiye deki bir avukata yetki verebilirsiniz. Avukatınız sizin adınıza resmi makamlara müracaat ederek işlemleri baştan sona yürütecektir.   

Sonuç

Yurtdışında gerçekleştirilen evliliklerin Türk makamlarına bildirilmesi süreci, bireylerin medeni halini, ekonomik güvencesini ve tüm yasal statüsünü şekillendiren son derece kritik bir dönüm noktasıdır. Evlilik Tescili Yapılmazsa Ne Olur? sorusunun yansımaları; yasal mirasçılık sıfatının tamamen yitirilmesinden çocukların evlilik dışı statüde kalmasına, mal paylaşımı mağduriyetlerinden Türkiye de boşanma davalarının açılamamasına kadar oldukça geniş ve tehlikeli bir yelpazeyi kapsamaktadır. Özellikle farklı ülke mevzuatlarının ve hukuki prosedürlerin kesiştiği bu noktada çifte uygunluk denetimleri, apostil işlemleri, idari para cezaları ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye de geçerli kılınması gibi aşamalar üst düzey bir hukuki uzmanlık gerektirmektedir. Kendi başınıza atacağınız hatalı adımlar sürecin aylarca uzamasına, başvuruların reddedilmesine ve nihayetinde telafisi imkansız hak kayıplarına zemin hazırlamaktadır.

Profesyonel bir Avukat İstanbul merkezli olarak tüm bu idari ve karmaşık yargısal sürecin sizin adınıza sorunsuz, yasal süreler içerisinde ve en güvenli şekilde ilerlemesini temin edecektir. Gelecekte miras, mal rejimi veya çocukların soybağı konusunda telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaşamamak adına, alanında yetkin bir Avukat İstanbul hukuk bürosunun tecrübesinden faydalanarak hukuki danışmanlık hizmeti almanız en güvenilir tercih olacaktır. Bu karmaşık süreçlerde hak kaybı yaşamamak için Av. Tolga Çelik Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak yanınızdayız. Detaylı bilgi ve hukuki destek için ofisimizi ziyaret edebilirsiniz: Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. Elbir İş Merkezi No:6 Kat:9 Daire:11, 34381 Şişli/İstanbul.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

💬 WhatsApp
Çelik & Baştürk Hukuk

👋 Merhaba! Size nasıl yardımcı olabiliriz?

WhatsApp üzerinden yazın