Çifte Vatandaş İsim Değiştirme Davası

Çifte Vatandaş İsim Değiştirme Davası

Günümüzde küreselleşmenin hız kazanması, uluslararası göç hareketleri ve evlilikler sebebiyle birden fazla devletin vatandaşlığına sahip olan bireylerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu durum beraberinde çeşitli hukuki ihtiyaçları ve kimi zaman karmaşık bürokratik engelleri getirmektedir. Birden fazla vatandaşlığa sahip kişilerin karşılaştığı en yaygın problemlerin başında ise kimlik ve pasaport kayıtlarındaki ad farklılıkları gelmektedir. Tam da bu noktada çifte vatandaş isim değiştirme talepleri, hem Türkiye Cumhuriyeti nüfus kayıtlarının düzenlenmesi hem de uluslararası dolaşımda yaşanan aksaklıkların giderilmesi amacıyla büyük bir önem taşımaktadır.

Farklı ülkelerin hukuk sistemleri ad ve soyadı kazanımı hususunda birbirinden çok farklı kurallar benimseyebilmektedir. Örneğin bir ülke doğumla birlikte babanın soyadının yanında annenin bekarlık soyadını da zorunlu kılabilirken, bir başka ülke vatandaşlığa kabul aşamasında bireye adını o ülkenin diline uyarlama imkanı tanıyabilmektedir. Bu durum Türk vatandaşlığı bulunan kişinin yabancı pasaportunda farklı, Türk kimliğinde ise tamamen farklı bir ad veya soyad ile yer almasına sebebiyet vermektedir. Yaşanan bu çift başlılık bankacılık işlemlerinden sınır geçişlerine, uluslararası diploma denkliklerinden miras haklarına kadar geniş bir alanda telafisi güç hak kayıplarına yol açmaktadır. Bu nedenle sürecin Türk hukuku çerçevesinde doğru analiz edilmesi ve usul kurallarına tam uyum sağlanarak yürütülmesi gerekmektedir.

Çifte Vatandaş İsim Değiştirme Neden Gündeme Gelir

Uluslararası alanda faaliyet gösteren bireylerin resmi evraklarda tek ve uyumlu bir kimliğe sahip olması temel bir hukuki gerekliliktir. Pratikte çifte vatandaş isim değiştirme ihtiyacı doğuran temel etken, yabancı ülkede iktisap edilen ismin Türk nüfus kayıtlarına doğrudan yansıtılamamasıdır. Kişi yurt dışında doğmuş veya sonradan yabancı bir devletin vatandaşlığına geçmiş olabilir. Bu süreçte yabancı devlet makamları tarafından tescil edilen isim ile Türkiye’deki aile kütüğünde kayıtlı isim arasında harf farklılıkları dahi büyük uyuşmazlıklara zemin hazırlamaktadır.

Özellikle vize başvurularında, uluslararası uçuşlarda ve yabancı ülkelerdeki oturum işlemlerinde iki farklı isim taşınması güvenlik kontrollerinde ciddi şüphelere neden olmaktadır. Çifte vatandaşlar sınır kapılarında saatlerce bekletilebilmekte, kimi zaman ise seyahat özgürlükleri hukuka aykırı şekilde kısıtlanabilmektedir. Benzer şekilde taşınmaz alım satımı, şirket kuruluşu, vekaletname çıkartılması ve yabancı bankalarda hesap açılması aşamalarında kimlik teyidi yapılamamaktadır. İki ülkedeki kimlik bilgileri birbiriyle örtüşmediğinde noterler ve konsolosluklar işlem yapmaktan imtina etmektedir. İşte tüm bu pratik zorluklar, Türk mahkemeleri nezdinde adın değiştirilmesi veya düzeltilmesi davası açılmasını zorunlu kılmaktadır.

Çifte Vatandaşlık Durumunda Uygulanacak Hukuk ve Kanuni Dayanaklar

Birden fazla devlet tabiiyetine sahip kişilerin hukuki uyuşmazlıklarında hangi devlet hukukunun uygulanacağı meselesi, uluslararası özel hukukun en temel tartışma alanlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti kanun koyucusu bu karmaşayı önlemek adına açık ve net kurallar vazetmiştir. Kişinin ad ve soyadı, onun şahsına sıkı sıkıya bağlı haklar arasında yer almakta olup doğrudan doğruya kişi halleri statüsü kapsamında değerlendirilmektedir.

Milletlerarası Özel Hukuk Açısından Çifte Vatandaşlık Statüsü

Uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması halinde öncelikle 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine başvurulması zorunludur. Anılan Kanunun yetkili hukukun vatandaşlık esasına göre tayin edildiği halleri düzenleyen hükmü uyarınca, birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olan kişilerin aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları halinde uyuşmazlığa münhasıran Türk hukuku uygulanır (5718 sayılı MÖHUK m. 4).

Bu kural gereğince bir kimse hangi yabancı devletin vatandaşı olursa olsun, eğer Türk vatandaşlığını muhafaza ediyorsa adının kazanılması, değiştirilmesi veya düzeltilmesi taleplerinde yabancı hukuk kuralları değil, doğrudan doğruya Türk milli hukuku esas alınacaktır. Yabancı devlet mahkemesinin veya idari merciinin vermiş olduğu kararlar Türk vatandaşlığı bulunan kişi bakımından kendiliğinden hüküm doğurmamaktadır. Dolayısıyla Türkiye’deki nüfus kütüğünün düzeltilmesi ancak Türk mevzuatının öngördüğü maddi ve şekli koşulların yerine getirilmesiyle mümkündür.

Türk Medeni Kanunu Kapsamında İsim Değiştirme Esasları

Türk iç hukukunda adın değiştirilmesi meselesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile güvence altına alınmıştır. İlgili kanun maddesi uyarınca adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir (4721 sayılı TMK m. 27). Kanun koyucu haklı sebebin sınırlarını katı bir biçimde çizmemiş, somut olayın özelliklerine göre takdir yetkisini bağımsız mahkeme hakimine bırakmıştır.

Adın değiştirilmesi davası sonucunda verilen karar kişinin medeni durumunu veya hısımlık ilişkilerini doğrudan etkilemez. Zira ad değişmekle kişisel durum değişmez (4721 sayılı TMK m. 27). Ancak söz konusu değişiklik nüfus kütüklerine tescil edilerek hukuki belirlilik tesis edilir. Bu kapsamda adın değiştirildiğine ilişkin mahkeme hükmü yerel nüfus siciline kaydedilmekte ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunmaktadır (4721 sayılı TMK m. 27). Böylece üçüncü kişilerin olası hak kayıpları engellenmekte ve kamusal aleniyet sağlanmaktadır.

Çifte Vatandaş İsim Değiştirme Davasında Haklı Sebepler

İsim değiştirme davalarında en kritik unsuru haklı sebeplerin varlığı oluşturmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında haklı sebep kavramı oldukça geniş yorumlanmaktadır. Mahkemeler kişinin psikolojik huzurunu, sosyal ilişkilerini, mesleki kariyerini ve ticari itibarını etkileyen her türlü makul durumu haklı sebep olarak kabul etmektedir. Söz konusu çifte vatandaş isim değiştirme davalarında mahkemeler özellikle uluslararası düzeyde yaşanan kimlik uyumsuzluklarını başlı başına güçlü bir haklı sebep olarak değerlendirmektedir.

İki Ülke Kimlik ve Pasaport Belgeleri Arasındaki Farklılıklar

Yurt dışında yerleşik olan veya çifte vatandaşlığı bulunan bireyler bakımından en somut haklı sebep, yabancı kimlik belgesi ile Türk kimlik belgesinin birbiriyle uyuşmamasıdır. Örneğin Almanya, İngiltere veya Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan bir Türk vatandaşı, yabancı ülkede resmi olarak Michael adını kullanırken Türkiye’de Mehmet olarak kayıtlı olabilmektedir. Bu iki ismin aynı şahsa ait olduğunu ispatlamak çoğu zaman konsolosluklardan özel yazışmalar yapılmasını gerektirmekte ve aylar süren bürokratik gecikmelere sebep olmaktadır.

Farklı pasaportlarda farklı isimlerin bulunması uluslararası seyahatlerde biletleme sorunlarına yol açmaktadır. Uçak biletinin bir isimle, Türkiye’ye girişin ise diğer isimle yapılmaya çalışılması sınır makamlarınca usulsüzlük olarak nitelendirilebilmektedir. Dolayısıyla yabancı pasaporttaki ismin Türk nüfus kaydına eklenmesi veya Türk kaydındaki ismin yabancı pasaportla tamamen aynı hale getirilmesi yönündeki talepler mahkemelerce haklı sebep kabul edilmektedir.

Sosyal ve Mesleki Hayatta Yaşanan Uyumsuzluklar

Çifte vatandaşlar çoğu zaman yurt dışında doğup büyümekte veya uzun yıllardır o ülkelerde mesleki faaliyet icra etmektedir. Yabancı ülkede tanındığı isim ile Türkiye’deki isminin farklı olması iş hayatında büyük itibar kaybına neden olabilmektedir. Akademik yayınlarda, ticari sözleşmelerde veya uluslararası platformlarda imza yetkisi kullanılırken yaşanan tereddütler kişilerin haklarını doğrudan zedelemektedir.

Bunun yanı sıra kişinin kendi kimliğiyle benimsediği adın dışında bir adla anılmak zorunda kalması ruhsal olarak da huzursuzluk yaratmaktadır. Kişi sosyal çevresinde hangi isimle biliniyorsa resmi kayıtlarda da o ismin yer almasını isteme hakkına sahiptir. Bireyin kendisini ait hissetmediği, uzun yıllardır fiilen kullanmadığı ve yalnızca resmi kağıt üzerinde kalan bir ismi taşımaya zorlanması kişilik haklarına aykırılık teşkil etmektedir.

Çifte Vatandaş İsim Değiştirme Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ad ve soyadı düzeltilmesine ilişkin davalarda yargılama usulü özel kanun hükümleriyle düzenlenmiştir. Usul hukukuna ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi davanın esastan incelenebilmesi için zorunludur. Yanlış mahkemede dava açılması sürecin uzamasına ve yargılama giderlerinin artmasına yol açmaktadır. Bu nedenle çifte vatandaş isim değiştirme talebiyle açılacak davalarda kanuni usul dikkatle tatbik edilmelidir.

Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır (5490 sayılı Kanun m. 36). Bu davalarda görevli mahkeme kesin olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava çekişmesiz yargı niteliğinde görünmekle birlikte ilgili Nüfus Müdürlüğü davalı olarak hasım gösterilmek zorundadır. Nitekim kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır (5490 sayılı Kanun m. 36).

Türkiye İçinde İkamet Eden Çifte Vatandaşlar İçin Yargı Yolu

Eğer çifte vatandaş olan kişi fiilen Türkiye sınırları içerisinde ikamet ediyorsa, yetkili mahkeme ilgilinin Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi üzerindeki yerleşim yeri adresinin bağlı bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava dilekçesi bu yerdeki mahkemeye hitaben hazırlanır ve harçları yatırılarak tensip zaptı düzenlenmesi sağlanır. Mahkeme ilgili nüfus müdürlüğüne tebligat çıkararak cevap süresi tanır ve yargılama duruşmalı olarak yürütülür.

Yurt Dışında Yaşayan Çifte Vatandaşlar Bakımından Dava Açma Usulü

Çifte vatandaşların büyük bir kısmı fiilen yurt dışında yaşamakta ve Türkiye’de yerleşim yeri adresi bulundurmamaktadır. Bu durumdaki vatandaşların Türkiye’ye bizzat gelmeden haklarını arayıp arayamayacağı sıklıkla sorulmaktadır. Türkiye’de yerleşim yeri adresi bulunmayan vatandaşlar bakımından yetkili mahkeme, kişinin Türkiye’de nüfusa kayıtlı olduğu il veya ilçe Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Yurt dışında ikamet eden çifte vatandaşlar, bulundukları ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğuna müracaat ederek Türk avukatlarına özel yetki içeren bir vekaletname tanzim ettirebilirler. Bu vekaletnamede isim değiştirme davası açmaya ve süreci yürütmeye dair açık özel yetkinin yer alması şarttır. Bu sayede ilgilinin duruşmalara bizzat katılmasına gerek kalmaksızın tüm yargılama süreci Türkiye’deki vekili marifetiyle baştan sona eksiksiz tamamlanabilmektedir.

Yabancı Ülkede Yapılan İsim Değişikliğinin Türkiye Nüfus Kayıtlarına İşlenmesi

Çifte vatandaşların karşılaştığı en karmaşık senaryolardan biri, ad değişikliğinin önceden yabancı bir devlette gerçekleştirilmiş olmasıdır. Pek çok vatandaş, vatandaşı olduğu diğer yabancı devletin yetkili makamlarına başvurarak ismini değiştirmekte ve bu değişikliğin Türk makamları tarafından otomatik olarak tanınacağını zannetmektedir. Oysa Türk hukuku yabancı idari işlemlerin doğrudan Türk kütüklerine aktarılmasına kural olarak izin vermemektedir.

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması

Eğer yabancı ülkedeki isim değişikliği yetkili bir yabancı mahkeme kararı ile kesinleşmişse, bu kararın Türkiye’de doğrudan hüküm ifade etmesi söz konusu olamaz. Bu ilamın Türk hukuk düzeninde geçerli kılınabilmesi için Türk mahkemelerinde tanıma davası açılması gerekmektedir. Ancak tanıma davasının açılabilmesi için ortada kesinleşmiş, yabancı devlet yargı organı tarafından verilmiş bir yargı kararı bulunmalıdır. Yargı kararı dışındaki belgeler tanıma davasına konu edilemez.

Yabancı İdari Makam Kararlarının Durumu

Pek çok Avrupa ülkesinde ve Amerika kıtasında isim değişikliği mahkemeler aracılığıyla değil, doğrudan yerel belediyeler veya nüfus daireleri gibi idari makamlar marifetiyle yapılmaktadır. Türk hukuk sisteminde idari nitelik taşıyan yabancı belgelerin tanıma veya tenfiz yoluyla geçerli kılınması mümkün değildir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereği yabancı idari makamların kararları Türkiye’de tenfiz kabiliyetine sahip bir mahkeme ilamı niteliğinde görülmemektedir.

Bu sebeple yabancı ülkede idari yoldan ismini değiştiren bir çifte vatandaşın Türkiye’de yeniden Türk Medeni Kanunu çerçevesinde bir isim değiştirme davası açması şarttır (4721 sayılı TMK m. 27). Bu davada yabancı idari merci tarafından verilen isim değişikliği belgesi, yeni yabancı kimlik kartı ve pasaport en güçlü yazılı delil olarak mahkemeye sunulur. Mahkeme bu belgeleri haklı sebebin kesin bir karinesi olarak kabul etmekte ve Türk kütüklerindeki ismin yabancı isimle aynı hale getirilmesine hükmetmektedir.

Çifte Vatandaş İsim Değiştirme Sürecinde Gerekli Belgeler ve İspat Vasıtaları

Davanın başarıyla ve kısa sürede sonuçlanması için iddia edilen haklı sebebin mahkemeye somut ve inandırıcı delillerle sunulması zorunludur. Hukuki süreçte mahkemeye sunulacak deliller davanın temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu kapsamda hazırlanacak bir çifte vatandaş isim değiştirme dosyasında sunulacak belgelerin uluslararası evrak niteliklerine ve onay zincirlerine tam olarak uyması beklenmektedir.

Öncelikle ilgilinin yabancı devlet makamlarınca tanzim edilmiş kimlik kartı ve pasaport örnekleri temin edilmelidir. Eğer yabancı ülkede bir isim değişikliği yapılmışsa buna dair resmi tescil belgesi veya nüfus kayıt tablosu dosyaya eklenmelidir. Yabancı dilde tanzim edilen tüm belgelerin Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde Apostil şerhi taşıması zorunludur. Apostil şerhi bulunmayan yabancı resmi evraklar Türk mahkemelerince geçerli kabul edilmemektedir. Apostil işlemi tamamlanan belgeler Türkiye’de yeminli tercümanlarca Türkçeye tercüme edilmeli ve noter onayından geçirilmelidir.

Yazılı belgelerin yanı sıra tanık delili de isim değiştirme davalarında büyük bir öneme sahiptir. İlgilinin sosyal ve mesleki çevresinde yeni ismiyle tanındığını, eski isminin karmaşaya yol açtığını doğrulayacak en az iki tanığın mahkemede dinletilmesi süreci son derece güçlendirmektedir. Tanıkların bizzat duruşmada hazır edilerek beyanlarının tutanağa geçirilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca uçak biletleri, banka yazışmaları veya diploma denklik başvurularında yaşanan sorunları belgeleyen yazışmalar da takdiri delil olarak mahkemeye arz edilebilir.

Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Usuli İşlemler

İsim değiştirme davalarında usuli sürelerin kaçırılmaması ve zorunlu müzekkerelerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesi mahkemeye tevzi edildikten sonra hakim bir tensip tutanağı düzenler. Bu tutanakla birlikte mahkeme emniyet müdürlüğüne müzekkere yazarak davacının adli sicil kaydı, sabıka durumu ve aranıp aranmadığı hususunda kapsamlı bir tahkikat yapılmasını ister.

Bu tahkikatın temel amacı kişinin adli makamlardan kaçmak, ceza infazından kurtulmak veya alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla kötü niyetli bir ad değişikliği talebinde bulunup bulunmadığını denetlemektir. Eğer davacı hakkında kesinleşmiş bir yakalama emri, ağır ceza kovuşturması veya haciz baskısı gibi kötü niyet şüphesi uyandıran durumlar varsa mahkeme talebi reddedebilmektedir. Dolayısıyla davacının dürüst ve haklı niyetinin açıkça ortaya konulması gerekmektedir.

Tahkikat yazılarının mahkemeye dönmesiyle birlikte duruşma icra edilir. Duruşmada davacı vekili hazır bulunur, tanıklar dinlenir ve nüfus temsilcisinin mütalaası alınır. Hakim haklı sebebin ispatlandığına kanaat getirirse adın değiştirilmesine karar verir. Kararın tebliğinden sonra istinaf kanun yolundan feragat edilmesi halinde hüküm çok daha hızlı biçimde kesinleştirilmekte ve nüfus kütüğüne tescil aşamasına geçilmektedir.

Çifte Vatandaş İsim Değiştirme İşleminin Sonuçları ve Resmi Kurumlara Bildirim

Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte hukuki süreç sona ermemekte, idari tescil ve bildirim aşaması başlamaktadır. Mahkeme kalemi kesinleşen isim değişikliği ilamını re’sen yetkili Nüfus Müdürlüğüne gönderir. Nüfus memurluğu sisteme girerek ilgilinin aile kütüğündeki eski adını kapatır ve yeni adını resmi kayıtlara işler. Ad değişikliği halinde nüfus müdürlüğü kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydını da resen düzeltmektedir (5490 sayılı Kanun m. 36).

Kütük düzeltmesinin ardından şahsın yeni kimlik kartı ve yeni Türk pasaportu başvurusu yapması gerekir. Yeni pasaport tanzim edildikten sonra yabancı devlet pasaportu ile Türk pasaportu arasındaki kimlik uyumsuzluğu tamamen ortadan kalkmış olur. Kişi artık iki ülkede de aynı ismi taşıdığı için uluslararası dolaşımda hiçbir engelle karşılaşmaz.

Ayrıca adın değiştiği hususu Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, bankalar, Sosyal Güvenlik Kurumu, vergi daireleri ve meslek odaları gibi kurumlara bildirilmelidir. Türkiye’de taşınmazı bulunan kişilerin tapu sicilindeki malik hanesinde yer alan eski isimlerini mahkeme kararı ve nüfus kayıt örneği ibraz ederek güncellemeleri mülkiyet güvenliği bakımından büyük bir gerekliliktir.

Sık Sorulan Sorular

Çifte vatandaşlar Türkiye nüfusundaki ismini değiştirebilir mi

Evet, çifte vatandaşlığa sahip bireyler Türk vatandaşı olmaları sıfatıyla Türk Medeni Kanununun tanıdığı haklardan tam olarak yararlanabilirler (4721 sayılı TMK m. 27). İki farklı pasaportta farklı isimlerin bulunması veya yabancı ülkede başka bir adla tanınmak haklı sebep teşkil ettiğinden, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılarak Türkiye nüfusundaki ismin değiştirilmesi tamamen mümkündür.

Yurt dışında değişen isim Türkiye pasaportuna doğrudan işlenir mi

Hayır, yurt dışındaki idari veya yerel makamlar nezdinde gerçekleştirilen ad değişiklikleri Türkiye Cumhuriyeti kütüklerine doğrudan yansıtılamaz. Türk hukukuna göre nüfus kayıtlarında değişiklik yapılabilmesi kural olarak kesinleşmiş bir Türk mahkemesi kararına bağlıdır (5490 sayılı Kanun m. 36). Bu nedenle Türkiye’de bir isim değiştirme davası açılarak yabancı evrakların mahkemeye delil olarak sunulması şarttır.

Çifte Vatandaş İsim Değiştirme davası ne kadar sürer

Mahkemelerin iş yüküne ve evrakların tamamlanma hızına bağlı olarak çifte vatandaş isim değiştirme davaları genellikle tek celsede karara bağlanmakta olup yaklaşık üç ila altı ay içerisinde sonuçlanmaktadır. Yurt dışı tebligatlarının veya apostilli evrakların eksiksiz hazırlanması bu süreyi önemli ölçüde kısaltmaktadır.

İsim değişikliği davasında avukat tutmak zorunlu mudur

Türk hukukunda kural olarak kişilerin kendilerini mahkemede temsil etmeleri mümkündür, dava açmak için zorunlu vekillik şartı bulunmamaktadır. Ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda delillerin toplanması, apostil şerhlerinin alınması, görevli mahkemenin tayini ve nüfus müdürlüğü ile yapılacak yazışmalar ciddi teknik bilgi gerektirir. Yurt dışında yaşayan kişilerin duruşmalara bizzat gelmeksizin işlemlerini tamamlayabilmesi için uzman bir avukattan hukuki yardım alması büyük kolaylık sağlamaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak iki farklı devletin tabiiyetinde bulunmak bireylere pek çok hukuki ve sosyal avantaj sağlarken, ad ve soyadı uyumsuzlukları nedeniyle ciddi bürokratik engelleri de beraberinde getirebilmektedir. Yabancı kimliklerde ve Türk pasaportlarında yer alan farklı kayıtlar kişilerin günlük yaşamını, ticari ilişkilerini ve seyahat özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Bu karmaşık uyuşmazlığın çözümü ise Türk hukukunun belirlediği kanuni usullere riayet edilerek Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılacak kayıt düzeltme davasından geçmektedir.

Yabancı ülkelerden temin edilen apostilli belgelerin geçerliliği, tercüme süreçleri, delil sunumu ve duruşma takibi hatasız bir şekilde yönetilmelidir. Aksi halde davanın reddedilmesi veya sürecin yıllarca sürüncemede kalması gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmazdır. Uluslararası özel hukuk ve nüfus davalarında tecrübe sahibi bir Avukat İstanbul ile birlikte hareket etmek usul ekonomisi sağlayarak hak kaybı riskini bertaraf edecektir. Özellikle yurt dışında mukim olan vatandaşlarımızın Türkiye’ye seyahat etme zorunluluğu kalmaksızın tüm işlemlerini güvenle neticelendirebilmesi için yetkin bir Avukat İstanbul desteği büyük bir öneme sahiptir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

💬 WhatsApp
Çelik & Baştürk Hukuk

👋 Merhaba! Size nasıl yardımcı olabiliriz?

WhatsApp üzerinden yazın