Toplumun en temel yapı taşı olan aile kurumu hukuki güvence altına alınmış ve devletin özel korumasına tabi tutulmuş hayati bir sistemdir. Hukuk sistemimizde aile birliğinin resmi olarak kurulduğunu ispatlayan yegane ve en güçlü belge evlenme cüzdanıdır. Medeni Kanun ve Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca yetkili evlendirme memuru tarafından resmi işlemlerin tamamlanmasının hemen ardından eşlere teslim edilen bu belge, devletin otoritesini ve onayını temsil eden resmi bir evrak statüsündedir. Bu belgenin sağladığı hukuki statü oldukça geniştir. Durum böyle olunca bu belgenin gerçeğe aykırı olarak üretilmesi, üzerinde değişiklik yapılması veya bu şekilde bilerek kullanılması doğrudan kamu güvenine karşı işlenmiş ağır bir suç teşkil etmektedir. Belgede sahtecilik suçları, hukuki işlemlerin güvenilirliğini temelden sarsan ve devlet kurumlarının işleyişine zarar veren eylemler olarak kabul edilir. Bu makale kapsamında hakkını arayan, hukuki sürecin ciddiyetini anlamak isteyen ve profesyonel bir savunma arayışında olan potansiyel müvekkillerimiz için Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası konusu Yargıtay içtihatları ve kanuni dayanaklarıyla birlikte tüm hatlarıyla incelenecektir. Hakkınızda başlatılan veya başlatılması muhtemel olan soruşturmalarda, özgürlüğünüzü ve geleceğinizi korumak adına alanında uzman bir ceza avukatından hukuki destek almanızın hayati önem taşıdığını en başından belirtmek isteriz.
Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Temel Unsurları
Bir belgenin resmi belge sayılabilmesi için hukuk sisteminin aradığı belirli ve kesin şartlar bulunmaktadır. İlgili belgenin öncelikle yazılı olması, belirli bir hukuki değer taşıması ve bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenmiş olması şarttır. Evlilik cüzdanı, resmi makamlarca mühürlenip onaylanan ve kişilerin medeni durumunu kesin olarak ispatlayan en güçlü resmi belgelerden biridir. Bu belge üzerinde gerçekleştirilecek her türlü tahrifat veya tamamen sahte bir cüzdan üretilmesi eylemi, Türk Ceza Kanunu madde 204 kapsamında resmi belgede sahtecilik suçu olarak yargılanmayı gerektiren son derece ciddi bir fiildir.
Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen bu suç üç farklı seçimlik hareketle işlenebilmektedir. Suçun meydana gelmesi için failin kanunda belirtilen bu hareketlerden sadece birini gerçekleştirmesi yeterli görülmektedir. Birinci hareket resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu eylemde, gerçekte evli olmayan kişiler için hiç var olmayan bir evlilik cüzdanı, çeşitli teknik araçlar kullanılarak aslına benzetilmek suretiyle yoktan var edilmektedir. İkinci seçimlik hareket ise gerçek ve geçerli bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Örneğin hukuken geçerli bir evlilik cüzdanı üzerindeki isimlerin, veriliş tarihlerinin veya fotoğrafların kazınması, silinmesi yahut üzerlerine farklı kimlik bilgilerinin yazılması bu kapsama girmektedir. Hukuk büromuz, müvekkillerinin bu tür ağır suçlamalarla karşılaşması durumunda belgenin orijinalliğini ve tahrifat iddialarını titizlikle inceletmektedir.
Kanunda belirtilen üçüncü hareket sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Sahte evlilik cüzdanını bizzat düzenleyen kişi ile bu belgeyi resmi kurumlara ibraz ederek kullanan kişi aynı ise faile eylemlerin bütünü değerlendirilerek tek bir suçtan ceza verilir. Ancak sahte belgeyi üreten kişi farklı, bu evrakı resmi makamlara sunarak kullanan kişi farklı ise, kullanan şahıs belgenin sahte olduğunu bildiği takdirde sadece kullanma fiilinden dolayı cezalandırılır. Suçun tamamlanması için sahte belgenin ilgili kuruma ibraz edilmesi yeterlidir ve teşebbüs aşamasında kalması uygulamada oldukça nadir rastlanan bir durumdur. Resmi belgede sahtecilik suçunun manevi unsuru genel kasttır. Bu husus, failin elindeki belgenin sahte olduğunu bilerek ve sonuçlarını isteyerek hareket etmesini gerektirir. Dikkatsizlik, ihmal veya tamamen bilgisizlik sonucu taksirle sahte belge kullanılması durumunda bu suçun manevi unsuru oluşmayacaktır. Suçsuzluğunuzu ispatlamak ve kastın bulunmadığını ortaya koymak, ceza davalarında avukatınızın yürüteceği en önemli stratejilerden biridir.
Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası Bakımından Aldatma Kabiliyeti ve İğfal Şartı
Ceza hukukunda bir sahtecilik eyleminin cezalandırılabilmesi için en kritik ve vazgeçilmez şartlardan biri, üretilen veya değiştirilen belgenin aldatma kabiliyeti yani iğfal kabiliyeti taşımasıdır. Yargıtay içtihatlarına göre, sahte bir belgenin suç teşkil edebilmesi için ilk bakışta sahte olduğunun kolayca anlaşılamaması ve belirli bir inandırıcılık düzeyine sahip olması şarttır. Kamu güvenine zarar verme tehlikesi, ancak belgenin sıradan bir insanı veya makamı kandırabilecek nitelikte olmasıyla ortaya çıkar. Eğer söz konusu sahte evlilik cüzdanı son derece amatörce hazırlanmış bir renkli fotokopiden ibaretse ve üzerinde resmi belgeyi gerçek kılan soğuk damga, mühür veya ıslak imza gibi temel unsurlar açıkça eksikse, mahkemelerce belgenin aldatma kabiliyetinin bulunmadığına hükmedilebilir.
Aldatma kabiliyetinin bulunmadığı tespit edilen durumlarda, failin baştan beri kastı sahtecilik yapmak olsa dahi ortada hukuken korunan kamu güvenliği fiilen tehlikeye düşmediği için resmi belgede sahtecilik suçu oluşmayacaktır. Bu durum hukuk doktrininde faydasız sahtecilik olarak adlandırılmakta olup, beraat kararı verilmesini gerektiren temel savunma stratejilerinden biridir. Yargılama makamları bu durumu dosya üzerinden bizzat incelemeli, gerekli durumlarda grafoloji ve sahtecilik uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetlerinden rapor alarak belgenin nesnel olarak aldatıcı olup olmadığını bilimsel yöntemlerle tespit ettirmelidir. Profesyonel bir ceza yargılamasında, Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası ile yargılanan müvekkillerimiz için savunma makamının ilk inceleyeceği ve itiraz edeceği husus belgenin iğfal kabiliyetine sahip olup olmadığıdır.
Cezanın Belirlenmesi ve Uygulanacak Nitelikli Haller
Türk Ceza Kanunu, idarenin resmi işlemlerine ve devletin mühürlü belgelerine olan kamu güvenini sarsılmaz kılmak amacıyla sahtecilik suçlarına yönelik oldukça ağır yaptırımlar öngörmüştür. Asliye ceza mahkemelerinde görülen bu davalar, hürriyeti bağlayıcı ağır sonuçlar doğurabileceğinden, sürecin uzman bir avukat aracılığıyla takip edilmesi yasal haklarınızın korunması açısından elzemdir.
Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası Alt ve Üst Sınırları
Herhangi bir sivil vatandaşın sahte evlilik cüzdanı düzenlemesi, gerçek cüzdanı değiştirmesi veya bu sahte belgeyi kullanması fiillerinden birini işlemesi halinde Türk Ceza Kanunu madde 204 uyarınca faile iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Kanun koyucu bu suç için hapis cezasına seçenek olabilecek bir adli para cezası yaptırımı doğrudan öngörmemiştir. Yargılamayı yürüten hakim, olayın oluş şekline, suçun işlenmesindeki kasta ve oluşan kamu zararının tehlikesine göre alt sınırdan uzaklaşarak ceza miktarını belirleme takdir yetkisine sahiptir. Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası eylemi gerçekleştiren kişinin resmi sıfatına, suçun işleniş biçimine ve belgenin kanuni niteliğine göre ciddi farklılıklar göstermektedir.
Söz konusu fiilin bir kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı yetki kötüye kullanılarak işlenmesi durumunda yaptırım çok daha ağırlaşmaktadır. Resmi belgeyi usulüne uygun düzenlemeye yetkili bir evlendirme memurunun sahte evlilik cüzdanı düzenlemesi veya tarafların gerçekte var olmayan medeni durum bilgilerini gerçeğe aykırı şekilde resmi kayıtlara geçirmesi eylemi fikri sahtecilik boyutuna ulaşır. Bu senaryoda fail hakkında hükmedilecek hapis cezası üç yıldan sekiz yıla kadar çıkmaktadır. Kamu görevlisinin bu eylemi, hapis cezasının yanı sıra memuriyetten kesin olarak ihraç edilme ve belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma gibi ağır ek idari yaptırımları da beraberinde getirmektedir.
Aksi Sabit Oluncaya Kadar Geçerli Belge Artırımı
Sahte evlilik belgeleriyle ilgili yargılamalarda sanıkların ve niteliksiz savunmaların dahi gözden kaçırabildiği, cezayı dramatik bir şekilde artıran çok özel bir kural bulunmaktadır. Ceza kanunumuz uyarınca, sahteciliğe konu olan resmi belgenin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerden olması halinde, mahkeme tarafından verilecek temel hapis cezası yarı oranında artırılmaktadır. Hukuk ofisimiz, bu artırım nedenlerinin dosyada hukuka uygun olarak tartışılıp tartışılmadığını müvekkilleri adına detaylıca inceler.
Evlilik cüzdanı, hukuki niteliği itibarıyla Medeni Kanun ve Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca doğrudan devletin resmi nüfus kayıtlarına dayanılarak tanzim edilen ve mahkeme kararıyla aksi ispatlanana kadar kesin delil teşkil eden belgeler sınıfında yer almaktadır. Dolayısıyla, sahte evlilik cüzdanı iddiasıyla yargılanan bir sanık için temel ceza alt sınırdan belirlense dahi, belgenin bu özel hukuki statüsü nedeniyle ceza yarı oranında artırılmak zorundadır. Örneğin, mahkeme sivil bir vatandaş için alt sınır olan iki yıl hapis cezasına hükmetse bile, bu yarı oranındaki artırım kuralı ile netice ceza doğrudan üç yıla çıkacaktır. Hapis cezasının iki yılın üzerine çıkması, sanığın Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması veya cezanın ertelenmesi gibi çok önemli lehe kanun hükümlerinden yararlanma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Gerçek Bir Durumu Belgelemek Amacıyla Sahtecilik İndirimi
Ceza sistemimiz, sahtecilik fiilinin altında yatan amaca göre bazı durumlarda faile indirim yapılmasını öngörmüştür. Türk Ceza Kanunu madde 211 hükmü uyarınca, resmi belgede sahtecilik suçunun gerçek ve hukuken var olan bir durumu belgelemek veya bir hakkı ispat etmek amacıyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında indirilmektedir. Örneğin, taraflar gerçekte resmi olarak evli olmalarına rağmen evlilik cüzdanlarını kaybetmiş ve acil bir idari işlem (hastanede eş kaydı oluşturmak gibi) için resmi kurumlara aslına benzetilmiş sahte bir cüzdan sunmuşlarsa bu madde gündeme gelir. Yargıtay uygulamalarına göre failin bu indirimden yararlanabilmesi için hakkın gerçekten var olması ve sahtecilik eyleminin yalnızca bu durumu hızla belgelendirme amacına hizmet etmesi gerekmektedir. Ancak bu iyi niyet indirimi, eylemin suç teşkil ettiği gerçeğini ortadan kaldırmaz, sadece hükmedilecek hapis cezasının miktarını düşürür. Bu tarz lehe hükümlerin uygulanması, davanızı yürüten avukatın tecrübesine ve delilleri mahkemeye doğru sunmasına bağlıdır.
Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası ve Yabancılar Hukuku Çerçevesinde Sınır Dışı Etme Kararı
Son yıllarda artan bölgesel göç hareketleri nedeniyle, sahte evlilik cüzdanları sıklıkla yabancı uyruklu kişiler tarafından Türkiye’de ikamet izni alabilmek veya vatandaşlık başvuru süreçlerini hukuka aykırı şekilde manipüle etmek amacıyla kullanılmaktadır. Yabancılar hukuku disiplini bağlamında, resmi makamlara sunulan sahte bir evlilik evrakı, sadece ceza mahkemelerinde yargılanmayı gerektirmekle kalmaz, aynı zamanda son derece hızlı işleyen katı idari yaptırımlara da neden olur. Aile ikamet izni alabilmek veya vize sürelerini uzatabilmek maksadıyla gerçeğe aykırı belgeler düzenleyen yabancılar, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü birimlerince sıkı bir denetime tabi tutulmaktadır.
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu madde 54 uyarınca, Türkiye’ye giriş, vize veya ikamet izinleri için yapılan kurumsal işlemlerde gerçek dışı bilgi veren veya sahte belge kullanan yabancılar hakkında istisnasız olarak sınır dışı etme kararı alınmaktadır. Yabancının başvuru dosyasına eklediği evlilik cüzdanının sahte olduğu sistem üzerinden veya emniyet tahkikatıyla tespit edildiği anda, o güne kadar hukuka uygun olarak verilmiş olan aile ikamet izni veya uzun dönem ikamet izinleri derhal iptal edilir.
İdarenin yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alabilmesi için, sahte belge kullanımından dolayı savcılık tarafından açılan ceza davasının sonuçlanmasını veya kesinleşmesini beklemesine gerek bulunmamaktadır. Göç İdaresi, sahtelik olgusunu kendi idari mekanizmalarıyla somutlaştırdığı an idari işlemi tesis ederek kişiyi geri gönderme merkezlerine sevk edebilir. Ayrıca, ihlalin ağırlığına göre yabancı uyruklu şahıs hakkında bir yıldan beş yıla kadar Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınması da kuvvetle muhtemeldir. Bu son derece karmaşık noktada, yabancının hukuka aykırı şekilde sınır dışı edilmesini engellemek ve idari işlemin yürütmesini durdurmak adına İdare Mahkemelerinde ivedilikle iptal davası açılması zorunludur. Hukuki sürecin selameti açısından idare hukuku ve ceza hukuku prosedürlerinin eşgüdümlü olarak profesyonelce, uzman bir avukatlık ofisi tarafından yürütülmesi elzemdir.
Farklı Suçların İçtiması ve Dolandırıcılık Boyutu
Ceza hukuku pratiğinde sahtecilik suçları genellikle tek başlarına bağımsız bir hedef olarak işlenmezler. Failler sahte evrakı, çok daha büyük bir haksız kazanç elde etmek, maddi bir menfaat sağlamak veya dolandırıcılık faaliyetini gizlemek için bir araç olarak kullanırlar. Sahte evlilik cüzdanı hazırlayan şahıslar, çoğu zaman bu evrak vasıtasıyla bankalardan eşi adına yüklü miktarda kredi çekmek, tapu dairelerinde başkasına ait taşınmazı devretmek veya evlenme vaadiyle karşısındaki iyi niyetli kişiyi maddi olarak sömürmek gibi ağır suç hedefleri güderler.
Türk Ceza Kanunu madde 212, bu tür suçların birleşmesi (içtima) durumu için çok net bir kural koymuştur. İlgili kanun hükmüne göre, sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, kural olarak fail hem sahtecilik suçundan hem de işlenen diğer hedef suçtan dolayı ayrı ayrı cezalandırılmaktadır. Ceza hukukunda bu duruma gerçek içtima adı verilmektedir. Örneğin, hukuken evli olduğu halde kendisini bekar gibi gösteren ve sahte bir evlilik cüzdanı üreterek karşısındaki kişiyi evleneceklerine ikna eden, bu yolla mağdurun düğün takılarını, evlilik birikimlerini veya nakit parasını alan bir kişi, eylemleri nedeniyle sadece sahtecilikten yargılanmaz. Fail aynı zamanda evlenme vaadiyle dolandırıcılık suçundan da yargılanarak her iki hapis cezasını üst üste alacaktır.
Öte yandan, sadece gerçek kimliğini gizleyerek veya tamamen başkasının kimliğine bürünerek herhangi bir maddi menfaat elde etme kastı olmaksızın hileli yollarla resmi evlilik merasimi gerçekleştiren kişi, ayrı bir suç tipi olan hileli evlenme suçu kapsamında yargılanır ve üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalır. Dosyanızın detayları, işlendiği iddia edilen suçların mahiyeti ve avukatınızın çizeceği hukuki strateji, alınacak cezanın boyutunu doğrudan belirleyecektir.
Gerçek Evlilik Cüzdanına Zarar Verilmesi Suçu
Toplumda çok sık yaşanan ancak hukuki nitelendirmesi genellikle karıştırılan bir diğer önemli durum ise sahte bir evrak üretmek yerine, gerçek bir evrakın fiziki bütünlüğüne kasten zarar verilmesidir. Boşanma aşamasında olan eşler arasında yaşanan şiddetli tartışmalar sırasında, taraflardan birinin öfke nöbetiyle gerçek evlilik cüzdanını parçalayarak yırtması, sobada yakarak yok etmesi veya diğer eşin resmi işlemlerde kullanamaması için kasten gizlemesi oldukça yaygın rastlanan adli vakalardır.
Bu eylem, sahte evrak üretimi olmadığı için resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilmez. Ancak fiil, Türk Ceza Kanunu madde 205 kapsamında düzenlenen resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu olarak ağır şekilde cezalandırılır. Gerçek bir resmi belgeyi bozan, içeriğini okunamaz hale getiren veya tamamen yok eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile yargılanmaktadır. Bu suç tipinde belgenin sahte olmaması sebebiyle aldatma kabiliyeti gibi bir şart kesinlikle aranmaz; zira ortada bizzat devlet tarafından tanzim edilen ve korunan gerçek bir ispat aracının fiziken ortadan kaldırılması söz konusudur. Evlilik cüzdanının kasten ve bilinçli olarak yırtılması eylemi, belgenin hukuki kanıt niteliğini etkilediği andan itibaren suçun maddi unsurları eksiksiz olarak oluşmuş kabul edilir ve sanık ciddi bir hapis cezası riski ile karşı karşıya kalır. Belgenin yenisinin nüfus müdürlüğünden kolayca çıkartılabiliyor olması failin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yargılama Usulü, Görevli Mahkeme ve Profesyonel Savunma
Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası ile ilgili açılacak ceza davaları, kanunda öngörülen temel cezanın üst sınırı itibarıyla kural olarak Asliye Ceza Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Yargılama süreci oldukça titiz ve teknik bir şekilde yürütülmekte olup, suçun işlendiği, yani belgenin düzenlendiği veya resmi makamlara sunulduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Resmi belgede sahtecilik suçu, doğası gereği doğrudan kamu güvenine karşı işlenen suçlar bölümünde yer aldığı için şikayete tabi bir suç değildir. Taraflar şikayetinden vazgeçse dahi yargılama düşmez. Cumhuriyet Savcılığı, suç şüphesini öğrendiği andan itibaren sekiz yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde resen soruşturma başlatmak zorundadır. Eğer bahse konu suç, yetkisini kötüye kullanan bir kamu görevlisi tarafından işlenmişse bu dava zamanaşımı süresi on beş yıla kadar uzamaktadır.
Bununla birlikte, kamu güvenini derinden sarsan bu suç tipi ceza muhakemesi sistemimizdeki uzlaştırma hükümlerine tabi değildir. Sahtecilik eylemi nedeniyle mağdur olan taraf ile sanık kendi aralarında anlaşarak zararı giderseler dahi, kamu davası kaldığı yerden devam edecektir. Yargılama sonucunda sanığa verilen cezanın alt sınırı yüksek olduğu ve çoğu dosyada aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge artırım maddesi uygulandığı için, sanıklar kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi gibi lehe hükümlerden çoğu zaman faydalanamamaktadır. Ciddi bir cezaevi infaz riski bulunduğundan, ceza davasının başından sonuna kadar alanında uzman, tecrübeli bir ceza avukatıyla tüm usul ve esas itirazlarının zamanında yapılması yasal bir zorunluluktur.
Sık Sorulan Sorular
Ceza kanunumuzda sadece kısa süreli hapis cezalarının yani bir yıl ve altında olan cezaların adli para cezasına çevrilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçunun temel alt sınırı iki yıl olduğundan ve üzerine çeşitli ağırlaştırıcı nedenler eklendiğinden, kural olarak bu suçtan alınan hapis cezasının doğrudan adli para cezasına çevrilmesi hukuken mümkün değildir. İstisnai durumlarda etkin pişmanlık veya gerçek durumu belgeleme amacı avukatınız tarafından ispat edilirse ceza sınırı bir yılın altına inebilir ve ancak o zaman çevirme işlemi uygulanabilir.
Yabancının sunduğu evrakın sahte olduğu Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından tespit edildiği an, yabancı şahsın aile veya uzun dönem ikamet izni derhal iptal edilmektedir. Akabinde Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca şahıs hakkında ivedilikle sınır dışı etme kararı alınarak idari gözetim altına alınır ve Türkiye’ye tekrar girmesini engelleyecek giriş yasağı konulur. İdari davanın ve ceza davasının yetkin bir avukat tarafından eş zamanlı yürütülmesi hayati önem taşır.
Ceza hukukunda sahtecilik suçunun temel manevi unsuru kasttır; failin belgenin sahte olduğunu bilmesi ve sahtecilik yapmayı açıkça istemesi gerekir. Nüfus dairesindeki memurun aşırı iş yükü, dikkatsizlik veya yorgunluk gibi sebeplerle evlilik cüzdanına yanlış bir tarih atması veya isimde harf hatası yapması taksire dayalı bir işlemdir. Taksirle sahtecilik suçu işlenemeyeceğinden memur hakkında ceza davası açılamaz, ancak kurum içi disiplin soruşturması yürütülebilir.
Hukuken geçerli ve resmi nitelikteki gerçek evlilik cüzdanını kasten yırtmak veya sobada yakmak, Türk Ceza Kanunu madde 205 uyarınca resmi belgeyi bozmak ve yok etmek suçunu eksiksiz olarak oluşturur. Bu eylem sahtecilik suçu olmasa da kamu evrakına zarar vermek kapsamında son derece ciddidir ve failin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile yargılanmasına sebebiyet verir.
Yargıtay ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, üzerinde aslı gibidir onayı bulunmayan, yetkili makamlarca mühürlenmemiş sıradan bir fotokopi belgenin kural olarak hukuki bir değeri ve inandırıcılığı yoktur. Salt onaysız bir fotokopi evrak üzerinden işlem yapılmaya çalışılması durumunda tecrübeli avukatlarımız mahkemeden belgenin aldatma kabiliyetinin incelenmesini talep eder. Belgenin aldatma kabiliyeti yoksa ve yetkililer durumu ilk bakışta fark edebiliyorsa fail hakkında sahtecilik suçu oluşmaz.
Sonuç
Hukuk sistemimiz, toplumsal düzenin temelini oluşturan evlilik kurumunu ve bu kurumu resmiyete bağlayan değerli evrakları en katı kanunlarla koruma altına almıştır. Sahte Evlilik Cüzdanı Cezası, yalnızca sanıkların kişi hürriyetini doğrudan tehlikeye atmakla kalmayan, aynı zamanda memuriyet haklarından sonsuza dek mahrum bırakılmaya, yabancılar için sınır dışı edilmeye ve uzun yıllar sürecek hukuki kısıtlamalara kadar uzanan devasa zincirleme mağduriyetler yaratan çok ciddi bir yaptırımdır. Suçun maddi unsurlarının oluşup oluşmadığı, eylemin aldatma kabiliyeti taşıyıp taşımadığı, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge kuralının sanığın aleyhine uygulanıp uygulanamayacağı ve içtima kurallarının sürece etkisi gibi son derece teknik ceza hukuku parametreleri davanın kaderini tayin etmektedir. Bu denli ağır hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalan kişilerin, internette yer alan yüzeysel bilgilerle mahkeme önüne çıkması telafisi imkansız cezaevi süreçlerine zemin hazırlar. Hakkınızı korumak ve hukuki haklarınızı tam anlamıyla savunabilmek adına uzman bir Avukat İstanbul ilinde faaliyet gösteren profesyonellerden destek almayı gerektirir. Dolayısıyla, hukuki savunmanızı yönetecek bir Avukat İstanbul ve çevresindeki adliyelerde size en güvenilir rehberliği sunacaktır.
Özgürlüğünüzü ve haklarınızı riske atmadan profesyonel bir savunma süreci inşa etmek, dosyanızın incelenmesi ve davanızın takip edilmesi için Av. Tolga Çelik Hukuk ve Danışmanlık Ofisi ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. Hukuki danışmanlık ve randevu için ofisimizi Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. Elbir İş Merkezi No:6 Kat:9 Daire:11, 34381 Şişli/İstanbul adresinde ziyaret edebilir, alanında uzman ekibimizden destek alabilirsiniz.