Küreselleşen dünya düzeni ve artan uluslararası seyahat özgürlükleri, aile hukuku alanında sınır ötesi hukuki ilişkilerin büyük bir hızla yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Farklı ülkelerde yaşam kuran, ticari faaliyet gösteren veya yerleşen bireylerin sayısındaki artış, yabancı unsurlu evliliklerin ve boşanmaların sayısını da doğrudan artırmaktadır. Hukuk sistemleri arasındaki bu farklılıklar, kişilerin kendi milli hukuklarında kesin surette yasak olan bazı eylemleri yurt dışında gerçekleştirmeye çalışması gibi oldukça karmaşık hukuki ihtilafları beraberinde getirir. Sıklıkla gündeme gelen ve hukuki statüsü hâlihazırda evli olan kişilerin, başka bir ülkenin kanunlarına dayanarak yeni bir evlilik yapıp yapamayacağı meselesi derinlemesine incelenmesi gereken çok boyutlu bir sorundur. Dolayısıyla Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi? sorusu, hem Türk Medeni Kanunu hem Milletlerarası Özel Hukuk kuralları hem de Türk Ceza Kanunu çerçevesinde potansiyel müvekkiller açısından hayati riskler barındıran kritik bir konudur.
Türkiye Cumhuriyeti hukuk sistemi, ailenin temel yapısını korumak ve toplumsal kamu düzenini sağlamak amacıyla tek eşlilik ilkesini kesin ve tavizsiz bir kural olarak benimsemiştir. Bu güçlü ilke, yalnızca Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirilen işlemlerde değil, Türk vatandaşlarının taraf olduğu tüm uluslararası evlilik işlemlerinde de mutlak bağlayıcılığını sürdürmektedir. Bir kişinin mevcut evliliği yasal yollarla tam anlamıyla sona ermeden, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun yeni bir evlilik akdi kurması kesin bir dille kanunlarca yasaklanmıştır. Hukuki detayların titizlikle ele alındığı bu kapsamlı makalede, söz konusu yasağın hukuki sınırları, yurt dışında yasa dışı yollarla gerçekleştirilen ikinci evliliklerin Türkiye’deki geçerlilik durumu, bu ihlalin doğuracağı ağır cezai yaptırımlar ve mutlak butlan davalarının dava süreçleri tüm ayrıntılarıyla analiz edilmektedir.
Türk Hukukunda Tek Eşlilik İlkesi Işığında Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi?
Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre evlilik müessesesi, monogami yani tek eşlilik prensibi üzerine inşa edilmiş sarsılmaz bir yapıdır. Yürürlükte olan Türk Medeni Kanunu hükümleri, evlenme ehliyeti ve evlenme engelleri konularını oldukça katı ve emredici kurallara bağlayarak güvence altına almıştır. Bu yasal kuralların en temel şartı, kişinin evlenme iradesini resmi makamlara beyan ettiği an itibarıyla hukuken tamamen bekâr olması zorunluluğudur. Kanun koyucu, mevcut bir evlilik ilişkisi hukuken devam ederken, kişinin ikinci bir kişiyle evlenmesini mutlak bir evlenme engeli olarak açıkça düzenlemiştir. Bir kişinin yasal olarak yeniden evlenebilmesi için önceki evliliğinin boşanma, ölüm, gaiplik veya evliliğin iptali gibi hukuki bir sebeple tamamen sona erdiğini kesinleşmiş mahkeme kararları veya resmi nüfus kayıtlarıyla ispat etmesi mecburi bir durumdur.
Hukuk sistemimizde yer alan bu katı ve emredici düzenleme, çok eşliliği toplumun temel taşı olan ailenin ahlaki ve hukuki bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak görmekte ve bunu en baştan engellemeyi hedeflemektedir. Türk hukukunda mevcut evlilik, tarafların kişisel iradesinden veya rızasından tamamen bağımsız olarak, kamu düzenini doğrudan ilgilendiren çok kesin bir evlenme engeli teşkil eder. Nitekim kişinin hâlihazırda içinde bulunduğu mevcut evliliği hukuken sakat veya iptal edilebilir bir durumda olsa dahi, yetkili bir mahkemece bu geçersizliğe dair kesinleşmiş bir iptal kararı verilmeden kişinin yeni bir evlilik işlemi gerçekleştirmesi kesinlikle imkânsızdır. Hukuken geçerli bir evlilik bağı devam eden kimsenin, dünyanın hangi ülkesine giderse gitsin, Türk kanunları nezdinde yeniden evlenme ehliyeti hiçbir surette bulunmamaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi? sorusunun cevabı, Türk hukuku açısından hiçbir istisnaya yer bırakmaksızın olumsuzdur.
Milletlerarası Özel Hukuk Kurallarına Göre Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi?
Yabancı unsurlu evliliklerin yasal geçerliliği ve hukuki sonuçları, doğrudan Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kurallarına tabi tutularak değerlendirilir. İlgili kanunun evlilik ehliyeti ve şartlarını düzenleyen on üçüncü maddesi uyarınca, evlenme ehliyeti ve evlenmenin maddi şartları, taraflardan her birinin evlenme anındaki kendi millî hukukuna bağlıdır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir kişi, ülke sınırları dışında yabancı bir resmi makam önünde evlenmek istediğinde, evlenmeye ehil olup olmadığı hususunda o yabancı ülkenin kanunlarına değil, bizzat Türk Medeni Kanununun emredici kurallarına tabi tutulacaktır. Bu durum hukuki bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur.
Evliliğin şekil şartları ise yine aynı kanunun ilgili maddesi gereğince evlenmenin fiilen yapıldığı yer hukukuna uygun olarak belirlenir. Yurt dışında evlenmek isteyen bir kişi, bulunduğu ülkenin resmi makamları önünde ve o devletin belirlediği törensel şekil şartlarına uygun davranarak nikâh kıyabilir. Ne var ki evliliğin şeklen o yabancı ülkenin kurallarına uygun olması, evliliğin Türkiye’de veya uluslararası alanda maddi olarak geçerli sayılması için tek başına yeterli bir unsur kabul edilemez. Şekil şartları eksiksiz bir şekilde yerine getirilse bile, evlenen tarafların kendi milli hukuklarına göre evlenme ehliyetine mutlak surette sahip olmaları ve hiçbir evlenme engeli taşımamaları gerekir. Türk hukukunda hali hazırda evli olmak kesin bir evlenme engeli olduğundan, Türk vatandaşı bir kişinin yabancı bir ülkede gerçekleştireceği ikinci evlilik, ehliyet eksikliği ve kamu düzenine aykırılık nedeniyle baştan itibaren sakat doğmuş sayılacaktır.
Evlenme Ehliyet Belgesi ve Yurt Dışı Makamlarının İdari Uygulamaları
Yurt dışında yabancı makamlar önünde evlenmek isteyen Türk vatandaşlarının en çok karşılaştığı ve hukuken aşmak zorunda olduğu idari bürokrasinin temelini evlenme ehliyet belgesi talebi oluşturmaktadır. Yabancı ülkelerin yetkili evlendirme memurlukları, kendi sınırları içerisinde evlenmek üzere resmi başvuru yapan yabancı uyruklu kişilerden, kendi milli hukuklarına göre yasal olarak evlenmelerinde herhangi bir sakınca bulunmadığını ispatlayan evrak talep ederler. Uygulamada bekârlık belgesi olarak da sıklıkla telaffuz edilen bu belge, kişinin Türkiye’deki merkezi nüfus kayıt sistemine göre evli, boşanmış veya dul olup olmadığını şüpheye yer bırakmayacak en net şekilde gösteren yegane resmi evraktır.
Eğer resmi idari kayıtlarda kişi hâlihazırda evli olarak görünüyorsa, Türkiye’deki il veya ilçe nüfus müdürlüklerinden ya da yurt dışındaki yetkili Türk dış temsilciliklerinden bu evrakı bekâr statüsüyle alması fiilen ve hukuken tamamen imkânsızdır. Evlenme ehliyet belgesinin idari makamlarca verilmemesi, uluslararası hukuk bağlamında çifte evlilik durumlarının önüne geçilmesi ve kamu düzeninin korunması amacıyla işletilen çok güçlü bir önleyici güvenlik mekanizmasıdır. İlgili yabancı evlendirme makamları, kişinin yasal olarak evliliğe uygunluğunu resmi bir şekilde teyit edemediklerinde veya gerekli belgeler eksik olduğunda nikâh işlemlerini kesinlikle reddederler. Buna rağmen kötü niyetli davranışlarla, sahte belgeler üreterek, gerçek kimliğini gizleyerek veya sadece yabancı pasaportunu ibraz edip çifte vatandaşlık durumunu kötüye kullanarak yurt dışında evlenmeyi başaran kişiler için bu eylemin Türkiye’de yaratacağı hukuki ve cezai sonuçlar son derece ağırdır.
Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi? Sorusunun TMK Kapsamında Mutlak Butlan Yaptırımı
Mevcut tüm yasal engellere, evrak zorunluluklarına ve bürokratik denetimlere rağmen bir şekilde yurt dışında ikinci bir evlilik fiilen gerçekleştirilmişse, bu yasa dışı işlemin hukuki neticesi mutlak butlan yaptırımı olarak karşımıza çıkar. Türk Medeni Kanunu, bir evliliği kesin hükümsüz kılan temel halleri sınırlı sayıda saymış olup, eşlerden birinin evlenme sırasında hâlihazırda resmi olarak evli bulunması halini bu mutlak butlan sebeplerinin en başında düzenlemiştir. Mutlak butlan, bir hukuki işlemin kanunun emredici hükümlerine, ahlaka veya kamu düzenine açıkça aykırı şekilde kurulduğu durumlarda ortaya çıkan ve işlemi yapıldığı andan itibaren kesin olarak geçersiz kılan en ağır hukuki yaptırım türüdür.
Bu gibi ihlal durumlarında hukuka aykırı bir şekilde kurulan ikinci evlilik kendiliğinden sona ermez. Şeklen doğmuş olan bu sakat evliliğin yasal olarak tamamen ortadan kaldırılabilmesi için yetkili aile mahkemesi kararıyla iptal edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Batıl nitelikteki bir evlilik ancak ve ancak yetkili bir hâkimin vereceği yargı kararıyla sona erebilir. Hâkimin vereceği iptal kararı kesinleşene kadar bu sakat evlilik, hukuken geçerli bir evliliğin doğurduğu tüm hukuki sonuçları kural olarak doğurmaya devam eder. Mutlak butlan davası, özü ve niteliği gereği doğrudan kamu düzenini ilgilendirdiği için sadece mağduriyet yaşayan iyi niyetli eş tarafından açılmaz. Aynı zamanda Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılabileceği gibi, mirasçılar, çocuklar veya konuya doğrudan hukuki ilgisi bulunan herkes tarafından da her zaman açılabilir. Yurt dışında hileli yollarla yapılan ikinci evlilik, kanunun emredici hükümlerine çok açık bir şekilde aykırı olduğundan, kanun koyucu bu davanın açılabilmesi için herhangi bir hak düşürücü süre engeli öngörmemiştir. Sonuç olarak, geçersiz evlenme tarihi üzerinden ne kadar uzun yıllar geçerse geçsin, mutlak butlan davası her daim ikame edilebilir.
İkinci Evlilikte İyi Niyet İstisnası ve Önceki Evliliğin Sona Ermesi Durumu
Mutlak butlan davalarında kanun koyucunun bilerek getirdiği, son derece ince ancak uygulamada çok kritik hukuki sonuçlar doğuran spesifik bir istisnai düzenleme bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun ilgili hükümleri, evliyken yeniden evlenen bir kimsenin karmaşık hukuki durumu hakkında özel bir iyi niyet koruması kuralı ihdas etmiştir. Bu hassas düzenlemeye göre, evliyken yeniden evlenen bir kimsenin ilk evliliği, ikinci evlilik hakkında yetkili mahkemece mutlak butlan kararı verilmeden önce ölüm, boşanma veya yasal bir fesih sebebiyle tamamen sona ermişse ve ikinci evlenmede taraf olan diğer eş iyiniyetli durumdaysa, bu aşamadan sonra ikinci evlenmenin butlanına karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bahsedilen bu istisnai kural, hukukun istikrarını ve olaydan tamamen habersiz iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması ilkesini derinlemesine yansıtan bir mekanizmadır. Durumu somutlaştırmak gerekirse, yurt dışında gerçekleştirilen ikinci evlilik akdi sırasında, ikinci eş evlendiği kişinin hâlihazırda Türkiye’de evli olduğunu hiçbir şekilde bilmiyorsa ve halin tüm icaplarına göre bu durumu bilmesi kendisinden mantıken beklenemeyecek bir durumdaysa hukuken iyi niyetli sayılır. Bu iyi niyetli kişiye karşı mutlak butlan davası açılıp zorlu yargılama devam ederken ve henüz hâkim kararı verilmeden önce ilk evlilik yasal boşanma ile neticelenir veya ilk eş hayatını kaybederse, kanuni evlenme engeli kendiliğinden ortadan kalkmış kabul edilir. İşte tam bu aşamadan sonra iyi niyetli olan ikinci eşin ve o evlilikten doğan veya doğacak küçük çocukların daha fazla mağdur edilmemesi adına, başından beri sakat olan ikinci evlilik hukuken korunur hale getirilerek geçerlilik kazanır ve açılan iptal davası reddedilir. Bu durum, bireylerin kişisel hakları ile kamu yararı arasında kurulan hassas terazinin en belirgin göstergesidir.
Yurt Dışında Yapılan İkinci Evliliğin Bildirimi ve Nüfus Kütüğüne Tescil Süreci
Yurt dışında bulunduğu ülkenin yasal şekil şartlarına uygun olarak fiilen gerçekleşmiş olan bir evliliğin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hukuki sonuç doğurabilmesi ve resmi kayıtlarda yer alabilmesi için tescil şartı aranır. Bu işlem ancak yetkili Türk idari makamlarına yapılacak usulüne uygun bir resmi bildirim ve nüfus kütüğüne tescil işlemi ile tamamlanabilir. Yurt dışında evlenen Türk vatandaşları, evlenme tarihinden itibaren kural olarak tam otuz gün içerisinde söz konusu evliliklerini çevirili belgeleriyle birlikte bulundukları ülkedeki en yakın Türk konsolosluğuna veya doğrudan Türkiye’deki yetkili nüfus müdürlüklerine bildirmekle yasal olarak yükümlü tutulmuşlardır. İlgili bildirim yapılmadığı sürece bu yabancı evlilik, şeklen tescil edilene kadar Türk hukukunda tamamen yok hükmünde sayılmasa dahi, resmi idari kayıtlarda kişi halen bekâr olarak görünmeye devam edeceğinden hukuki anlamda hiçbir işlem gerçekleştirilemez.
Ancak Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi? sorusunu araştıran potansiyel müvekkiller için en kritik aşama, idari makamların bildirim esnasında yapacağı titiz kamu düzeni denetimidir. Resmi bildirim işlemi sırasında nüfus idaresi yetkilileri veya dış konsolosluk görevlileri yabancı evlilik belgesini ve tarafların geçmiş nüfus kayıtlarını detaylıca incelerler. Eğer incelenen evlenmenin Türk kamu düzenine ve tek eşlilik prensibine açıkça aykırı olduğu tespit edilirse durum değişir. Yani kişi nüfus kayıtlarında hâlihazırda Türkiye’de başka biriyle yasal olarak evli görünüyor ve aynı anda yurt dışında ikinci bir kişiyle evlendiğini tescil ettirmek istiyorsa, nüfus idaresi bu tescil bildirimini derhal ve kesin olarak reddeder. Ortada çok eşlilik yasağını açıkça ihlal eden bir belge bulunduğundan, söz konusu işlem uluslararası sözleşmelere ve milli hukukumuzun emredici hükümlerine aykırılık gerekçesiyle asla tescil edilemez. Bu katı durum, kişinin yurt dışında yasa dışı yollarla edindiği çifte evli statüsünün Türkiye’de idari merciler tarafından hiçbir şekilde tanınmayacağını ve meşrulaştırılmayacağını net bir dille ortaya koyar.
Tescil Edilmeyen İkinci Evliliklerin Yaratacağı Hukuki Çıkmazlar ve Hak Kayıpları
Yurt dışında tamamen gayri resmi yollarla, evrakta açık sahtecilikle veya yabancı makamların yasal denetim eksikliklerinden faydalanılarak yapılan ikinci evliliklerin Türkiye’de tescil edilememesi, son derece karmaşık, yıpratıcı ve yüksek maliyetli hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırlamaktadır. Türkiye’deki güncel resmi nüfus kayıtlarına göre bekâr veya önceki ilk eşiyle halen evli görünen kişi hakkında, vefatı veya boşanması durumunda yapılacak tüm hukuki işlemler mevcut bu geçerli resmi kayıtlara göre yürütülmek zorundadır. Bu idari uyuşmazlıklar, Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi? diye düşünen kişilerin Türkiye’ye döndüklerinde karşılaşacağı en temel çok taraflı hukuki krizleri yaratır.
İkinci evlilik idari olarak Türk nüfus kütüklerine işlenemediği için, ikinci evlilikteki eş tamamen iyi niyetli ve olaydan habersiz olsa dahi yasal olarak evli sayılmayan eş statüsünde kalmaya mahkumdur. Bu üzücü durum, ikinci eşin Türk Medeni Kanununun resmi eşlere tanıdığı yasal mirasçılık hakkından, aile konutu şerhi uygulamasından, maddi nafaka taleplerinden veya edinilmiş mallara katılma rejiminden hiçbir şekilde yararlanamamasına doğrudan yol açar. Taraflardan birinin beklenmedik şekilde vefatı halinde, Türkiye’de yer alan banka hesaplarının, değerli taşınmazların ve tüm aktif malvarlığının yasal paylaşımı tamamen ilk ve hukuken geçerli olan evlilikteki esas eş ile varsa o ilk evlilikten olan çocuklara göre gerçekleştirilir. Yurt dışında bu mutlak butlanla geçersiz sayılan ikinci evlilikten doğan çocukların nüfusa resmi kaydı ise annenin medeni halindeki yasal belirsizlikler veya babanın evlilik dışı baba statüsünde görünmesi nedeniyle ciddi soybağının reddi ve babalığı tanıma davalarına sıkça konu olur. İlaveten bu geçersiz ikinci evlilik taraflar arasında ileride bir anlaşmazlıkla sonuçlanırsa, Türkiye’de yasal bir boşanma davası açılması veya yabancı mahkemede daha önce alınan boşanma kararının Türkiye’de tanıma ve tenfizinin yapılması hukuken fiilen imkânsız hale gelmektedir. Hukukun temel ve evrensel mantığı gereği, Türkiye’de resmen tanınmayan ve hukuken baştan var olmayan bir evliliğin yasal yollarla boşanması da kesinlikle söz konusu dahi olamaz.
Görevli ve Yetkili Mahkemeler Işığında Dava Süreçleri
Evliliğin mutlak butlan gibi ağır bir sebeple iptaline ilişkin açılacak olan yasal davalarda yasal usul kurallarına kati surette uyulması ve dava süreçlerinin tam doğru mahkemelerde yürütülmesi en öncelikli dava şartıdır. Türk hukuk sisteminde hassas aile hukukunu ilgilendiren bu tür davalarda görevli mahkeme, açık ve net bir biçimde uzmanlaşmış Aile Mahkemeleridir. Aile mahkemesi teşkilatının yargı çevresinde henüz tam olarak kurulmadığı bölgelerde ise bu spesifik iptal davalarına Asliye Hukuk Mahkemeleri, aile mahkemesi sıfatıyla bakmakla kanunen ve kesin olarak görevlendirilmiştir. Yargılamada görev kuralları doğrudan doğruya kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemenin yetkisiz veya görevsiz olduğu durumlarda dava açılması yargılama sürecinin aylar hatta yıllarca uzamasına, yargılama giderlerinin gereksiz artmasına ve usulden hızlı ret kararlarına yol açar.
Davada yetkili yer mahkemesinin doğru tespiti ise iptal davasını yasal olarak kimin açtığına göre yasa gereği değişiklik gösterir. Eğer incelenen mutlak butlan davası bizzat olaydan mağdur edilen eş tarafından açılıyorsa, eşlerin son altı aydan beri aralıksız birlikte oturdukları yerleşim yeri mahkemesi veya eşlerden birinin dava anındaki güncel yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınmıştır. Ne var ki açılan davanın kamu düzenini derinden bozan niteliği gereği, Cumhuriyet savcısı, yasal yetkili temsilciler veya konuya taraf diğer ilgililer tarafından açılacak mutlak butlan davalarında Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki genel yetki kuralı işletilir. Bu durumda dava dosyası doğrudan davalının güncel yerleşim yeri mahkemesinde yetkili olarak açılır.
Türk Ceza Kanunu Kapsamında Birden Çok Evlilik Suçu ve Yaptırımları
İncelenen konunun yalnızca özel medeni hukuk boyutu değil, aynı zamanda doğrudan hürriyeti bağlayıcı cezalar içeren çok ciddi bir kamu ve ceza hukuku boyutu da bulunmaktadır. Potansiyel müvekkillerin en çok yanılgıya düştüğü konulardan biri eylemin sadece evliliğin iptaliyle sonuçlanacağını düşünmeleridir. Oysa Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi? eyleminin bir diğer boyutu da Türk Ceza Kanunu kapsamında net bir şekilde suç olarak tanımlanmasıdır. Kanun koyucu meclis, aile düzeninin güçlü korunması, toplumsal çok eşliliğin önlenmesi ve resmi evrakta sahteciliğin katı önüne geçilmesi amacıyla birden çok evlilik, hileli evlenme ve usulsüz dinsel tören başlıkları altında failin doğrudan hürriyetini kısıtlayan çok özel cezai yaptırımlar öngörmüştür.
Türk Ceza Kanunu madde 230 kapsamında çeşitli ağır yaptırımlar belirlenmiştir. İlk olarak, güncel resmi kayıtlarda hali hazırda evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran fail, altı aydan iki yıla kadar doğrudan hapis cezası ile yargılanmaktadır. İkinci önemli durum olarak, kendisi bekâr olmasına ve evli olmadığını bilmesine rağmen, karşısındaki kişinin evli olduğunu bilerek onunla evlilik işlemi yaptıran kişi de kanun gereği altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Üçüncü bir ihlal şekli olarak, gerçek kimliğini kasten saklamak veya sahte yollarla hileli evlenme işlemi yaptıran kişiler için üç aydan bir yıla kadar hapis cezası açıkça öngörülmektedir. Son olarak ise aralarında resmi ve medeni bir evlenme akdi olmaksızın, evlenmenin sadece dinsel törenini yaptıran şahıslar iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile yargılanırlar.
Suçun asli faili kadın veya erkek fark etmeksizin ilgili yasaklı işlemi gerçekleştiren herkes olabilir. Yurt dışında söz konusu bu yasaklı fiili gerçekleştiren kişi, Türk vatandaşı olmaya devam ettiği sürece Türkiye Cumhuriyeti yargı sınırlarına döndüğünde veya yetkili idari resmi makamlar bu haksız durumu dışarıdan tespit ettiğinde söz konusu suçtan dolayı derhal sanık sıfatıyla yargılanacaktır. Açılacak olan dava için zamanaşımı süresinin tam başlangıç anı da suçun cezasız kalmasını kesin olarak engellemek adına son derece özel olarak kanunda düzenlenmiştir. Zamanaşımı süresi, söz konusu hukuka aykırı geçersiz evlenmenin Aile Mahkemesince resmen iptal edildiği mahkeme kararının kesinleştiği gün itibarıyla işlemeye başlar. Yapılacak soruşturma ve kovuşturmanın yasal aşamaları şikâyete tabi bir eylem olmadığından, ihlal durumu savcılık makamları veya resmi nüfus idaresi tarafından herhangi bir şekilde öğrenildiği anda re’sen ve hızla harekete geçilerek fail hakkında mecburi kamu davası açılır.
Çifte Vatandaşlar ve Yabancılar İçin Özel Hukuki Durumlar
Karmaşık uyuşmazlık sürecinde hukuki olarak en sık karşılaşılan istisnai fiili durumlardan biri de çifte vatandaşlık hakkına sahip bireylerin kasten gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemlerdir. Hem Türkiye Cumhuriyeti hem de tamamen farklı bir yabancı ülkenin vatandaşlığına aynı anda sahip olan bazı bireyler, genellikle Türk pasaportlarındaki evli ibaresini yetkililerden kasten gizleyerek, diğer ülke pasaportlarıyla o yabancı ülkede bekâr statüsünde yeni bir evlilik yapma yoluna sıklıkla gitmektedirler. Yabancı devlet makamları sadece kendi ulusal vatandaşlık veri sistemlerindeki kayıtları baz aldıklarında bu yasak evlilik işlemi ne yazık ki şeklen fiilen gerçekleştirilebilmektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki, kişinin yasal olarak çifte vatandaş olması onun bağlayıcı Türk kanunlarına karşı taşıdığı sorumluluğunu ve yasal medeni yükümlülüklerini kesinlikle ortadan kaldırmaz veya hafifletmez. Milletlerarası Özel Hukuk kurallarına göre, bir kimse birden fazla egemen devlet vatandaşlığına sahipse ve bu aktif vatandaşlıklardan sadece biri dahi Türk vatandaşlığı ise, Türk adli mahkemeleri ve idari resmi makamları o kişi hakkında her zaman münhasıran Türk hukukunun kurallarını uygulamakla yükümlüdür. Bu sert yasal zorunluluk nedeniyle, çifte vatandaş olan bir kişinin yurt dışında diğer yabancı kimliğiyle kasti olarak yaptığı ikinci evlilik de Türk idari makamları tarafından herhangi bir yolla öğrenildiği anda mutlak butlan sebebiyle doğrudan dava iptaline konu edilecek ve kişi Türk Ceza Kanunu kapsamında birden çok evlilik suçundan dolayı ağır hapis cezasıyla yargılanacaktır.
Yüksek mahkeme Yargıtay kararlarına konu olan güncel ve emsal teşkil eden yargı dosyaları incelendiğinde, yüksek yargının bu konudaki kararlılığının ne denli net ve tavizsiz olduğu açıkça görülmektedir. Örneğin, Türkiye’ye sığınan ve tamamen kendi milli hukukuna göre çok eşli hayat süren yabancı uyruklu bir kişinin, sonradan yasal şartları sağlayarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmesi durumunda Yargıtay net bir tutum sergilemiştir. Kişinin kendi doğduğu ülkesinde geçerli sayılan ikinci evliliğinin, Türk vatandaşı sıfatını aldığı an itibarıyla Türk kamu düzenine ve Türk Medeni Kanununun temel felsefesine açıkça aykırı hale geldiğine kesin hükmetmiş ve bahsi geçen bu ikinci evliliğin mutlak butlan sebebiyle derhal iptaline karar vermiştir. Bu güçlü emsal karar, Türkiye’de yasal vatandaşlık alan veya doğuştan çifte vatandaşlık sahibi olan herkes için, Türk kanunlarındaki katı tek eşlilik prensibinin istisnasız ve sürekli bir şekilde uygulanacağını şüpheye yer bırakmaksızın topluma ilan etmektedir.
Sonuç
Tüm bu hususlar detaylı bir şekilde analiz edildiğinde, Evli Biri Yurt Dışında Başka Biriyle Evlenebilir Mi? sorusuna hukuken verilecek yanıt kesin ve kati bir hayırdır. Mevzuat hükümleri, güncel Yargıtay içtihatları ve bağlayıcı uluslararası hukuk kuralları, Türk hukuk sisteminin en sağlam temellerinden biri olan ailenin korunmasını emreder. Tek eşlilik kuralı, vatandaşların dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar riayet etmeleri gereken mutlak bir yasal yükümlülük ve kamu düzeni meselesidir. Yurt dışında sadece yabancı makamların idari denetim zafiyetlerinden faydalanılarak veya çifte vatandaşlık avantajı kötüye kullanılarak gerçekleştirilen usulsüz ikinci evlilikler, kamu hukuku çerçevesinde ağır aykırılık teşkil ettiği için Türkiye’de hiçbir suretle yasal geçerlilik kazanmayacak ve idari mercilerce asla tescil edilmeyecektir. Üstelik bu haksız ve hukuksuz eylem, hem aile mahkemelerindeki mutlak butlan davası neticesinde evliliğin kökten iptaline yol açacak hem de kişileri hürriyeti bağlayıcı ciddi hapis cezalarıyla sanık kürsüsünde karşı karşıya bırakacaktır.
Bu zorlu ve yıpratıcı süreçte iyi niyetli eşlerin mağduriyetten korunmasına yönelik son derece dar kapsamlı ve istisnai kanun hükümleri bulunsa dahi, yargılama sürecinin genel yapısı telafisi güç maddi ve cezai yaptırımlar içermektedir. Yabancı idari makamlar önünde evlenme, nüfus kütüklerine tescil zorunlulukları, uluslararası tanıma ve tenfiz prosedürleri ile aile mahkemelerinde re’sen dahi görülebilen mutlak butlan davaları, uluslararası aile hukukunun uzmanlık gerektiren en teknik alanlarını oluşturur. Hukuki dava süreçlerinde yapılacak en ufak bir eksik beyan, usul hatası, yetkisiz mahkemede dava açılması veya kanuni zamanaşımı sürelerinin atlanması geri dönülemez hak kayıplarına yol açar. Böylesine hayati riskler ve ağır cezalar barındıran uluslararası aile hukuku uyuşmazlıklarında, sürecin en başından itibaren deneyimli bir Avukat İstanbul mahkemelerinde tüm prosedürlerin yasal mevzuata tam uygun şekilde, profesyonelce yönetilmesini sağlayarak kişinin hukuki belirliliğinin tesis edilmesine çok büyük katkı sunar. Hak kayıplarının kesin olarak önüne geçmek, olası zorlu ceza yargılamalarında yasal savunma hakkını en etkin şekilde kullanmak ve karmaşık yabancı unsurlu evlilik uyuşmazlıklarında yasal çerçeveyi lehinize doğru analiz etmek için Av. Tolga Çelik Hukuk ve Danışmanlık Ofisi deneyimli uzman avukat kadrosuyla daima yanınızdadır. Bireysel yasal haklarınızın, birikmiş malvarlıklarınızın ve en önemlisi hürriyetinizin sarsılmaz bir güvence altına alınması adına atılması gereken profesyonel adımlar için Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. Elbir İş Merkezi No:6 Kat:9 Daire:11, 34381 Şişli/İstanbul adresinde bulunan ofisimizi dilediğiniz zaman ziyaret edebilir, alanında son derece yetkin bir Avukat İstanbul barosuna kayıtlı uzman kadromuzdan en detaylı hukuki strateji ve danışmanlık hizmetini hemen alabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Hayır, Türk Medeni Kanunu’nun emredici kuralları gereği hukuken kesinlikle evlenemez. Türk vatandaşları açısından her zaman tek eşlilik ilkesi esastır. Kişinin fiziken dünyanın neresinde evlendiğinden tamamen bağımsız olarak, idari kayıtlarda yasal olarak devam eden mevcut bir evliliği varken yaptığı ikinci evlilik girişimi açıkça yasaktır. Fiilen yabancı bir ülkede bu işlem sadece bürokratik bir zafiyetten veya evrak eksikliğinden faydalanılarak şeklen yapılmış olsa dahi, söz konusu eylem Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında kamu düzenine ağır aykırılık teşkil eder, mahkeme kararıyla mutlak butlan yaptırımıyla iptal edilir ve Türkiye’deki nüfus kayıtlarına hiçbir zaman tescil edilmez.
Yurt dışında kanuna aykırı kurulan ikinci bir evlilik, Türk kamu düzenine ve ilgili kanunun açık emredici hükümlerine baştan sona aykırı olduğu için konsolosluklar veya Türkiye’deki nüfus idareleri tarafından hiçbir yolla tescil edilmez. Tescil işlemi yapılmadığı için bu sakat evlilik Türkiye sınırları içerisinde hukuki bir resmiyet, geçerlilik veya hak doğurmaz. Taraflar idari kayıtlarda yasal olarak bekar veya önceki yasal eşiyle evli olarak işlem görmeye devam ederler. Bu düzensiz idari durum ise ilerleyen yıllarda miras, soybağı tespiti, nafaka ve mal paylaşımı gibi kritik konularda aşılması imkânsız devasa engeller yaratır.
Evet, doğrudan hapis cezası alır. Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesinde özel olarak düzenlenen birden çok evlilik suçu kapsamında eylem değerlendirilir. Güncel resmi kayıtlarda evli olmasına rağmen başkasıyla yasa dışı evlenme işlemi yaptıran kişi ile birlikte kendisi bekâr olduğu halde evli bir kimse ile bilerek evlenme işlemi yaptıran diğer kişi hakkında yasalarımızda altı aydan iki yıla kadar doğrudan hapis cezası öngörülmektedir. Bu ceza davası için öngörülen kanuni sürenin zamanaşımı başlangıcı, Aile Mahkemesinin verdiği evliliğin yasal iptali kararının kesinleştiği tarihten itibaren yasal olarak işlemeye başlar.
Geçersiz evliliğin yasal iptal süreci her zaman mutlak butlan davası yoluyla bizzat yetkili mahkemelerde yürütülür. Kamu düzenini yakından ve doğrudan ilgilendiren bu dava türü herhangi bir hak düşürücü veya kısıtlayıcı süreye asla tabi değildir. İhlal olayının üzerinden on yıllar geçmiş olsa dahi dava hemen açılabilir. Cumhuriyet savcısı ihlali öğrendiğinde re’sen harekete geçebileceği gibi; ilk eş, yasal mağdur mirasçılar veya konuya doğrudan hukuki ilgisi olan herhangi bir şahıs doğrudan uzman Aile Mahkemelerine başvurarak söz konusu yabancı evliliğin baştan itibaren tamamen geçersiz olduğunun tespitini yasal yollarla talep edebilir.
Kanun koyucu bu karmaşık konuda sadece iyi niyetli üçüncü kişilerin mağduriyetini önlemek için çok dar çerçeveli bir iyi niyet istisnası getirmiştir. Şayet evliyken yeniden usulsüz evlenen kimsenin yasal ilk evliliği, ikinci evlilik hakkında yargı makamınca mutlak butlan kararı verilmeden önce yasal kesin bir boşanma kararı veya ilk eşin ölümü gibi geçerli bir nedenle tamamen sona ermişse durum değişir. Eğer bu aşamada ikinci evlilikteki diğer eş yasal olarak kişinin önceden evli olduğunu hiçbir şekilde bilmeyen, kanıtlanmış iyi niyetli biriyse, artık bu noktadan sonra mahkemece ikinci evliliğin butlanına karar verilemez ve sakat evlilik hukuken korunarak geçerli hale gelir.
Milletlerarası Özel Hukuk temel kuralları ve yargı içtihatları gereği, kişinin uluslararası alanda sahip olduğu vatandaşlıklardan sadece bir tanesi dahi Türk vatandaşlığı ise, yetkili tüm Türk resmi makamları o kişiye daima kendi milli hukuku olan Türk hukukunun emredici kurallarını uygularlar. Dolayısıyla kişinin hukuki çifte vatandaşlık avantajını kasıtlı şekilde kullanarak diğer yabancı ülke pasaportuyla yurt dışında sahte bir bekâr statüsüyle evlenmesi, eylemin Türk kanunları nezdindeki yasaklılığını ve suç vasfını hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz. Böylesi bir hileli evlilik de Türkiye’de asla resmi tescil edilmez, ağır mutlak butlan davasına konu olur ve öngörülen kanuni cezai yaptırımlar kişi Türkiye resmi makamlarınca tespit edildiği an hiç bekletilmeksizin aynen uygulanır.