Türkiye sınırları içerisinde yasal kalış hakkını kaybeden yabancı uyruklu kişilerin hukuki durumları oldukça hassas ve karmaşık bir konudur. Bu kişilerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri resmi işlemlerini gerçekleştirme aşamasında ortaya çıkmaktadır. Bilhassa yabancılar ve göç hukuku alanında uzman desteği arayan potansiyel müvekkillerin tarafımıza en sık yönelttiği soruların başında Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? sorusu gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre evlilik kurumu kamu düzeni ile doğrudan bağlantılıdır. Bu doğrultuda yabancıların Türkiye içerisinde resmi bir nikah işlemi yapabilmeleri için belirlenen yasal prosedürleri eksiksiz bir biçimde yerine getirmeleri emredici bir kuraldır. Buna karşın vize ihlali sebebiyle kaçak konumuna düşen yabancıların evlilik işlemleri normal prosedürlerden çok daha detaylı ve teknik bir hukuki altyapı gerektirmektedir. Geri döndürülemez hak kayıpları ve sınır dışı edilme tehlikesi yaşamamak adına profesyonel bir avukat ile süreç yönetimi şarttır. Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi?
Yabancılar Hukuku Bağlamında Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi?
Yabancı uyruklu bir şahsın Türkiye sınırları içerisinde yasal olarak barınabilmesi geçerli bir vizeye yahut ikamet iznine sahip olmasına bağlıdır. Yabancıların kendilerine tanınan yasal kalış sürelerini aşmaları durumu hukuki terminolojide vize ihlali olarak tanımlanmaktadır. Vize ihlali yapan kişiler yasal kalış haklarını bütünüyle kaybettikleri için idari yaptırımların hedefi haline gelirler. Bu noktada göç idaresi makamları tarafından doğrudan sınır dışı etme kararı verilmesi ihtimali her an masada durmaktadır. Diğer taraftan evlenme hakkı evrensel bir insan hakkı olarak anayasal güvence ile korunmaktadır. Hak arayışındaki potansiyel müvekkillerin burada bilmesi gereken en temel unsur, egemen bir devletin kendi sınırları içerisinde bulunan yabancıların hukuki durumlarını denetleme yetkisine sahip olduğudur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da devletin bu üstün denetim yetkisini kesin olarak teyit etmektedir. Nitekim uluslararası yargı kararlarında devletlerin kamu düzenini tesis etmek maksadıyla sahte evlilikleri detaylıca inceleme hakkına sahip olduğu açıkça ifade edilmektedir. Dolayısıyla devlet idaresi söz konusu evlilik kurumunun salt bir ikamet izni elde etme aracı olarak kullanılıp kullanılmadığını derinlemesine araştırır. Bu sıkı denetim mekanizması sebebiyle vize ihlalinde bulunan yabancıların evlilik başvuruları sırasında karşılarına çeşitli idari engeller çıkmaktadır. Bu engellerin güvenle aşılması ancak tecrübeli bir yabancılar hukuku avukatı eşliğinde hazırlanan titiz bir evrak süreci ile mümkündür.
Evlendirme Dairelerinin Uygulamaları
Türkiye genelinde resmi evlilik işlemleri belediye başkanlıklarına bağlı evlendirme memurlukları nezdinde yürütülmektedir. Genel hukuki kural olarak bir yabancı Türk vatandaşı ile dünyaevine girmek istediğinde kendisinden bazı temel belgeler talep edilir. Bu belgelerin en önemlilerinden biri geçerli bir pasaport ve yasal kalış hakkını kanıtlayan ikamet tezkeresi veya geçerli vizedir. Çeşitli nedenlerle yasal kalış süresini aşan yabancılar nikah başvurusu için gittiklerinde geçerli bir oturma izinleri olmadığı gerekçesiyle genellikle şekli ret kararı ile karşılaşmaktadır. Bu ret kararları idarenin takdir yetkisine ve sistemdeki katı şekil şartlarına dayanmaktadır.
Bununla birlikte uygulama pratiklerinin her belediyede tamamen aynı katılıkta olmadığını da önemle belirtmek gerekir. Yasal mevzuat çerçevesinde Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? sorusuna her şart altında kesin ve mutlak bir olumsuz cevap vermek isabetli bir yaklaşım olmayacaktır. Zira bazı evlendirme memurlukları idari takdir yetkilerini belgelerin tamamen eksiksiz olması koşuluyla istisnai olarak farklı bir yönde kullanabilmektedir. Yabancı uyruklu şahsın evlenme ehliyet belgesi ve diğer apostilli evraklarının kusursuz olması şartıyla nadiren de olsa bu başvurular usulüne uygun bulunarak kabul edilebilmektedir. Bu istisnai durum bütünüyle belgelerin profesyonel bir elden hatasız hazırlanmasına ve idarenin inisiyatif alanına bağlıdır. Bu sebepten ötürü idari ret almamak için sürecin daha ilk adımından itibaren hukuki danışmanlık hizmeti alınması büyük bir avantaj sağlamaktadır.
Yabancı Uyruklu Kişiler İçin Gerekli Resmi Belgeler
Resmi evlilik başvurusunda bulunmayı planlayan yabancı uyruklu şahısların idareye sunması gereken belgeler Evlendirme Yönetmeliği hükümleriyle açık ve net bir şekilde çerçevelenmiştir. Bu evrakların yurt dışından temin edilmesi çevrilmesi ve resmi makamlara onaylatılması süreçleri son derece sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Evlendirme daireleri sunulan yabancı evraklarda en ufak bir harf veya rakam hatasını kesinlikle kabul etmemektedir. Başvuru esnasında yeminli tercüman büroları tarafından eksiksiz çevrilmiş ve noterliklerce onaylanmış bir pasaport sunulması yasal bir zorunluluktur. Ayrıca yabancı kişinin kendi milli hukukuna göre evlenmesinde herhangi bir yasal engel bulunmadığını teyit eden ve kesinlikle apostil şerhi taşıyan evlenme ehliyet belgesi dosyaya eklenmelidir. Sunulan evlenme belgesinde kişinin anne adı baba adı ve doğum tarihi gibi temel bilgiler eksikse ilaveten apostilli doğum belgesi sunulması da mecburi tutulmuştur. Bu temel evrakların yanı sıra tam teşekküllü devlet hastanelerinden veya yetkili aile hekimliklerinden son altı ay içinde alınmış resmi sağlık raporu ile İCAO uluslararası standartlarına tam uyumlu dörder adet biyometrik fotoğraf ibraz edilmesi kanunun amir hükmüdür.
Kamuoyunda bekarlık belgesi olarak da anılan evlenme ehliyet belgesinin hukuki statüsü başvurunun kaderini belirleyen son derece kritik bir unsurdur. Bahsi geçen belge yabancı uyruklu şahsın doğrudan kendi ülkesindeki yetkili resmi makamlardan alınabilmektedir. Ayrıca o devletin Türkiye sınırları içerisinde faaliyet gösteren resmi konsolosluklarından da bu belgenin temin edilmesi hukuken mümkündür. Konsolosluk birimlerinden alınan evrakların geçerli sayılabilmesi için ilgili kaymakamlık makamlarına onaylatılması şart koşulmuştur. Eğer söz konusu evlenme belgesi doğrudan Ankara ilinde mukim olan büyükelçiliklerden talep edilmişse bu belgenin de Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yetkililerince tasdik edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Potansiyel müvekkillerimizin bu yorucu evrak temin aşamasında yapacağı basit bir onaysız evrak hatası tüm başvuru sürecinin yanmasına sebep olabilmektedir.
Yabancı Belgelerde Çeviri Noter ve Apostil İşlemleri
Türkiye Cumhuriyeti resmi makamlarına ibraz edilecek yabancı dildeki tüm resmi belgelerin yasal geçerliliği kesintisiz bir onay mekanizmasından geçmesine tabidir. Yurt dışı kaynaklı resmi evrakların Türkiye nezdinde hukuken geçerli bir belge statüsü kazanabilmesi için mutlaka apostil şerhi taşıması gerekmektedir. Apostil onay işlemi belgenin ilk olarak düzenlendiği menşei ülkedeki yetkili devlet makamları tarafından bizzat yapılmalıdır. Buna ilaveten tüm bu yabancı dildeki mühürlü belgelerin yabancılar hukuku alanında uzman yeminli tercümanlarca Türkçe diline birebir çevrilmesi mecburi kılınmıştır.
Çevirisi büyük bir titizlikle yapılan bu evraklar daha sonra Türkiye sınırları içerisindeki resmi noterler huzurunda tasdik edilerek hukuki resmiyetine kavuşmaktadır. Belgelerin hukuki geçerlilik süresinin düzenlenme tarihinden itibaren altı aylık zaman dilimini aşmamış olması belediye evlendirme memurluklarının en katı inceleme yaptığı hususların başında gelmektedir. Altı aylık yasal süresi dolmuş veya geçmiş evraklarla yapılan tüm resmi nikah başvuruları idare tarafından doğrudan esastan reddedilmektedir. Bu durum baştan sona tüm masraflı ve yorucu bürokratik sürecin çöpe gitmesine yol açar. Hak ve zaman kaybını engellemek maksadıyla uzman avukat kontrolünde işlem yürütmek en akılcı ve maliyetsiz çözümdür.
İkamet İzni Sürecinde Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi?
Konuyu göç hukuku temel ekseninde değerlendirdiğimizde başarılı bir resmi evliliğin gerçekleşmesi aslında hukuki maratonun sadece başlangıç aşamasını oluşturmaktadır. Resmi belediye nikahının usulüne uygun şekilde kıyılmasının hemen ardından yabancı eşin Türkiye’deki mevcut kaçak statüsünün ivedilikle yasal bir zemine oturtulması mecburi bir durumdur. Tam bu aşamada uygulamaya 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu hükümleri dahil olmaktadır. İlgili kanunun otuz dördüncü maddesi uyarınca Türk vatandaşı bir kimse ile resmi evlilik bağı kuran yabancılara doğrudan aile ikamet izni talep etme hakkı yasal olarak tanınmıştır.
Aile ikamet izni başvuruları Göç İdaresi Başkanlığı e-ikamet adlı elektronik sistemi üzerinden çevrimiçi kanallarla profesyonelce gerçekleştirilmelidir. Başvuru işlemlerinin yürütülmesi esnasında yabancı eşin geçmiş dönemlere ait vize ihlali bulunması tek başına mutlak bir ret sebebi sayılmamaktadır. Zira yetkili kurumlar evliliğin gerçek ve samimi olduğunu tespit ettiği müddetçe ikamet izni verilmesi yönünde işlem tesis etmektedir. Ancak bu aşamada potansiyel müvekkillerimizin kesinlikle gözden kaçırmaması gereken son derece hassas bir hukuki detay mevcuttur. Yabancı eşin ülkede yasa dışı yollarla kaçak kaldığı tüm günlere tekabül eden idari para cezasının başvuru dosyası değerlendirilmeye alınmadan önce mutlak surette ilgili devlet birimlerine ödenmesi gerekmektedir. Söz konusu mali ceza ödenmediği takdirde ikamet izni dosyası idare tarafından derhal askıya alınır ve hukuken düşürülür.
Aile İkamet İzni Başvurularında İstenen Ek Evraklar
Resmi evlilik akdinin tamamlanması sonrasında İl Göç İdaresi Müdürlüklerine yöneltilecek olan aile ikamet izni taleplerinde olağan evlilik belgelerinin ötesinde hukuki bazı ek deliller de aranmaktadır. İdare kurulan evliliğin hem mali hem de sosyal boyutunu kanıtlayan ek destekleyici belgelere şiddetle ihtiyaç duyar. Bu bağlamda destekleyici sıfatını taşıyan Türk vatandaşı eşin kendi maddi yeterliliğini resmi kayıtlarla belgelendirmesi yasal bir şarttır. Aile içindeki toplam hane geliri asgari ücretten kesinlikle az olmamak koşuluyla her bir aile ferdi başına asgari ücret miktarının üçte biri kadar düzenli bir gelirin varlığı somut delillerle ispat edilmelidir. Destekleyici konumundaki kişinin Türk vatandaşı olması durumunda yazılı olarak sunulan şahsi gelir beyanları ekseriyetle idarece geçerli ve yeterli kabul edilmektedir.
Maddi yeterlilik kriterlerinin yanı sıra tüm aile bireylerini istisnasız kapsayacak nitelikte geçerli bir genel sağlık sigortası poliçesinin düzenlenmesi emredici bir yasal mecburiyettir. Evli tarafların aynı konut çatısı altında müşterek bir hayat sürdüklerini fiili olarak ispatlamak maksadıyla ortak yerleşim adresini gösteren güncel kira sözleşmesi veya tapu kayıt suretlerinin başvuru dosyasına yetkin bir dilekçe ile eklenmesi elzemdir. Ayrıca devletin nüfus ve vatandaşlık işleri üzerinden adres kayıt sistemine usulüne uygun şekilde kayıt yaptırılması ve kişiye özel ulusal elektronik tebligat adresi temin edilmesi Göç İdaresi tarafından zorunlu tutulan diğer kati idari adımlardır.
Değerlendirme Sürecinde Yurt Dışına Çıkış Yasağı
İkamet izni talep dosyasının randevu gününde yetkili Göç İdaresi personeline teslim edilip sisteme kaydedilmesinin ardından başvuru sahipleri için son derece katı kuralları olan bir bekleme periyodu başlar. İdarenin başvuru dosyasını kapsamlı şekilde incelediği bu değerlendirme süreci ortalama olarak otuz gün ile doksan gün arasında değişen bir zaman dilimine yayılmaktadır. Nitekim Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? araştırmasını yapan başvuru sahipleri için oldukça stresli ve kritik olan bu süre zarfı boyunca yabancı uyruklu eşin kesinlikle ama kesinlikle Türkiye sınırları dışına çıkış yapmaması kanuni bir zorunluluktur.
Eğer ki Göç İdaresi makamları tarafından başvuru henüz resmi olarak neticelendirilmeden yabancı kişi herhangi bir acil sebeple dahi olsa ülkeden sınır dışına çıkış yaparsa sistem üzerindeki aile ikamet izni başvurusu otomatik bir şekilde iptal konumuna düşer. Hukuki dilde bu durum dosyanın düşmesi ve feragat olarak ifade edilir. Böylesi talihsiz bir yasal senaryonun gerçekleşmesi halinde yabancı şahsın tekrar Türkiye’ye giriş yapmayı denemesi durumunda daha önce iptal olan tüm ikamet başvuru prosedürlerinin sıfırdan ve en baştan yüklü masraflarla tekrar başlatılması gerekecektir. Üstelik kişinin halihazırdaki mevcut kaçaklık durumu idari sistemlerde tespitli kayıtlı olduğu için gümrük kapılarında ülkeye girişte çok ciddi engellemeler yaşanması ve kara listeye alınması kaçınılmaz bir sondur.
Vize İhlalleri Kapsamında İdari Para Cezaları
Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde kendisine yasal olarak tanınan kalış süresini yetkisiz olarak aşan tüm yabancılar hakkında istisnasız uygulanan en temel idari yaptırım para cezalarıdır. Vize ihlalinden doğan idari para cezası tutarı yabancı şahsın Türkiye’de yasadışı ve izinsiz olarak geçirdiği her bir gün baz alınarak kümülatif ve yüksek oranlardan hesaplanmaktadır. Uygulanan bu ağır idari para cezasının tahsil edilip edilmemesi veya kişinin kendi rızasıyla zamanında ödeyip ödememesi durumlarına göre söz konusu kişiye süreli yahut tamamen süresiz ülkeye giriş yasağı kararları idarece sert bir şekilde tesis edilebilmektedir.
Ülkeye giriş yasağı kararları halk arasında çoğunlukla deport kararı olarak bilinse ve eşanlamlı kullanılsa da hukuki düzlemde sınır dışı etme işlemi ile ülkeye giriş yasağı birbirinden tamamen farklı hukuki enstrümanlardır. Yasal ikamet hakkını maksimum üç aya kadar ihlal eden yabancılar bu durum henüz resmi kolluk kuvvetleri veya Göç İdaresi tarafından tespit edilmeden önce kendi hür iradeleriyle sınır kapılarına giderek ülkeden çıkış yapmak isterlerse onlara farklı bir kolaylaştırıcı prosedür uygulanır. Bu durumdaki yabancılar idari para cezalarını havalimanı veznelerinde peşin olarak ödedikleri takdirde haklarında Türkiye’ye yönelik herhangi bir giriş yasağı kararı tesis edilmemektedir. Hakkında halihazırda sınır dışı etme kararı alınmış dahi olsa kendisine yasal olarak tanınan mühlet zarfında ülkeyi terk eden ve bu aşamada üç aylık yasal ihlal sınırını aşmadan cezasını eksiksiz ödeyen yabancılara giriş yasağı uygulanmaz.
Vize İhlal Sürelerine Endeksli Giriş Yasağı Kademeleri
Vize veya ikamet süresini üç aydan daha uzun bir süre boyunca aşan yabancılar çıkış işlemleri esnasında idari para cezalarını sınır kapılarında tamamen kuruşu kuruşuna ödeseler dahi belirli yasal sürelerle Türkiye’ye giriş yasağı almaktan hukuken kurtulamazlar. Uygulanan ülkeye giriş yasağı süreleri ihlalin gün bazındaki uzunluğuna göre idarece orantılı ve kademeli bir şekilde artış göstermektedir. Yasal süreyi üç aydan altı aya kadar aşan ihlallerde doğrudan altı ay süreyle ülkeye giriş yasağı tesis edilir. Altı aydan başlayıp on iki aya kadar süren ihlallerde tam bir yıl süreyle Türkiye’ye giriş yasağı konulmaktadır. On iki aydan yirmi dört aya kadar uzayan ihlaller kesintisiz iki yıl süreyle ülkeye giriş kısıtlaması getirirken yirmi dört aydan daha fazla süreyi kapsayan ihlallerde en üst sınır olan beş yıl süreyle ülkeye giriş yasağı uygulanmaktadır.
Eğer bahsi geçen yabancı kişi mevcut vize ihlal süresinin uzunluğuna veya kısalığına hiç bakılmaksızın sınır kapısından ülkeden çıkış yaparken idarece kendisine tahakkuk ettirilen yasal para cezasını ödemeyi reddederse vaziyet tamamen değişir. Bu durumda ceza ödemekten kaçınan kişi hakkında Göç İdaresi tarafından doğrudan en üst sınırlardan ülkeye giriş yasağı işlemleri acilen başlatılır. Bu katı idari tutum yabancı kişinin ilerleyen dönemlerde Türkiye’ye geri dönme planlarını burada yasal bir evlilik yapma yahut ailesiyle birleşme gibi tüm hayati amaçlarını temelinden sarsan son derece ağır bir hukuki yaptırımdır.
Sınır Dışı Etme Süreçleri ve Evliliğin Koruyucu Etkisi
Hakkında vize ihlali yapıldığı resmi göç kayıtlarıyla tespit edilen yabancılar için il valilikleri veya doğrudan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü yetkilileri tarafından sınır dışı etme deport kararı tereddütsüz uygulamaya konulmaktadır. Hukuken sınır dışı etme kararı kamu gücünü elinde bulunduran idarenin tek taraflı ve son derece ağır bir tasarrufu niteliğindedir. Bu idari işlem yabancı uyruklu şahsın polis zoruyla kendi vatandaşı olduğu ülkeye ya da güvenliği teyit edilmiş bir üçüncü ülkeye zorunlu ve kelepçeli olarak gönderilmesini kapsamaktadır.
Ancak Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? konusunu bütüncül bir hukuki perspektiften değerlendirdiğimizde işin rengi değişebilmektedir. Zira hedefteki yabancı şahsın bir Türk vatandaşıyla usulüne uygun resmi ve somut gerçeklere dayanan bir evlilik bağı kurması durumunda karşımıza çıkan hukuki manzara bambaşka bir boyut kazanmaktadır. Devlet makamları sınır dışı etme ile ilgili prosedürleri hayata geçirirken anayasada da en üst perdeden yeri olan aile bütünlüğünün korunması evrensel ilkesini daima gözetmek mecburiyetindedir. Yabancı eşin nüfus kayıtlarına yasal olarak tescil edilmiş resmi bir evliliğinin sistemde görünmesi halinde kural olarak bu kişiye yönelik sınır dışı kararı fiiliyata dökülmez ve idarece durdurulur.
Geçerli bir evliliğin varlığı yabancıyı sınır dışı edilme tehlikesine karşı koruma altına alan son derece sağlam ve güçlü bir hukuki kalkan işlevi görmektedir. Fakat devletin bu korumayı sağlarken aynı zamanda art niyetli sahte evliliklere karşı da son derece sert ve tavizsiz önlemler aldığını hiçbir müvekkil adayı unutmamalıdır. Göç İdaresi bünyesinde görevli uzman denetim personelleri kurulan evliliğin sırf Türkiye’den ikamet izni koparmak gayesiyle kurgulanmış yasa dışı bir anlaşmalı sahte evlilik olup olmadığını en ince detayına kadar denetlemekle mükelleftir.
Sahte evlilik şüphesi doğduğu hallerde tarafların gerçekten aynı konutta ortak bir hayat sürdürüp sürdürmedikleri kapsamlı sivil kolluk kuvveti araştırmalarıyla aniden tespit edilir. İlaveten komşu beyanlarına müracaat edilir ve eşlerin geçmiş ile güncel sosyal medya kayıtları üzerinden derinlemesine şok incelemeler yürütülür. Bu aşamada ortak hesap hareketlerini gösteren banka dökümleri taraflar adına düzenlenmiş ortak ikametgah adres faturaları ve töreni ispatlayan düğün fotoğrafları evliliğin gerçekliğini kuruma inandırıcı biçimde kanıtlamak amacıyla avukatlarca idareye sunulan son derece geçerli ve hayati somut delillerdir. Eğer sivil kolluk incelemesi sonucunda yapılan evliliğin tamamen sahte olduğu yönünde bir emniyet kanaati hasıl olursa yapılan ikamet izni başvurusu idarece derhal ve kesin olarak reddedilir. Akabinde o güne kadar aile birleşimi sebebiyle ertelenmiş olan sınır dışı etme işlemi hiçbir gecikmeye mahal verilmeksizin ivedilikle ve zor kullanılarak işleme konulur.
Sınır Dışı Kararlarında İdari Yargı İptal Davası
Sınır dışı etme işlemleri niteliği itibariyle idari bir işlem olduğundan dolayı kişinin hukuka aykırı bulduğu her türlü deport kararına karşı derhal bağımsız yargı yoluna başvurma hakkı mevcuttur. Yabancılar hukukunu düzenleyen ilgili yasal mevzuat gereğince sınır dışı kararına karşı idare mahkemelerinde dava açma süresi inanılmaz derecede kısıtlanmıştır. Bu süre idari kararın yabancı şahsın kendisine veya yasal temsilcisi konumundaki avukatına tebliğ edildiği tarihten itibaren yalnızca ve sadece yedi gün ile sınırlandırılmıştır.
Türk İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında genel iptal davası açma süresi altmış gün olarak belirlenmiş olmasına rağmen özgürlüğü bağlayıcı sonuçları olan sınır dışı kararlarında bu sürenin yedi gün gibi son derece kısıtlı bir vadeye çekilmiş olması kişilerin hak arama hürriyetinin kullanımını profesyonel destek olmadan adeta imkansız kılmaktadır. Belirlenen bu yedi günlük çok kısa sürenin hak düşürücü nitelikte esasa müessir bir süre olduğunu potansiyel müvekkillerin özellikle bilmesi son derece hayati önem taşır. İlgili yedi günlük dava açma süresi bir gün dahi kaçırıldığı takdirde idari karara karşı mahkemede dava açma hakkı yasal olarak tamamen ortadan kalkar ve kişi mutlak surette zorla sınır dışı edilir. Bu nedenle tebligat alındığı saniye alanında yetkin bir hukuk bürosuna başvurulması şarttır.
Sınır dışı etme kararına karşı yetkili idare mahkemeleri nezdinde acilen ve kusursuz bir dilekçe ile iptal davası açılmasının dava sahiplerine sağladığı en büyük hukuki avantaj sınır dışı işleminin durmasıdır. Zira mahkemede dava açıldığının ilgili Göç İdaresine resmi kanallarla bildirilmesiyle birlikte hakkındaki sınır dışı işlemi kanun gereği kendiliğinden otomatik olarak durdurulur. Başlatılan hukuki yargılama süreci devam ettiği müddetçe idari makamlar ilgili yabancıyı nihai mahkeme kararı kesinleşene dek kesinlikle ülkeden sınır dışı edemezler. Çeşitli sebeplerle geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altında özgürlüğünden mahrum kapalı tutulan yabancıların da bu dava sürecinde uzman bir avukatla temsil edilme hakları ve etkin savunma hakları Türkiye Cumhuriyeti anayasal güvencesi altındadır.
Yabancılar Hukukunda Tahdit Kodlarının Hukuki Sonuçları
Devletin yasal egemenlik hakları kapsamında milli güvenliğini ve kamu düzenini sert biçimde korumak amacıyla yabancı şahısların Türkiye’ye girişlerini tamamen yasaklamak veya zorlu şartlara bağlamak için kullandığı idari kodlama sistemine göç hukukunda tahdit kodları adı verilmektedir. Türkiye sınırları içerisinde en ufak bir vize ihlali yapan herhangi bir asılsız suça karışan izinsiz çalışan veya ikamet kurallarını hiçe sayan yabancıların pasaport ve emniyet kimlik kayıtlarına idare tarafından otomatik olarak çeşitli harf ve rakamlardan oluşan tahdit kodları işlenmektedir. Bu güvenlik kodları şahsın doğrudan gümrük sınır kapılarında veya konsolosluk vize başvurularında karşısına yıkılmaz bir beton duvar olarak dikilmektedir.
Yabancı uyruklu bir kişinin yakın gelecekte Türkiye’de yasal bir evlilik yapma planı bulunuyorsa pasaportunda yer alan bu kodların hukuki yıkıcılığını ve bunları sistemden sildirme yollarını uzman bir avukat eşliğinde çok iyi yönetmesi şarttır. Bilhassa vize ihlalleri ikamet aşımları ve izinsiz çalışma eylemleri ile doğrudan bağlantılı olarak pratikte en sık karşılaşılan tahdit kodları çok ağır idari sonuçlar doğurur. İkamet izni idarece iptal edildikten sonra ülkeden çıkış yapmayan veya yasal vize süresini on günden fazla aşanlara uygulanan N 82 Tahdit Kodu kişinin ülkeye girişini bir ile beş yıl arası engeller. Gümrüklerde uygulanan şartlı giriş ihlalleri sonucunda işlenen V 84 Tahdit Kodu doğrudan katı bir giriş yasağına dönüşmektedir. Kısa süreli vize ihlalleri yapan kişilerin sicillerine uygulanan Ç 101 Tahdit Kodu kişinin Türkiye’ye girişini üç aylık bir süreyle yasaklarken altı aya kadar devam eden ihlallerde verilen Ç 102 Tahdit Kodu altı ay aşılmaz bir giriş engeli oluşturur.
Pasaport siciline bir kez işlenmiş olan bu tahdit kodlarının silinmesi ceza süresi bitiminde bile kendiliğinden sistem üzerinden otomatik olarak gerçekleşmeyebilir. İdarece tayin edilen ilgili giriş yasağı süresi tamamen dolsa dahi söz konusu güvenlik kodunun resmi emniyet sistemlerinden ve sınır kapısı ekranlarından kalıcı olarak silinmesi için bizzat uzman avukatlarca yasal hukuki girişimlerde bulunmak elzemdir. İdare mahkemeleri nezdinde doğrudan tahdit kodunun iptali istemiyle detaylı bir idari dava açılması uzun vadede bu problemin tartışmasız en garantili ve kesin çözüm yoludur.
Tahdit kodunun pasaporttan hukuka aykırılık gerekçesiyle kaldırılmasına yönelik açılan iptal davaları mahkemelerin yoğunluğuna göre ortalama bir yıl gibi bir süre zarfında nihayete ermektedir. Açılacak olan dava sürecinde idare tarafından tesis edilen idari yaptırım işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve temelden hukuka aykırı olduğu hususu sağlam hukuki argümanlar ve somut deliller vasıtasıyla tereddütsüz ispat edilmek zorundadır. İlaveten yargı yolu haricinde yetkili idari kurumlara doğrudan hukuki temelli dilekçeler vasıtasıyla başvurularak pasaporttaki kodun idari bir kararla sistemden kaldırılması da sadece yetkin avukatlar aracılığıyla talep edilebilir.
V Seksen Dört Şartlı Giriş Uygulamasının Hukuki Çerçevesi
Geçmiş dönemlerde yurt dışına çıkış yaparken mevcut vize ihlali para cezalarını sınır kapısında peşin olarak ödeyen yabancılar belli bir süre sonra yeniden Türkiye’ye seyahat etmek istediklerinde pasaport polisleri tarafından genellikle V 84 olarak isimlendirilen oldukça riskli şartlı giriş prosedürüne tabi tutulmaktadırlar. Şartlı giriş uygulaması devlet idaresinin yabancıya sunduğu hukuki bir kolaylık niteliğindedir. Bu uygulama sayesinde yabancı şahsa ülkeye giriş yaptığı tarihten itibaren en geç on gün içerisinde Göç İdaresi Genel Müdürlüğü e-ikamet sistemi üzerinden kendisine geçerli bir ikamet izni randevusu alma emredici zorunluluğu yüklenir.
Hudut kapısında ülkeye kabul edilen yabancı memurlar huzurunda bu yasal şartı koşulsuz kabul ettiğine dair bağlayıcı ve cezai şart içeren bir resmi taahhütname imzalar. Eğer ülkeye bu kolaylık sayesinde giriş yapan yabancı şahıs söz konusu on günlük kısacık yasal süre zarfında bir evlilik işlemine veya eğitim gibi başka bir haklı nedene dayanarak Göç İdaresi elektronik sisteminden randevu oluşturmayı ihmal ederse veya yanlış bir işlem yaparsa imzaladığı V 84 taahhüdü hukuken derhal ihlal edilmiş sayılır.
Bu idari taahhüt ihlalinin doğuracağı hukuki sonuçlar kişi açısından tahayyül edilemeyecek kadar ağır külfetler barındırır. Şartlı giriş ihlali yapan tüm şahıslar idari sistemler tarafından derhal olağan ağır vize ihlalcisi konumuna düşürülürler. Ardından ülkeden geç çıkış yaptıkları sürelere göre otomatikman kademeli kara listeye eklenirler. Bu durumda ülkeye üç aya kadar geç çıkan yabancılara üç ay giriş engeli konulurken altı ay ile bir yıl arası süren geç çıkışlarda tam bir yıl katı cezai yasaklar uygulanmaktadır. Dolayısıyla geçmişte Türkiye’de kaçak konumundayken cezasını ödeyen ve bilahare resmi evlilik işlemleri için ülkeye geri dönen bir yabancının bir saniye bile zaman kaybetmeksizin uzman bir avukat ordusuyla evrak süreçlerini hatasız organize etmesi mutlak bir hayatta kalma meselesidir.
Vize İhlallerinin Çalışma İzinlerine Yansımaları
Türkiye’de kaçak kalınan her bir gün sadece gelecekteki hayati oturma izni süreçlerini riske atmakla kalmaz aynı zamanda yabancı uyrukluların Türkiye’deki resmi ekmek kapısı olan çalışma haklarını da telafisi imkansız şekilde olumsuz yönde etkileyen kara bir leke gibidir. Türk vatandaşıyla evlenen ve akabinde evliliğe dayalı olarak yasal aile ikamet izni alan yabancı eşlerin bu ikamet belgelerine dayanarak ilgili bakanlıklardan resmi çalışma izni başvurusunda bulunma hakları yasalarla teminat altına alınmıştır. Ancak başvurucunun devlet sisteminde açıkça görünen geçmişteki vize ihlalleri idare tarafından bir nevi sicil bozukluğu ve potansiyel tehdit olarak nitelendirilebilmektedir.
Her ne kadar geçmişte yapılmış olan basit bir vize ihlali gerçekliğinden şüphe duyulmayan bir evliliğe dayalı aile ikametini tek başına iptal ettirecek hukuki güce sahip olmasa da konu çalışma izni olduğunda değerlendirme tablosu tamamen değişmektedir. Çalışma izni başvurularını çok katı süzgeçlerden geçirerek değerlendirmekle yetkili olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı inceleme kriterleri açısından Göç İdaresine kıyasla inanılmaz derecede farklı ve acımasızdır. Yabancının dosyasında yer alan geçmiş kaçaklık ihlalleri çalışma izni dosyasının detaylı incelenmesi aşamasında bakanlık yetkililerinin başvurucu aleyhinde olumsuz red kanaati geliştirmesine doğrudan zemin hazırlayan çok riskli bir hukuki durumdur.
İdari Süreçlerde Şekil Şartlarının Kritik Önemi
Yabancılar hukuku alanında resmi kurumlara yapılan idari başvuruların yasal katı şekil şartları süreçlerin olumlu veya olumsuz neticelenmesinde en az esasa ilişkin hususlar kadar büyük ve sarsılmaz bir ağırlığa sahiptir. Yabancı uyruklu şahısların doldurdukları başvuru formlarının eksiksiz olması gerçek dışı hiçbir hatalı beyan barındırmaması ve tamamen doğru ve hukuken teyit edilebilir somut bilgilerle doldurulmuş olması tüm bu idari işlemler dizisinin omurgasını oluşturmaktadır.
İnceleme aşamasında Göç İdaresi memurlarınca formda en ufak bir gerçek dışı beyan bulunduğu veya sahte belge sunulduğu tespit edilen kişiler hakkında kurum sadece ikamet başvurusunu reddetmekle kalmaz. Aynı zamanda bu yabancı şahıs hakkında resmi evrakta sahtecilik yapmak ve devlet idaresini kasten yanıltmak gibi çok ağır ceza hukuku suçlamalarıyla başsavcılık nezdinde cezai yasal işlem başlatabilir. Bu durum yabancının doğrudan cezaevine girmesi ve ardından kalıcı olarak sınır dışı edilmesi ile sonuçlanır.
Ayrıca konunun bir başka mühim ve tuzaklı boyutu daha vardır. Yabancının Türkiye’ye yasal yollarla ilk kez giriş yapmasından sonra gerçekleştirilen ilk ikamet başvurularında işlemler idarece onaylandıktan sonra yirmi iş günü içerisinde kişinin nüfus müdürlüklerinde adres kayıt sistemine tescil işlemlerini bizzat yaptırması kanunen emredici ve sert bir kuraldır. Bu kural ihlal edilip yirmi günlük yasal adres bildirim süresi bir gün dahi kaçırılırsa binbir zorluk ve masrafla alınan ikamet izni derhal askıya alınır ve iptal edilir. İdari makamlar her zaman için gerekli gördükleri ve en ufak şüphe duydukları hallerde başvuru sahiplerinden inisiyatif kullanarak ek bilgi yahut ilave destekleyici hukuki kanıt talep etme sonsuz yetkisini yasal mevzuattan almaktadır. Bu derece teknik mayınlarla dolu bir bürokratik sürecin hiçbir safhasında avukatsız hareket edilmemeli idare makamlarıyla iletişimin tamamen profesyonel vekiller aracılığıyla hatasız yürütülmesi sağlanmalıdır.
Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? Sık Sorulan Sorular
Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? sorusunun hukuki yanıtı olarak yürürlükteki kanunlarda buna dair evlenmeyi doğrudan yasaklayan mutlak bir kanun maddesi söz konusu değildir. Ancak evlendirme dairelerinin çok büyük bir kısmı iç idari yönergeleri gereği geçerli vizesi veya resmi oturma izni olmayan kaçak yabancıların yaptığı başvuruları doğrudan şekil eksikliği gerekçesiyle esastan reddetmektedir. Buna rağmen, evlenme ehliyet belgesi, yeminli tercümeli doğum belgesi, sağlık raporu gibi sunulan tüm evrakları usulüne uygun şekilde tam tasdikli apostilli ve tamamen kusursuz olan yabancıların bu başvurularını uzman avukatların hukuki izahatları ile inceleyerek istisnai olarak kabul eden bazı esnek belediye idareleri de fiiliyatta mevcuttur.
Hakkında idari birimlerce sınır dışı etme kararı verilmiş olan bir yabancının bu yıkıcı yaptırım kararını durdurabilmesi için başvurabileceği yegane ve en etkili hukuki yol kararın kendisine veya avukatına tebliğ edildiği andan itibaren tam yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesi nezdinde derhal acil iptal davası açmasıdır. Uzman bir avukat vasıtasıyla dava açıldığı an itibarıyla yürütme işlemi yasa gereği kendiliğinden otomatik olarak durur. Ayrıca yabancı şahsın bir Türk vatandaşıyla kanunlara harfiyen uygun gerçek bir evlilik bağı kurmuş olması sınır dışı kararının mahkemece iptal edilmesinde veya idarece fiilen uygulanmamasında son derece etkili ve tartışmasız güçlü bir hukuki argümandır.
Kesinlikle çıkış yapılmamalıdır. Hukuki süreç e-ikamet portalı üzerinden randevu alınarak yetkili makamlara aile ikamet izni başvurusunun yapıldığı ilk tarihten idari kararın olumlu olarak kişiye resmi tebliğ edildiği nihai tarihe kadar geçen yasal değerlendirme süresince yabancı kişinin Türkiye hudutlarından ayrılmasını kesin olarak yasaklamıştır. İdari başvuru aşaması sürerken kişinin acil durumlarda bile ülkeden çıkış yapması halinde kanunen mevcut ikamet dosyasından vazgeçtiği kabul edilerek dosya doğrudan düşürülür ve başvuru iptal edilir.
Evet, evlilik sonrası hukuki yollardan sorunsuzca aile ikamet izni başvurusu yapılabilmesi veya sınır kapısında Türkiye’ye beş yıla varan çok katı ve kalıcı bir giriş yasağı konulmasının tamamen ve kesin olarak engellenebilmesi için kişinin vize ihlali ettiği toplam gün sayısına orantılı olarak devletçe ağır oranlardan tahakkuk ettirilen idari para cezasının çıkış esnasında kuruşu kuruşuna mutlaka ödenmesi mutlak ve tavizsiz bir yasal gerekliliktir.
Yabancı uyruklu şahsın kendi milli devlet makamlarınca düzenlenmiş olan istisnasız tüm resmi belgeler ve bilhassa kimlik doğrulayıcı nitelikteki pasaport evlenmeye mani bir hukuki halin olmadığını kanıtlayan resmi evlenme ehliyet belgesi ve detaylı doğum belgesi için Türkiye sınırları içerisinde noter onaylı yeminli hukuki tercüme yaptırılması değiştirilemez çok sert bir yasal zorunluluktur. Ayrıca bu yabancı belgelerin ilk düzenlendiği ilgili ülkeden uluslararası hukuki teyit amaçlı apostil şerhi taşıması da Türkiye’de resmi hukuki geçerlilik kazanmaları için olmazsa olmaz ana idari bir şarttır.
V 84 tahdit kodu yaptırımı kapsamında sınır görevlilerine yasal bağlayıcılığı olan şartlı giriş taahhütnamesi imzalayarak Türkiye’ye girmesine izin verilen bir yabancı uyruklunun ülkeye adım attığı fiili giriş tarihinden itibaren en geç on gün içerisinde Göç İdaresi Genel Müdürlüğü resmi e-ikamet sistemi üzerinden evlilik, çalışma veya bir başka meşru gerekçeye dayanarak geçerli bir ikamet izni randevusu oluşturması devlet tarafından emredici olarak beklenmektedir. Aksi takdirde verilen resmi söz ve imzalanan cezai şartlı giriş taahhüdü hukuken derhal ihlal edilmiş sayılır ve kişiye ceza sürelerine göre değişen ağır kademelerde telafisi güç ciddi giriş yasakları tatbik edilir.
Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? Sonuç
Hukuki açıdan bakıldığında Kaçak Kalan Yabancılar Evlilik Yapabilir Mi? sorusuna mevzuat dahilinde prensipte evet yanıtı verilebiliyor olsa dahi, bu teorik ihtimal bütünüyle devlet idaresinin öne sürdüğü son derece katı belge taleplerinin milimetrik bir doğrulukla eksiksiz yerine getirilmesine, ayrıca evrakların tercüme noter onay ve hukuki apostil süreçlerinin baştan sona hatasız yönetilmesine bağlıdır. Yabancılar hukukunun oldukça dinamik çok boyutlu ve aynı zamanda idari makamların takdir yetkisinin son derece geniş olduğu o spesifik yapısı göz önüne alındığında, kaçak konumda yakalanan yabancıların Türkiye’de yasal bir evlilik yapması ve bu evliliğin akabinde yasal göçmen statüsü kazanması son derece karmaşık prosedürlere ve mayınlı teknik kurallara tabidir. Türk vatandaşı bir birey ile resmi nikah masasına oturan yabancı eşin doğru hukuki kanallarla aile ikamet izni alarak devletin olası sınır dışı etme tehlikesinden kalıcı olarak kurtulması hukuken imkan dahilindedir. Ancak tam da bu riskli geçiş aşamasında ödenmesi gereken yüklü idari para cezalarının hatasız hesaplanması, resmi değerlendirme süresince ülkeye hapsolmayı gerektiren aralıksız kalış şartına harfiyen uyulması ve sivil kolluk kuvvetlerinin düzenlediği acımasız sahte evlilik denetimlerinden başarıyla geçilmesi gibi telafisi güç kritik yasal zorunluluklar bulunmaktadır.
Devletin verdiği katı sınır dışı etme kararlarına karşı bağımsız mahkemeye gitmek için sadece yedi günlük oldukça kısa ve kısıtlı bir idari dava açma süresi bulunması hukuki meselenin vahametini açıkça göstermektedir. Yanlış atılan amatör adımlarla tahdit kodlarının pasaport kayıtlarına bir ömür silinmesi zor biçimde işlenmesi ve hatalı ya da eksik yapılan bir tek masum başvuru sonucunda beş uzun yıla varan aşılmaz ülkeye giriş yasaklarının kişilerin karşısına çıkarılabilmesi yasal sürecin ne derece büyük bir ciddiyet taşıdığını tartışmasız biçimde ortaya koymaktadır. Vize sınırlarını aşmaktan ve ikamet ihlallerinden kaynaklanan tüm bu sayısız olumsuz hukuki sonuçların ivedilikle bertaraf edilmesi, ayrıca telafisi imkansız maddi ve manevi hak kayıplarının kesin olarak önlenmesi adına idari yargı mahkeme süreçlerinde ve zorlu göç idaresi resmi başvurularında en başından itibaren profesyonel bir avukatlık yaklaşımı sergilenmesi esastır. Bireysel girişimlerle yapılan hatalı eksik ve gecikmeli işlemlerin nihayetinde kişileri ailelerinden koparan geri dönüşü olmayan acı deport kararlarına sürükleyebileceği gerçeği gün gibi ortadadır.
Bu acı tablo karşısında kamu düzenini ilgilendiren bu tür yüksek hassasiyetli yasal göç süreçlerinin yönetilmesinde muhakkak surette alanının ehli, yabancılar hukukunda yetkinleşmiş bir Avukat İstanbul hukuk ofisinden acilen profesyonel danışmanlık hizmeti alınması lüks değil büyük bir zorunluluktur. Ailenin birliğini koruyacak bütünleşik ve sağlam bir hukuki strateji oluşturarak en baştaki evrak çeviri aşamasından en sondaki mahkeme idari iptal davasına kadar tüm zorlu bürokratik adımların eksiksiz ve doğru atılabilmesi elzemdir. Bu bağlamda, tecrübeli ve referansları sağlam bir Avukat İstanbul bürosu ile omuz omuza ilerlemek potansiyel müvekkillerin ileride yaşayabileceği aile parçalanması ve ağır maddi mağduriyetlerin önüne geçecek tartışmasız en güvenli ve en akılcı hukuki dayanaktır. Hukuki süreçlerinizi güvenle yürütmek, sınır dışı edilme kabusundan uyanmak ve hiçbir hak kaybı yaşamamak için Av. Tolga Çelik Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak uzman kadromuzla daima yanınızdayız. Ofisimizi bizzat ziyaret ederek size özel stratejik ve detaylı hukuki danışmanlık almak isterseniz, bizlere Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. Elbir İş Merkezi No:6 Kat:9 Daire:11, 34381 Şişli/İstanbul adresinden dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz.