Yabancılık unsuru taşıyan hukuki işlemler günümüzün küreselleşen dünyasında büyük bir önem taşımaktadır. Bireylerin birden fazla devletin uyruğunda bulunması hukuki süreçleri karmaşık bir yapıya dönüştürmektedir. Özellikle Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri süreci hem ulusal hem de uluslararası hukukun eş zamanlı olarak değerlendirilmesini zorunlu kılar. Hukuki süreçlerin başından sonuna kadar eksiksiz ve hatasız yürütülmesi son derece kritik bir konudur. Aksi takdirde ileride doğabilecek mal rejimi uyuşmazlıkları veya miras davaları gibi sorunların önüne geçilemez. Evlilik başvurusundan nüfus tesciline kadar uzanan tüm aşamalarda mevzuatın emredici kurallarına uyulması şarttır. İstanbul gibi metropollerde yaşayan ve uluslararası bağlantıları olan bireyler için hukuki güvence sağlamak temel bir ihtiyaçtır. Bu kapsamlı rehber hukuki mevzuatın karmaşık yapısını çözümleyerek İstanbul merkezli hukuki danışmanlık arayan potansiyel müvekkiller açısından aydınlatıcı bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır.
Türk Hukukunda Çifte Vatandaşlık Kavramı ve Hukuki Statü
Birden fazla vatandaşlığa sahip kişilerin hukuki işlemleri Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kurallarına tabidir. Bu kanun kısaca MÖHUK olarak adlandırılmaktadır. MÖHUK dördüncü maddesi çifte vatandaşların hukuki statüsünü kesin ve net bir biçimde düzenlemiştir. Bu maddeye göre birden fazla vatandaşlığa sahip olan kişilerin bu vatandaşlıklarından birinin Türk vatandaşlığı olması halinde münhasıran Türk hukuku uygulanır. Bunun anlamı çifte vatandaşların Türkiye sınırları içerisinde yapacakları işlemlerde sadece Türk vatandaşı olarak kabul edilmeleridir. Kişiler diğer ülke vatandaşlıklarını ileri sürerek yabancılara tanınan bazı farklı usullerden veya muafiyetlerden yararlanmayı talep edemezler.
Evlilik işlemleri sürecinde başvurucunun nüfus kayıtlarında Türk vatandaşlığı bulunduğu anlaşıldığı andan itibaren tüm işlemler Türk Medeni Kanunu çerçevesinde yürütülmektedir. Evlendirme memurlukları bu kuralı kati bir şekilde uygular. Öte yandan kişinin Türk vatandaşlığı yoksa ve birden fazla yabancı devlet vatandaşlığına sahipse daha sıkı ilişki içinde bulunduğu devletin hukuku esas alınır. Vatansız kişiler veya mülteciler için ise ikametgah veya mutad mesken hukuku bağlama noktası olarak kabul edilmektedir. Tüm bu yasal düzenlemeler yetkili hukukun tespitinde oluşabilecek uyuşmazlıkları engellemeyi ve potansiyel müvekkillerin hak kayıplarına uğramasını önlemeyi hedeflemektedir.
Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri ve Evlenme Ehliyeti Şartları
Evlenme ehliyeti tarafların hukuken geçerli bir evlilik birliği kurabilmeleri için sahip olmaları gereken yasal nitelikleri ifade eder. MÖHUK on üçüncü maddesi uyarınca evlenme ehliyeti ve şartları taraflardan her birinin evlenme anındaki milli hukukuna tabidir. Bu bağlamda Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri için Türk vatandaşlığı baskın kabul edildiğinden evlenme ehliyeti tamamen Türk hukukuna göre değerlendirilir. Türk Medeni Kanunu evlenme yaşı olarak on sekiz yaşın doldurulmasını genel kural olarak belirlemiştir. Kadın ve erkek için yaş sınırı eşittir.
Bununla birlikte on yedi yaşını dolduran bireyler yasal temsilcilerinin izniyle evlenebilirler. On altı yaşını dolduranlar ise ancak olağanüstü bir durumun varlığı halinde ve yetkili aile mahkemesi hakiminin kararıyla evlenme ehliyeti kazanabilirler. Tarafların ayırt etme gücüne sahip olmaları ve kan hısımlığı gibi evlenme engellerinin bulunmaması zorunludur. Ayrıca mevcut ve geçerli bir evliliğin bulunmaması tek eşlilik kuralının temelini oluşturur. Gaiplik durumunda ise gaipliğine karar verilen kişinin eşi mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Tüm bu şartlar kamu düzenine ilişkindir ve evlendirme memurları tarafından resen araştırılır. Hukuki prosedürlerin hatasız ilerlemesi adına deneyimli bir avukatın süreci yönetmesi müvekkiller için daima en güvenli yoldur.
Resmi Başvuru İçin Hazırlanması Gereken Evraklar
Evlilik başvurularının usulüne uygun şekilde tamamlanabilmesi için yasaların öngördüğü evrakların eksiksiz hazırlanması gerekmektedir. Belgelerin temini aşamasında yapılacak en küçük bir hata evlilik sürecinin aylarca uzamasına yol açabilir. Çifte vatandaş statüsündeki bireylerin başvurularında ibraz edilecek evraklar katı şekil şartlarına bağlanmıştır. Başvuru dosyasına eklenecek ilk evrak tarafların resmi kimlik belgeleridir. Başvuru sahibi Türk veya çifte vatandaş statüsündeyse mutlak surette Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı ve Nüfus Kayıt Örneği sunmalıdır. Nüfus müdürlüğünden alınan bu kayıt örneğinin hukuki geçerlilik süresi altı aydır.
Yabancı uyruklu eş adayı ise geçerlilik süresi dolmamış pasaportunu ve yeminli tercüman tarafından çevrilerek noter onayı yapılmış Türkçe tercümesini ibraz etmekle yükümlüdür. Bu belgenin geçerliliği pasaportun kendi süresi ile sınırlıdır. Her iki taraf için de sağlık raporu ve Akdeniz anemisi testinin sunulması zorunludur ve bu raporlar düzenlenme tarihinden itibaren altı ay geçerlidir. Yabancı uyruklu eşin apostilli veya dışişleri onaylı bekarlık belgesi de düzenlenme tarihinden itibaren altı ay boyunca hukuken geçerli kabul edilir. Ayrıca her iki taraf için son altı ay içerisinde çekilmiş biyometrik veya vesikalık fotoğraf dosyaya eklenmelidir. Süresi dolan evraklarla yapılan müracaatlar evlendirme memurlukları tarafından kesinlikle işleme alınmamaktadır.
Tıbbi Tetkikler ve Sağlık Raporunun Hukuki Yeri
Evlilik öncesi sağlık raporu alınması Türk hukukunda kamu sağlığını korumak amacıyla getirilmiş emredici bir yasal düzenlemedir. Bu evlilik sürecinde her iki tarafın da Türkiye sınırları içerisindeki yetkili sağlık kurumlarından bu raporu temin etmesi zorunludur. Raporlar evlenmeye engel teşkil edecek bulaşıcı bir hastalığın bulunmadığını kanıtlamak amacıyla talep edilmektedir. Ayrıca yeni nesillerin sağlığını güvence altına almak için kalıtsal hastalık riskleri de bu raporda değerlendirilir. Sağlık raporlarının tam teşekküllü devlet hastanelerinden veya aile hekimliklerinden alınması şarttır.
Özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlar evlendirme memurlukları tarafından genellikle kabul edilmemektedir. Raporun üzerinde başvuru sahibinin fotoğrafının bulunması ve hekimin resmi kaşesi ile imzasının yer alması hukuki geçerlilik için zorunludur. Genetik bir tarama olan Akdeniz anemisi ve bazı durumlarda zorunlu tutulan diğer testlerin yapıldığına dair ibarenin sağlık raporunda mutlaka yer alması gerekmektedir. Yurt dışından alınmış sağlık raporları Türkiye’deki evlilik işlemlerinde kural olarak geçerli kabul edilmez. Dolayısıyla tarafların nikah başvurusundan önce Türkiye’de tıbbi tetkiklerini yaptırmaları planlama açısından son derece önemlidir. Bu süreçte yaşanabilecek bürokratik engellerin aşılması için profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir.
Bekarlık Belgesi ve Evlenme Ehliyet Belgesi Temini
Yabancı uyruklu eş adayının kendi ülkesinin yetkili makamlarından almış olduğu evlenme ehliyet belgesi sürecin en hassas parçasını oluşturmaktadır. Bu belge uluslararası alanda bekarlık belgesi olarak da bilinmektedir. Belge kişinin bekar dul veya boşanmış olduğunu ve evlenmesinde kendi milli hukuku açısından hiçbir engel bulunmadığını resmi olarak kanıtlar. Resmi başvurularda Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri kapsamında evlenilecek kişi yabancı uyruklu ise bu belgenin eksiksiz temin edilmesi zorunludur. Evlenme ehliyet belgesinin üzerinde kişinin anne ve baba adı ile doğum yeri ve tarihinin açıkça yazılı olması gerekmektedir. Eğer bu temel kimlik bilgileri belgede yer almıyorsa kişinin ayrıca doğum belgesi ibraz etmesi de istenir.
Bekarlık belgesinin yetkili yabancı resmi makamlarca veya o ülkenin Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerince düzenlenmiş olması şarttır. Fahri konsolosluklar tarafından düzenlenen belgeler yasal dayanak taşımadığı için hiçbir evlendirme dairesinde kabul edilmemektedir. Belgenin üzerinde evlenme ehliyetine dair ibarelerin net bir biçimde yer alması beklenir. Bazı ülkeler kendi vatandaşlarına bu belgeyi doğrudan vermemekte ve sadece yetkili merkez makamları aracılığıyla temin edilmesini şart koşmaktadır. Bu karmaşık sürecin doğru yönetilmesi ve belgelerin tam geçerliliğinin sağlanması uzman avukatlar aracılığıyla mümkün olmaktadır.
Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri Kapsamında Apostil Şerhi
Yurt dışında düzenlenen resmi belgelerin Türkiye’de geçerli olabilmesi için özel bir uluslararası onay sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu onay mekanizmasına apostil şerhi adı verilir. Apostil şerhi bin dokuz yüz altmış bir tarihli Lahey Anlaşması çerçevesinde üye ülkeler arasında belge trafiğini basitleştiren standart bir tasdik işlemidir. Yabancı uyruklu eş adayının ibraz edeceği evlenme ehliyet belgesi ve doğum belgesinin mutlak surette apostil onaylı olması gerekmektedir. Üzerinde geçerli bir apostil şerhi bulunan belge imza ve mührün doğruluğu açısından başkaca bir konsolosluk veya dışişleri onayına ihtiyaç duymaz.
Apostil işlemi belgenin düzenlendiği ülkedeki yetkili idari makamlar tarafından yapılmalıdır. Uluslararası evlilikler planlanırken hedef ülkenin Lahey Anlaşmasına taraf olup olmadığı önceden mutlaka teyit edilmelidir. Türkiye’de apostil yetkisi kaymakamlıklara ve valiliklere verilmiştir. Apostil şerhinin alınması idari makamlarda ücretsiz bir işlemdir. Ancak apostil işlemi tamamlanmış yabancı dildeki belgelerin Türkiye’de işleme alınabilmesi için yetkili yeminli tercümanlar aracılığıyla Türkçeye çevrilmesi şarttır. Daha sonra bu çevirinin Türk noterleri tarafından resmi olarak tasdik edilmesi gerekmektedir. Tasdik sırası son derece önemlidir. Hukuk büroları bu çok aşamalı tasdik silsilesinde belgelerin usulüne uygun olarak onaylanmasını sağlayarak müvekkillerine zaman kazandırır.
Çok Dilli Belgeler ve Onay Muafiyetleri İstisnası
Uluslararası ahvali şahsiye komisyonu sözleşmeleri belge tasdik süreçlerini çok daha pratik bir hale getirmiştir. Bu sözleşmelere taraf ülkeler arasında düzenlenen çok dilli belgeler apostil şerhine veya tercümeye gerek kalmaksızın doğrudan kabul edilmektedir. Formül A isimli belge uluslararası doğum kayıt örneğini temsil eder. Formül B isimli belge ise uluslararası evlenme kayıt örneğidir. Eğer yabancı uyruklu tarafın ülkesi bu sözleşmelere taraf ise alacağı çok dilli evlenme ehliyet belgesi hiçbir onay işlemine tabi tutulmadan doğrudan Türk evlendirme dairelerine sunulabilir.
Bu uygulama bürokratik engelleri büyük ölçüde hafifleterek taraflara ciddi bir maliyet avantajı sağlamaktadır. Belgenin çok dilli olarak düzenlenmesi noter tercümesi masraflarını da tamamen ortadan kaldırır. Ancak belgenin yetkili merkezi makamlar tarafından standart formata uygun şekilde düzenlenmiş olması emredici bir kuraldır. Hangi belgelerin bu muafiyetten faydalanabileceği konusunda hukuki destek almak gereksiz bürokratik işlemlere maruz kalmamak için kritik bir adımdır.
Yabancıların Türkiye Sınırları İçinde Yasal Kalış Şartı
Türkiye’de evlenmek isteyen yabancı uyruklu kişilerin ülke sınırları içerisinde yasal bir statüyle bulunmaları emredici bir şarttır. Resmi nikah başvurusu sırasında evlenilecek kişi yabancı ise geçerli bir vizesinin veya ikamet izninin bulunup bulunmadığı memurlar tarafından titizlikle kontrol edilir. Vize süresi dolmuş veya Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapmış kişilerin resmi evlilik işlemleri kural olarak gerçekleştirilemez. Evlilik başvurusu sırasında vize süresinin verilecek nikah gününü de kapsaması gerekmektedir.
Eğer yabancı kişinin vize süresi dolmuşsa derhal vize yenilemesi yapılmalı veya oturma izni başvurusu gerçekleştirilmelidir. Bazı özel durumlarda ve belirli yasal şartların sağlanması halinde kaçak statüsündeki kişilerin evlilik başvuruları için idari süreçler başlatılabilmektedir. Ancak bu durum son derece risklidir ve sınır dışı edilme tehlikesi barındırır. İkamet izni bulunan yabancıların ise resmi makamlardan alınmış yerleşim yeri belgesi ibraz etmeleri zorunludur. Oturumu bulunmayan ve vize muafiyetiyle gelen kişilerin ise konakladıkları tesisten veya emniyet birimlerinden yasal durumlarını belgeleyen evraklar almaları istenebilmektedir. Tüm bu karmaşık göçmenlik hukuku detayları alanında uzman bir avukatın danışmanlığı ile çözülmelidir.
Konsolosluk Evlilikleri ve Belediye Memurlukları Yetki Sınırları
Evlilik akdinin hangi makam önünde gerçekleştirileceği tarafların vatandaşlık durumlarına göre kesin yasal sınırlarla çizilmiştir. Yetki alanlarına bakıldığında Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri söz konusu olduğunda Türk dış temsilcilikleri ile yerel belediyelerin yetki alanları sıkça karıştırılmaktadır. Türk konsoloslukları sadece ve münhasıran her iki tarafın da yalnızca Türk vatandaşı olduğu durumlarda nikah kıyma yetkisine sahiptir. Taraflardan birinin yabancı uyruklu olması veya taraflardan birinin çifte vatandaş sıfatıyla başka bir ülkenin de uyruğunu taşıması halinde konsolosluklarda kesinlikle nikah işlemi yapılamaz.
Konsoloslukların evlendirme yetkisi iki taraflı bir izne tabidir. Hem gönderen devletin kanunları bu yetkiyi vermeli hem de kabul eden devlet kendi sınırları içerisinde konsolosluk evliliğine müsaade etmelidir. Örneğin Almanya Arjantin İsviçre veya Danimarka gibi ülkeler kendi topraklarında yabancı konsoloslukların nikah kıymasını yerel kanunlarıyla yasaklamıştır. Türkiye sınırları içerisindeki resmi nikah işlemlerinde ise yetki kuralları çok daha esnektir. İlgili evlendirme yönetmeliğinde yapılan güncel değişiklikler sonucunda evlilik başvurularında aranan ikamet şartı tamamen kaldırılmıştır. Taraflar Türkiye’nin herhangi bir yerindeki evlendirme memurluğuna başvurarak nikah işlemlerini avukatlarının yönlendirmeleriyle sorunsuz şekilde tamamlayabilirler.
Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri Sonrası Nüfus Tescili
Yurt dışında yabancı makamlar önünde akdedilen evliliklerin Türkiye’de kendiliğinden hüküm ifade etmesi yasal olarak mümkün değildir. Türk vatandaşlarının veya çifte vatandaşların yurt dışında yaptıkları evlilikleri mutlaka Türk nüfus kütüklerine tescil ettirmeleri gerekmektedir. Nüfus Hizmetleri Kanunu bu tescil işlemini bir yükümlülük olarak düzenlemiştir. Tescil işlemi yapılmadığı takdirde taraflar Türk resmi kayıtlarında hala bekar görünmeye devam ederler. Bu durum ilerleyen süreçlerde doğacak çocukların soybağının kurulamamasına miras haklarının zedelenmesine ve mal rejimi tasfiyesinin yapılamamasına neden olur.
Tescil bildirimi evliliğin gerçekleştiği tarihten itibaren en geç otuz gün içerisinde yapılmalıdır. Bildirimin evliliğin akdedildiği ülkedeki ilgili Türk dış temsilciliğine şahsen başvurarak ya da posta yoluyla gönderilmesi mümkündür. Başvuru dosyasına uluslararası evlenme kayıt belgesinin aslı ve her iki eşin güncel kimlik ile pasaport fotokopileri eklenmelidir. Yasal süresi içerisinde yapılmayan tescil bildirimleri idari para cezası yaptırımına tabidir. Tescil sürecinin alanında yetkin bir hukuk bürosu aracılığıyla takip edilmesi doğabilecek idari ve mali cezaların önüne geçer.
Evlilik Mal Rejiminin Belirlenmesi ve Uygulanacak Hukuk
Evlilik birliğinin resmi olarak kurulmasıyla birlikte eşler arasında mali sonuçlar doğuran derin bir hukuki ilişki meydana gelir. Boşanma veya ölüm gibi evliliği sona erdiren durumlarda eşlerin evlilik süresince edindikleri malların nasıl paylaştırılacağı uygulanacak hukukun tespitine bağlıdır. MÖHUK on beşinci maddesi evlilik mallarına uygulanacak hukukun belirlenmesinde eşlere çok geniş bir hukuk seçimi özgürlüğü tanımaktadır. Eşler evlenme anında veya evlilik devam ederken yapacakları yazılı bir sözleşme ile mutad mesken hukuklarını veya milli hukuklarını seçme hakkına sahiptirler.
Eğer eşler arasında açık bir hukuk seçimi yapılmamışsa kademeli bir bağlama kuralı öngörmüştür. Buna göre öncelikle eşlerin evlenme anındaki müşterek milli hukuku dikkate alınır. Müşterek milli hukuk bulunmuyorsa evlenme anındaki müşterek mutad mesken hukuku devreye girer. Ortak bir mutad mesken de saptanamıyorsa son çare olarak Türk hukuku uygulanır. Çifte vatandaşlık durumunda MÖHUK dördüncü maddesinin emredici hükmü gereği eşlerden birinin Türk vatandaşı olması müşterek milli hukukun Türk hukuku olarak tayin edilmesi ihtimalini kesinleştirir. Yurt dışında uzun yıllar yaşayan vatandaşların mal rejimlerini güvence altına alabilmeleri için mutlaka uzman bir avukat gözetiminde mal rejimi sözleşmesi düzenlemeleri en rasyonel adımdır.
Yabancılık Unsuru Taşıyan Boşanma Davaları ve Tenfiz
Sadece kurulum değil Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri kadar bu evliliklerin sona ermesi de ciddi hukuki usullere tabidir. Yabancı uyruklu bir eşle veya çifte vatandaşla gerçekleştirilen boşanma davalarında uygulanacak hukuk MÖHUK on dördüncü maddesi uyarınca belirlenir. Bu maddeye göre boşanma davasında öncelikle eşlerin müşterek milli hukuku uygulanır. Müşterek milli hukuk yoksa müşterek mutad mesken hukuku esas alınır. Eğer eşlerin ortak bir mutad meskenleri de bulunmuyorsa Türk hukuku uygulanarak boşanma kararı verilir.
Yurt dışında yabancı bir mahkeme kararıyla boşanan kişilerin bu boşanmalarının Türkiye’de kendiliğinden geçerli olması mümkün değildir. Çifte vatandaş olan birey yabancı bir mahkemede hukuken boşanmış olsa dahi bu karar Türk makamları tarafından otomatik olarak tanınmaz ve kişi Türk nüfus kütüklerinde evli görünmeye devam eder. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için tarafların bu kesinleşme şerhini apostil onayı ile belgelendirerek tanıma ve tenfiz sürecini başlatmaları zorunludur. İdari yoldan tanıma süreci mümkün olmazsa Türk Aile Mahkemelerinde tanıma ve tenfiz davası açılması mecburi bir hal alır. Bu davaların mutlak surette yabancılar ve aile hukuku alanında uzmanlaşmış avukatlar vasıtasıyla takip edilmesi elzemdir.
İddet Müddeti Kuralı ve Mahkeme Yoluyla Kaldırılması
Evliliğin boşanma veya mahkeme kararıyla iptal edilerek sona ermesinin ardından kadınların yeniden evlenebilmesi için yasalarda öngörülen bekleme süresine iddet müddeti denir. Türk Medeni Kanunu uyarınca kadın evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün geçmedikçe yeni bir evlilik akdedemez. Bu emredici kuralın hukuki amacı doğacak çocuğun soybağının kesin olarak tespit edilmesini sağlamaktır. Yurt dışında yaşayan çifte vatandaşların yabancı mahkemelerden aldıkları boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması sonrasında da bu üç yüz günlük bekleme süresi Türk nüfus kayıtları açısından işlemeye devam etmektedir.
Bununla birlikte iddet müddeti kesin ve aşılamaz bir hukuki engel değildir. Bekleme süresi içerisinde kadının doğum yapmasıyla birlikte bu yasal süre kendiliğinden ortadan kalkar. Ayrıca kadının hamile olmadığını tam teşekküllü bir resmi sağlık kurulu raporu ile tıbbi olarak kanıtlaması halinde aile mahkemesine başvurarak iddet müddetinin kaldırılması davası açması kanunen mümkündür. Yetkili Aile Mahkemesi uzman avukatlar aracılığıyla sunulan tıbbi delilleri inceleyerek çok kısa bir süre içerisinde bekleme süresinin kaldırılmasına hükmeder.
Mavi Kart Sahiplerinin Evlilik Süreçlerindeki Yeri
Doğumla Türk vatandaşı olup da sonradan çıkma izni alarak yabancı bir devlet vatandaşlığına geçen kişilere Mavi Kart verilmektedir. Mavi Kart sahipleri Türk Vatandaşlığı Kanununun yirmi sekizinci maddesi uyarınca bazı istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Mavi Kart sahiplerinin Türkiye’deki evlilik başvurularında yabancı muamelesi görmemeleri gerekmektedir. Evlendirme yönetmelikleri uyarınca bu kişiler başvuruları sırasında güncel Mavi Kartlarını ibraz etmek zorundadırlar.
Mavi Kart sahiplerinin nüfus kayıtları kapalı kayıtlı nüfus kayıt örneği şeklinde e-devlet veya resmi nüfus müdürlükleri üzerinden alınabilmektedir. Bu kayıtlar kişinin medeni durumunu kanıtlamak için hukuken yeterli kabul edilir. Evlilik işlemlerinde Türk hukuku kuralları uygulanır ve yabancı ülke vatandaşlarına özgü bekarlık belgesi temini veya uluslararası tasdik süreçlerinden büyük ölçüde muaf tutulurlar. Mavi kartlıların hukuki statülerinin korunması için işlemlerin avukat desteğiyle yapılması fayda sağlar.
Aile İkamet İzni ve Türk Vatandaşlığının Kazanılması Süreci
Yabancı uyruklu bir kişinin Türk vatandaşıyla evlenmesi ona doğrudan ve anında Türk vatandaşlığı hakkı kazandırmaz. Yabancı eş öncelikle evlilik birliğine dayanarak Türkiye’de aile ikamet izni başvurusunda bulunma hakkını elde eder. Aile ikamet izni genellikle en fazla üçer yıllık sürelerle verilir ve evlilik birliği devam ettiği müddetçe uzatılabilmektedir. Bu izin yabancı eşin Türkiye’de yasal olarak ikamet etmesini ve gerekli sosyal haklardan yararlanmasını temin eder.
Türk Vatandaşlık Kanununun on altıncı maddesi uyarınca evlilik yoluyla vatandaşlık başvurusunda bulunabilmek için evliliğin en az üç yıl sürmüş olması şarttır. Ayrıca bu üç yıllık süre zarfında eşlerin aile birliği içinde yaşamaları ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hallerinin olmaması gerekmektedir. Tüm bu idari göçmenlik ve vatandaşlık başvuru aşamaları karmaşık bürokratik engeller barındırdığından potansiyel müvekkillerin kesinlikle profesyonel hukuki yardıma başvurması önerilir.
Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri Sık Sorulan Sorular
MÖHUK kuralları gereğince birden fazla vatandaşlığa sahip kişilerin vatandaşlıklarından biri Türk vatandaşlığı ise Türkiye sınırları içerisindeki resmi işlemlerde yalnızca Türk vatandaşı olarak kabul edilirler. Başvuru esnasında sadece Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarının kullanılması emredici yasal bir zorunluluktur.
Belgenin kişinin evlenmesinde hukuki bir engel bulunmadığını kesin bir dille ifade etmesi şarttır. Üzerinde başvuru sahibinin anne ve baba adı ile doğum yeri bilgileri net şekilde bulunmalıdır. Düzenlenme tarihinden itibaren altı aylık süreyi aşmamış olması ve mutlaka yetkili yabancı idari makamdan apostil şerhi almış olması gerekmektedir. Sürecin hatasız yönetimi için avukat incelemesi şarttır.
Bu soruya genel kural olarak başvuru sırasında yabancının geçerli bir vizesinin veya ikamet izninin bulunmasının zorunlu olduğu şeklinde cevap verilmelidir. Vize süresi biten kişilerin müracaatları kural olarak reddedilir. Yasal sınır dışı edilme riskini ortadan kaldırmak için işlemler hukuki bir temsilci ile yürütülmelidir.
Yabancı mahkemeler tarafından verilmiş boşanma kararları Türk makamlarınca tanınmadıkça veya tenfiz edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz. Tarafların birlikte konsolosluğa başvurması veya Türk Aile Mahkemelerinde tanıma ve tenfiz davası açılması mecburi bir hukuki yoldur. Bu davaların uzman bir avukat vasıtasıyla açılması hak kayıplarını önler.
Türk Medeni Kanunu uyarınca kadın evlendirme memuruna veya nüfus idaresine yapacağı yazılı bir başvuruyla kocasının soyadının önünde kendi bekarlık soyadını da kullanma hakkına sahiptir. Dava yoluyla sadece kendi soyadını kullanma hakkı da mevcuttur ve bu konuda avukatlık hizmeti almak sürecin hızlı sonuçlanmasını sağlar.
Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri Sonuç
Yabancılık unsuru barındıran evlilik ve aile hukuku işlemleri ulusal ve uluslararası hukukun kesişim noktasında bulunan ve son derece titizlikle yönetilmesi gereken teknik bir alandır. Karmaşık bir yapıya sahip olan Çifte Vatandaş Evlilik İşlemleri sürecinde evrakların uluslararası sözleşmelere uygun olarak temin edilmesi apostil onaylarının kusursuz yapılması ve emredici hükümlerin doğru yorumlanması yasal uyuşmazlıkların önlenmesi açısından hayati bir değere sahiptir. Özellikle evlilik akdinin gerçekleşmesinin ardından gündeme gelen mal rejimi seçimi veya yabancı mahkeme kararlarının tanınması gibi aşamalar derin bir hukuki bilgi birikimi gerektirir. Yasal prosedürlerde yaşanabilecek en ufak bir eksikliğin idari para cezalarına hak kayıplarına veya işlemlerin reddine yol açabileceği gerçeği göz önüne alındığında yetkin bir Avukat İstanbul ofisinden profesyonel destek alınması tartışılmaz bir gerekliliktir. Hukuki risklerin asgari seviyeye indirilmesi ve işlemlerin mevzuata tam uyum içerisinde sorunsuz tamamlanabilmesi amacıyla deneyimli bir Avukat İstanbul kadrosu ile çalışılması atılacak en doğru ve stratejik hukuki adımdır.
Av. Tolga Çelik Hukuk ve Danışmanlık Ofisi Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. Elbir İş Merkezi No:6 Kat:9 Daire:11, 34381 Şişli/İstanbul