Türkiye Cumhuriyetinde yasal kalış hakkını ihlal ederek vize veya ikamet izni süresini aşan yabancılar göç mevzuatı kapsamında son derece katı idari yaptırımlarla karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle 1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası konusu hem yüksek idari para cezalarını hem de uzun süreli ülkeye giriş yasaklarını barındırması sebebiyle son derece hassas ve karmaşık bir hukuki süreçtir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında idare tarafından tesis edilen bu işlemler kişilerin sınır dışı edilmesine ve geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altına alınmasına yol açabilmektedir. Tüm bu süreçler telafisi imkansız mağduriyetler yaşamasına zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle hukuki statüsünü kaybeden bireylerin durumlarının acilen yasallaştırılması büyük bir zorunluluktur. Potansiyel hak kayıplarını önlemek adına ülkeyi terk veya yasallaşma süreçlerinin alanında uzman yabancılar hukuku avukatları tarafından doğru yönetilmesi büyük bir önem taşımaktadır.
Yabancılar hukukunda kaçak kalma durumu sadece basit bir kural ihlali olarak görülmemelidir. Bu durum aynı zamanda zincirleme hukuki sonuçlar doğuran kapsamlı bir idari sürecin başlangıcıdır. İlgili idari makamlar olan İl Göç İdaresi Müdürlükleri ve sınır kapılarındaki kolluk kuvvetleri yasal süreyi aşan kişiler hakkında anında işlem tesis etme yetkisine sahiptir. Ortaya çıkan yaptırımların boyutunu belirleyen en temel unsur ise kişinin ihlal süresi ve bu sürenin sonunda ülkeyi ne şekilde terk ettiğidir. Kendi rızasıyla ülkeden ayrılanlar ile kolluk kuvvetleri tarafından yakalanarak deport edilenler arasında ceza oranları bakımından devasa farklar bulunmaktadır. Hakkınızda tesis edilen idari yaptırımların neler olduğu ve bu ağır yaptırımlara karşı profesyonel olarak hangi hukuki yollara başvurabileceğiniz aşağıda son derece detaylı bir biçimde incelenmektedir.
Yasal Kalış Hakkı İhlali ve Kaçak Duruma Düşme Süreci
Yabancı uyruklu bir kişinin Türkiye sınırları içerisinde yasal olarak bulunabilmesi için geçerli bir vizeye sahip olması veya vize muafiyetinden yararlanması şarttır. Aynı zamanda ikamet iznine veya çalışma iznine sahip olması yasal kalış için zorunludur. Bu resmi izinlerin süresinin dolmasıyla birlikte yabancının yasal kalış hakkı anında sona ermektedir. Belirtilen bu sürenin bitiminden itibaren ülkede kalmaya devam eden bireyler hukuken kaçak statüsüne düşmektedir. Yabancılar mevzuatında bu olumsuz durum kalış ihlali veya vize ihlali olarak adlandırılmaktadır. Kanunun amir hükümlerine göre yasal süresini aşan her bir gün ihlal kapsamında değerlendirilmekte olup bu süre zarfında kişi hiçbir resmi hakkından faydalanamamaktadır. Kaçak durumdaki şahıslar hastane işlemleri yapamaz banka hesabı açamaz ve resmi dairelerde işlem yürütemezler.
Öte yandan idari uygulamalarda sıkça karşılaşılan ve zaman zaman yanlış anlaşılan bir on günlük opsiyon süresi detayı bulunmaktadır. İkamet izni süresi biten yabancılar için izin bitiminden itibaren on gün içinde e-ikamet sistemi üzerinden yeni bir uzatma başvurusu yapılmaması halinde yasal ihlal süreci resmen başlamış kabul edilir. Ancak hukuki açıdan değerlendirildiğinde bu on günlük süre kesinlikle bir cezadan muafiyet süresi anlamı taşımaz. Bahsi geçen on günlük zaman dilimi yalnızca idare tarafından yeni başvurunun kabul edilebilir olduğu esnek bir opsiyon süresidir. Vize veya vize muafiyetinin sağladığı kalış süresinin tamamı kullanıldıktan sonra bu on gün içinde ikamet iznine başvurma şartıyla ülkeye girişine sınırda özel olarak izin verilen yabancı bu taahhüdünü yerine getirmezse doğrudan ihlal yapmış sayılır. Taahhüt ihlali neticesinde kişi derhal cezalı duruma düşer ve hakkında idari yaptırım silsilesi başlatılır.
1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası Kapsamında İdari Yaptırımlar
Yasal süreyi aşarak kaçak duruma düşen yabancıların karşılaşacağı ilk ve en yaygın idari yaptırım yüksek tutarlı para cezalarıdır. Bu bağlamda 1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası hesaplanırken Maliye Bakanlığı tarafından her yıl yeniden değerleme oranına göre titizlikle belirlenen harç tutarları mutlak surette esas alınmaktadır. Ceza hesaplamasında kullanılan temel metot ihlal edilen süreye tekabül eden ikamet izni harç bedelinin iki katı alınarak hesaplanması ile başlar. Bunun üzerine yine cezalı olarak belirlenen tek giriş vize harcı eklenir ve en son idari kart bedelinin toplanmasıyla yekün borç ortaya çıkarılır. İhlal edilen süre boyunca sanki o kişi Türkiye’de yasal olarak ikamet izni almış gibi hesaplanan bu harç tutarı söz konusu idari cezanın iskeletini oluşturmaktadır. Bu harç kalemlerinin üzerine kişinin uyruğuna göre Dışişleri Bakanlığı tarafından önceden belirlenen tek giriş vize harcı ilave edilmektedir ki bu kalem toplam ceza borcunun en yüklü kısmını teşkil eder.
İki bin yirmi altı yılı resmi tarifelerine ve Harçlar Kanununa göre yıllık yeniden değerleme oranı yüzde yirmi beş virgül kırk dokuz olarak belirlenmiş olup idari para cezaları son derece yüksek meblağlara ulaşmış durumdadır. Sınır kapılarında havalimanlarında veya yetkili Göç İdaresi maliye veznelerinde yapılan vize ihlali ceza ödemeleri istisnasız olarak sadece Türk Lirası cinsinden ve peşin nakit olarak tahsil edilmektedir. Tahakkuk eden ceza tutarları yabancının vatandaşı olduğu ülkenin Türkiye ile olan diplomatik anlaşmalarına göre değişiklik gösterdiği için herkesi kapsayan geçerli ve standart tek bir rakam telaffuz etmek hukuken imkansızdır. Amerika Birleşik Devletleri Almanya Federal Cumhuriyeti veya Fransa gibi ülkelerin vatandaşları için ihlalin ilk ayı maktu elli dolar üzerinden sonraki her bir ay için ise on dolar karşılığı üzerinden hesaplama yapılmaktadır. Diğer ülkeler için bu hesaplama döviz cinsinden farklılık gösterse de ana kural olarak ihlalin gün sayısı üzerinden hesaplanan cezai harç tutarı normal yıllık ikamet izni harcının doğrudan iki katı olarak kişiye yansıtılmaktadır.
İzinsiz Çalışma ve Kaçak İşçi Cezaları
Vize ihlalinin yanı sıra idarenin en hassas yaklaştığı bir diğer konu yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye sınırları içerisinde fiilen gelir getirici işlerde çalışmasıdır. Yabancı şahıs kaçak statüdeyken bir de izinsiz çalışma faaliyeti yürütürse Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetmenleri tarafından devasa boyutlarda idari para cezaları gündeme gelmektedir. İki bin yirmi altı yılı güncel mali tarifelerine göre çalışma izni bulunmayan bir yabancıyı işyerinde çalıştıran işverenlere tespit edilen her bir kaçak yabancı işçi için yüz iki bin beş yüz üç Türk Lirası idari para cezası kesilmesi kanuni bir emirdir. Çalışma izni olmaksızın bir işverene bağımlı olarak fiilen çalışan yabancı işçinin bizzat kendisine ise kırk bin dokuz yüz yetmiş yetmiş yedi Türk Lirası ceza tatbik edilir. Şayet yabancı şahıs izinsiz olarak tamamen bağımsız çalışıyorsa kendi adına bir ticaret yapıyorsa bu idari ceza miktarı derhal seksen iki bin on Türk Lirasına yükseltilmektedir. Bu yüksek cezaların idareye zamanında tahsil edilmemesi durumunda yabancının göç kayıt siciline N serisi ağır tahdit kodları işlenerek ülkeye bir daha girişi kesin olarak engellenmektedir.
1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası ve Giriş Yasağı Kararları
Yüksek meblağlı para cezasının yanı sıra göç mevzuatının şüphesiz en ağır ve telafisi en güç yaptırımlarından bir diğeri ülkeye giriş yasağı kararlarıdır. Yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan yabancılara yasaları ihlal ettikleri sürelerle orantılı ve kademeli olarak Türkiye’ye giriş yasağı getirilmesi devletin egemenlik hakları kapsamındadır. Uygulanacak giriş yasağının net süresi yabancının ihlalde bulunduğu toplam güne aya veya yıla göre değişirken aynı zamanda kişinin ülkeden çıkış şekline göre de tamamen şekillenmektedir. Yakalanarak deport edilen kişiler için 1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası derhal işleme konularak hudut kapılarındaki memurlar tarafından uzun yılları bulan sert yasaklar tesis edildiği her gün tecrübe edilmektedir. Dolayısıyla kaçak durumdaki bir yabancının ülkeden nasıl çıkış yapacağını ne zaman teslim olacağını veya cezasını nasıl ödeyeceğini uzman bir göç avukatı nezaretinde planlaması hayati önem taşımaktadır.
Kendiliğinden Çıkış Yapanlar İçin Yaptırımlar
Yabancı uyruklu bir kişi sokakta emniyet güçleri veya resmi idari makamlar tarafından tespit edilmeden ya da yakalanmadan önce tamamen kendi iradesiyle sınır kapısına giderek çıkış yapmak isterse sistem ona daha ılımlı yaklaşır. Gönüllü olarak hudut kapısına giderek idarece hesaplanan vize ihlali idari para cezasını vezneye kuruşu kuruşuna tamamen ödeyen yabancılar çok daha hafif yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Bu duruma hukuk literatüründe gönüllü çıkış veya kendiliğinden çıkış denilmektedir. Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan ve titizlikle uygulanan güncel kurallara göre altı ay ile bir tam yıl arası ihlallerde para cezası vezneye eksiksiz ödenerek çıkış yapılırsa kişiye sadece üç ay süreli sembolik sayılabilecek bir giriş yasağı konulmaktadır. Ancak yabancının ihlal süresi tam bir yılı doldurmuş ve iki yıla kadar da uzamışsa bu durumda kişi idari para cezasını sınır kapısında ödese dahi kendisine asgari bir yıl süreli giriş yasağı uygulanması yasal ve kesin bir idari zorunluluktur.
Burada potansiyel müvekkillerin çok dikkat etmesi gereken en kritik ve hukuken tehlikeli husus havalimanında tahakkuk eden bu cezanın ödenip ödenmemesidir. Yabancı şahıs kendi iradesiyle çıkış yapmasına rağmen bilet parası veya başka mazeretler sunarak sınır kapısında tahakkuk ettirilen para cezasını ödemeden uçağa binerse sistem otomatik olarak en ağır yaptırımı devreye sokmaktadır. Devletin kestiği cezasından kaçarak ülkeden ayrılan yabancıların dış hatlar pasaport polisinde pasaportlarına derhal cezayı ödemedi şerhi düşülmektedir. Bu şerhin bir sonucu olarak kişinin ihlal süresinin azlığına veya çokluğuna bakılmaksızın şahsın siciline doğrudan beş tam yıl süreyle kesin giriş yasağı tahdidi konulmaktadır. Verilen bu beş yıllık ağır ceza süresi tamamen dolmadan kişinin normal yollarla veya turistik vizelerle Türkiye’ye geri girmesi kesinlikle imkansızdır. Beş yıllık süre nihayet dolduktan sonra bile Türkiye’ye girmek istediğinde şahıs geçmişteki eski borcunu üzerine biriken yasal gecikme faiziyle birlikte sınır kapısında ödemek mecburiyetinde bırakılmaktadır.
Yakalanarak Sınır Dışı Edilenler İçin Yasaklar
Göçmen ve yabancılar hukukunda idarenin yabancıya karşı en olumsuz refleks geliştirdiği durum kişinin kolluk kuvvetlerinin ani kontrolleri sırasında yakalanarak zorla sınır dışı edilmesidir. Sokaktaki rutin yol çevirmelerinde şafak vakti yapılan ev baskınlarında veya sigortasız işçi çalıştıran işyeri denetimlerinde polise yakalanan kişiler en ağır ihlal sınıfında yargılanır. Aynı şekilde hakkında daha önceden valilikçe sınır dışı etme kararı alınıp da yasal terke davet süresine hiçbir şekilde uymayan ve inatla kaçmaya devam eden kişiler çok daha ağırlaştırılmış cezalara maruz bırakılırlar. Bu kapsamda yakalanan yabancılar için ihlal sürelerine karşılık gelen ülkeye giriş yasağı süreleri gönüllü çıkış senaryosundan inanılmaz derecede daha ağır ve uzun sürelidir.
Kişi emniyet güçleri jandarma veya sahil güvenlik tarafından yakalanarak görevli devlet personeli refakatinde kelepçeli veya gözetim altında sınır dışı ediliyorsa durum çok ciddidir. Bu durumda yabancının sınır kapısında son anda idari para cezasını ödeyip ödemediğine dahi bakılmaksızın sistemdeki en katı kurallar işletilir. Altı ay ile tam bir yıl arası kaçak kalarak yakalanan ve zorla deport edilen yabancıya en az bir tam yıl süreli kesin giriş yasağı tahdidi getirilir. Şayet ihlal süresi bir tam yılı geçmiş ve iki yıl aralığına ulaşmışsa bu ceza derhal iki yıl süreli giriş yasağına çıkartılır. Yabancının vize veya ikamet izni ihlali süresinin kesintisiz iki yılı aşması halinde ise idare artık hiçbir insiyatif kullanmayarak doğrudan en üst sınır olan beş yıl süreli giriş yasağı kararı alır ve kişinin siciline işler. Bu nitelikteki ağırlaştırılmış giriş yasağı kararları doğrudan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından tesis edilerek kişinin merkezi istihbarat ve göç kayıtlarına ancak mahkeme kararıyla silinmek üzere kalıcı olarak kaydedilmektedir.
Uluslararası Ceza Karşılaştırması ve Avrupa Uygulamaları
Türkiye Cumhuriyetinin ısrarla uyguladığı vize ihlali cezaları uluslararası göç hukuku arenasında ve özellikle Avrupa Birliği bölgesindeki Schengen uygulamalarıyla kıyaslandığında görece daha farklı yapısal mantıklara dayanmaktadır. Yaptırım ağırlığı ve uygulama hızı açısından Avrupa ile Türkiye arasında bariz farklılıklar göze çarpar. Gelişmiş Schengen ülkelerinde bir günlük dahi vize ihlali yapmak doğrudan Avrupa giriş çıkış sistemleri olan EES üzerinden saniyesinde tespit edilen ve sıfır tolerans ile anında müdahale edilen son derece ağır bir kabahattir. Türkiye’de uygulanan kademeli para cezası affedici esneklikler ve kendi rızasıyla çıkana tanınan yasal tolerans sistemi Avrupa kıtasında çok daha sert çok daha tavizsiz ve acımasız bir biçimde yürütülmektedir.
Almanya Federal Cumhuriyeti gibi katı idari sisteme sahip ülkelerde altı yüz Euro ile üç bin Euro arasında değişen çok ağır para cezaları saniyesinde kesilirken kişinin siciline derhal bir yıldan beş yıla kadar değişen kesin giriş yasakları işlenmektedir. Fransa Cumhuriyetinde yüz doksan sekiz Euro ile üç bin yedi yüz elli Euro arasında değişen maktu cezalar uygulanır ve giriş yasakları altı aydan başlar. Hollanda Krallığı gibi ülkelerde ise üç günü aşan en ufak bir vize ihlalinde bile standart prosedür olarak anında bir yıllık giriş yasağı konulur ve ağır Euro bazlı cezalar tatbik edilir. Tüm bu uluslararası veriler ışığında Türkiye’nin göç politikalarının ağır mali yaptırımlar içermesine rağmen idare ile uzlaşma ve yasal yollara başvurma açısından yetkin bir avukatla daha yönetilebilir olduğunu açıkça göstermektedir.
Yabancılar Hukukunda Tahdit Kodları ve Hukuki Sonuçları
Türkiye Cumhuriyetine giriş yasağı kararları salt kağıt üzerinde kalan kararlar değildir. Bu kararlar idare tarafından GÖÇNET isimli son derece gelişmiş merkezi veri tabanı sistemine özel harf ve rakam kombinasyonlarıyla işlenerek anlık olarak takip edilmektedir. Yabancılar hukuku terminolojisinde tahdit kodları olarak adlandırılan bu dijital kayıtlar mülki idare amirleri sınır kapısı emniyet güçleri ve yurtdışındaki Türk konsoloslukları için hayati bir uyarı veya engelleme mekanizması olarak işlev görmektedir. Sınır kapısına pasaportunu uzatan veya vize almak için kendi ülkesindeki konsolosluğa başvuran yabancının sicilinde eğer aktif bir tahdit kodu mevcutsa ekran otomatik olarak kırmızı alarm verir ve kişinin o anki tüm hukuki seyahat işlemi anında durdurularak reddedilir. Sicildeki tahdit kodlarının silinmesi başlı başına uzmanlık gerektiren büyük bir hukuki mücadeledir.
Ç Serisi İhlal ve Sınır Dışı Kodları
Tahdit kodları alfabesine göre Ç harfi ile başlayan kodlar genel göç literatüründe doğrudan ülkeye giriş yasağını vize kalış ihlallerini ve devlet tarafından zorla sınır dışı edilme süreçlerini temsil eden en yaygın kodlardır. Yasal kalış ihlalleri sebebiyle kişinin ülkede haksız yere kaçak kaldığı süreye birebir orantılı olacak şekilde Ç yüz bir ile Ç yüz beş arasında sistem tarafından atanan rakamlarla değişen kodlar sicile otomatik olarak girilir. İhlal edilen kaçak kalış süresi uzadıkça ve aylar devrildikçe idare tarafından uygulanan giriş yasağının ceza süresi ve kodun hukuki vahamet derecesi de doğal olarak katlanarak yükselmektedir.
Örneğin altı ay dahil olmak üzere bir yıla kadar vize veya ikamet izni kuralını ihlal eden yabancılara istisnasız olarak Ç yüz üç tahdit kodu konulur. Sicile işlenen bu kod kişinin ülkeye girişini tam tamına on iki ay boyunca kesin olarak engeller ve şahsın yakalandığı yerde derhal sınır dışı edilmesi gibi bir acı hukuki sonuca yol açar. Öte yandan yabancının ülkede kaçak olarak yaşadığı süre bir yılı doldurup aşmış ve iki yıla doğru yol almışsa bu ağır durumda Ç yüz dört tahdit kodu devreye girer. Ç yüz dört tahdit kodu bir yıl dahil ile iki yıl hariç sürelerle yasal kalış kurallarını ihlal eden yabancılara tesis edilmekte olup bu kişilere iki yıl süreyle hudut kapılarından kesin giriş yasağı getirir. İhlal süresinin kesintisiz olarak yirmi dört ayı yani iki yılı bariz şekilde aşması faciası halinde ise göç sistemindeki en ağır vize ihlali kodu olan Ç yüz beş tahdit kodu yabancının tüm merkezi dijital kayıtlarına kalıcı olarak işlenerek şahsa beş yıllık kırılamaz bir giriş yasağı zinciri vurulur.
Buna ilave olarak ülkeye dağlardan yasa dışı yollarla kaçak girmeye çalışanlar için sınır birliklerince Ç yüz on üç tahdit kodu derhal tesis edilmektedir. Sigortasız ve çalışma izinsiz fiilen kaçak çalıştığı tespit edilen yabancı fabrika veya hizmet işçileri için Ç yüz on yedi kodu sicile nakşedilir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun temel amir hükümlerine kasteden ve idari kuralları hiçe sayarak güvenlik açığı yaratan inatçı yabancılar hakkında ise doğrudan Ç yüz otuz beş tahdit kodu girilerek çok ciddi ve aşılması güç hukuki giriş engelleri yaratılmaktadır.
N Serisi Ön İzin ve İdari Yükümlülük Kodları
Göç veri sisteminde N harfi ile başlayan tahdit kodları ilk bakışta Ç kodları gibi mutlak ve doğrudan kesin bir giriş yasağı manasına gelmese de işin özünde çok daha çetrefilli kodlardır. N kodları yabancının ülkeye her türlü girişini Ankara’daki Göç İdaresi Başkanlığının özel ön iznine bağlayan bürokratik engeli yüksek ve son derece kısıtlayıcı idari şerhlerdir. Uygulamaya bakıldığında bu kodlar genellikle yabancıya tebliğ edilen idari para cezalarının ödenmemesi devlete olan mali yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya kamuya borç takılması durumlarında aniden ortaya çıkmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse yabancı turist vizesini ihlal etmiş ve kendisine havalimanında sınırda kesilen yüksek meblağlı idari para cezasını ödemeden itiraz ederek ülkeden çıkıp gitmişse hakkında gecikmeksizin N yüz yirmi tahdit kodu tesis edilir. Konulan bu kod şahsın devlete olan bedeli ödenmeyen harçların faizlerin ve cezaların hukuki bir karşılığıdır ve kişi bu cezayı maliye tahsilat kurallarına göre kuruşu kuruşuna ödemediği müddetçe ön izin bürokrasisini aşarak Türkiye Cumhuriyetine kesinlikle adım atamaz.
Eğer yabancı zorla sınır dışı edildiyse ve yabancının uçak bileti masrafları ile seyahat harcamaları devletin kendi hazinesi tarafından mecburen karşılanmışsa şahsın siciline N yüz otuz altı tahdit kodu işlenir. Bu devlet parasının tahsiline yönelik bir güvencedir. Kaçak çalışırken iş yeri baskınında yakalanan ve sadece kendisine kesilen on binlerce liralık izinsiz çalışma idari para cezasını ödemeden ülkeden çıkartılan yabancılara ise N yüz on dokuz kodu acımasızca konulmaktadır. Güvenlik birimleri açısından belli başlı riskler taşıyan ancak çok kesin terör veya deport gerektirmeyen şüpheli şahıslara N seksen iki istihzan yani ön izin kodu konulur. Uluslararası boyutta polis tarafından kırmızı bülten veya diğer yöntemlerle aranan tehlikeli kişiler için ise N doksan dokuz İnterpol kodu işlenmektedir. Görüldüğü üzere tüm bu sayılan N serisi kodlar yabancının Türk idaresi ile olan pürüzlerini hukuki bir çerçevede profesyonelce çözmeden bir daha ülkeye giremeyeceğini gösteren ve muhakkak surette üst düzey profesyonel hukuki çözüm gerektiren teknik engellerdir.
V Serisi Vize ve İkamet İhlali Kodları
Veritabanındaki V harfi ile başlayan tahdit kodları yabancı uyrukluların Türkiye’de vize uzatma veya oturum ikamet işlemleri sırasında bürokraside karşılaştıkları olumsuz kısıtlamaları ifade eden idari durum kodlarıdır. Göç idarelerinin en hassas olduğu sahtecilik konularının başında gelen sahte veya muvazaalı evlilik yaparak bir Türk vatandaşı ya da yasal oturum izni sahibi biri üzerinden sırf haksız yere ikamet elde etmeye çalışan yabancılara tespit edildikleri o an V yetmiş tahdit kodu girilir. Sahte evlilik tespitinde kişiye doğrudan acımasızca beş yıl giriş yasağı tatbik edilir. Vize ihlali yapıp sınırda cezasını nakit ödeyerek çıkan ancak polise on gün içinde ikamet izni alma taahhüdü verip ülkeye şartlı olarak geri dönen yabancı bu devlet sözünü ihlal ederse anında V seksen dört kodu ile cezalandırılarak sınır dışı listesine alınır.
Ayrıca yasal şartları taşımadığı veya gelirini kanıtlayamadığı için ikamet izni başvurusu komisyonca reddedilen yabancılara mülki idare tarafından tamamen bilgi ve takip amaçlı olarak V yüz elli yedi tahdit kodu işlenmektedir. Yabancıların taşındıktan sonra ikamet adres değişikliklerini yasal yirmi iş günü süresinde bildirmemeleri veya polise gerçeğe aykırı sahte bir adres beyanında bulunarak sahtecilik yapmaları halinde V yetmiş bir kodu anında devreye girer. İşlenen tüm bu V serisi kodlar yabancının yasal statüsünü dürüstçe idame ettirme konusundaki zafiyetini devletin resmi kaydına geçiren ve gelecekteki olası tüm vize veya oturum başvurularını çok olumsuz yönde etkileyen tehlikeli şerhlerdir.
1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası Sınır Dışı ve İdari Gözetim Süreçleri
Kaçak durumdaki yabancılar ağır idari para cezalarının şokuyla uğraşırken aslında meselenin çok daha vahim bir tarafı olan sınır dışı işlemleriyle yüzleşmek zorundadır. Yabancı şahıslar sadece yüksek mali cezalar veya hudut kapısı giriş yasakları ile değil aynı zamanda resmi makamlarca alınan ve icra edilen sınır dışı etme yani deport kararlarıyla da şiddetli bir hukuki mücadele etmek durumundadır. Valilikler tarafından bizzat veya Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün Ankara’dan gelen talimatı üzerine resen alınabilen sınır dışı kararı kanundaki en ağır hürriyeti bağlayıcı idari yaptırımlardan birisidir. Hakkında bu hukuki deport kararı tesis edilen ve polise yakalanan yabancıların temel özgürlükleri derhal kısıtlanarak kolluk kuvvetlerince tel örgülerle çevrili geri gönderme merkezlerinde uzun aylarca idari gözetim altına alınmaları kuvvetle muhtemel ve acı verici bir hukuki sonuçtur.
Sınır Dışı Kararına İptal Davası ve Yedi Günlük Süre
Hakkında mülki idare amirliğince sınır dışı etme kararı verilmiş bir yabancının bu talihsiz ve hürriyeti bağlayıcı karara karşı bağımsız yargı yollarına başvurması o kişinin ülkedeki ailevi varlığını sürdürebilmesi ve hürriyetine yeniden kavuşabilmesi için sahip olduğu en yegane ve dokunulmaz yasal haktır. Sınır dışı kararının poliste veya merkezde yabancıya yasal temsilcisine veya avukatına ıslak imzalı olarak resmi bir şekilde tebliğ edilmesinden itibaren idare mahkemesinde bir iptal davası açılması mutlak bir kurtuluş zorunluluğudur. Tam bu hayati noktada göç hukukunun hiç esnemeyen ve en acımasız olan usul kurallarından biri devreye girmektedir. Hürriyeti ilgilendiren bu sınır dışı etme kararına karşı idari itiraz veya iptal davası açma süresi kanun koyucu tarafından kesin olarak sadece ve sadece yedi gün şeklinde kısacık bir süreyle sınırlandırılmıştır. Yedi günlük bu kısacık süre hukuk dilinde kesin bir hak düşürücü süredir. Bu sürenin cehalet veya ihmal sonucu kaçırılması halinde kişinin bir daha idare mahkemesinde o karara karşı dava açma hakkı tamamen ve ebediyen ortadan kalkar idare derhal kişiyi kelepçeleyip uçağa bindirerek ülkesine gönderir.
Süresi olan yedi gün içinde yetkili ve tecrübeli bir yabancılar hukuku avukatı aracılığıyla idare mahkemesinde açılan idari iptal davasının müvekkil lehine olan en büyük yasal avantajı sınır dışı sürecini dondurmasıdır. Dava esastan sonuçlanıp hakim bir karar verene kadar bu dava açılış belgesi deport işlemini otomatik olarak hukuken durdurur. Yabancının aksine bir rızası ve beyanı saklı kalmak kaydıyla yetkili avukat iptal davasını açtığı andan itibaren yargılama tamamen sonuçlanıncaya kadar hiçbir kolluk kuvveti valilik veya göç memuru o kişiyi kesinlikle ama kesinlikle sınır dışı edemez. İlgili idare mahkemesi kendisine ulaşan ve özgürlüğü ilgilendiren bu acil nitelikli başvuruları yasal çerçevede en geç on beş gün içinde esastan sonuçlandırmakla yükümlü kılınmıştır. İdare mahkemesinin bu hassas hususta esasa ilişkin idare aleyhine veya lehine verdiği kararlar kesin nitelik taşır ve bir üst mahkeme olan bölge idare mahkemesine istinaf itiraz yolu tamamen kapalıdır. Profesyonel bir hukuki müdahale yapılarak sadece bir avukatın yürütebileceği bu davanın eksiksiz yönetilmesi yabancının geri dönülemez zararlar görmesini parçalanmış aileler sendromu yaşamasını engellemek adına tartışmaya kapalı mutlak bir gerekliliktir.
Geri Gönderme Merkezleri ve Sulh Ceza Hakimliği
Geçmişinde hırsızlık dolandırıcılık gibi adli bir suça karışan valiliğin belirlediği terke davet süresine hiçbir şekilde uymayarak inat eden veya idarece kaçma ve kaybolma riski olduğu somut delillerle değerlendirilen yabancılar bizzat il valiliği makamının resmi kararıyla Geri Gönderme Merkezlerinde demir parmaklıklar ardında idari gözetim altına alınarak tüm fiziksel özgürlüklerinden anında mahrum bırakılırlar. Bu nezarethanelerdeki idari gözetim süresi yasalara göre en fazla altı ayla sınırlandırılmıştır. Ancak sınır dışı edilecek yabancının kendi menşe ülkesinin konsolosluğuyla ilgili bürokratik belge sorunları yaşanması veya kişinin ısrarla idare ile iş birliği yapmaktan kaçınması hallerinde bu gözetim süresi idarenin inisiyatifiyle altı ay daha tek taraflı uzatılabilir. Bu uzatma neticesinde yabancı toplamda tam bir yıl boyunca hürriyetinden yoksun bırakılarak içeride tutulabilir. Geri gönderme merkezlerindeki ağır fiziki koşullar kalabalık koğuşlar ve kişinin seyahat özgürlüğünün bu denli uzun aylar boyunca tamamen kısıtlanması içerideki yabancılar ve dışarıda çaresizce bekleyen aileleri için son derece onarılmaz ve yıpratıcı bir travma yaratmaktadır.
Müvekkilin içinde bulunduğu idari gözetim ve hapis kararına karşı özgürlüğünün temini amacıyla yabancının kendi avukatı tarafından hiç vakit kaybetmeksizin derhal yetkili yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine son derece kapsamlı ve delilli bir itiraz başvurusu yapılması elzemdir. Yapılan bu acil başvuru gözetim kararının icrasını anında veya kendiliğinden durdurma etkisine sahip değildir ancak mahkeme yabancının hürriyeti söz konusu olduğu için dosyayı son derece hızlı ve öncelikli bir sırayla inceler. Sulh Ceza Hakimi dosyaya ve idarenin sunduğu belgelere bakarak yapılan itirazı çok kısa bir süre olan sadece beş gün içinde esastan karara bağlar. Hakimin inceleme sonucu verdiği bu karar yasa gereği tartışmasız ve kesindir. Mahkemece idarenin kararının hukuka tamamen aykırı tesis edildiği ispatlanan idari gözetim kararları derhal kaldırılarak yabancının aynı gün serbest bırakılması sağlanır. Avukatın başarısı sonucu özgür kalan yabancı sadece haftada bir imza vermek gibi alternatif yükümlülüklerle hakkındaki iptal davasını dışarıdan ailesinin yanında özgürce takip etme şansına kavuşabilmektedir.
Türkiye Cumhuriyetini Terke Davet Süreci
Her dosya geri gönderme merkezinde sonuçlanmaz. Bazen çok istisnai ve ılımlı durumlarda idari makamlar yabancının durumunu tamamen sübjektif ve insancıl olarak değerlendirmeyi tercih eder. İdare doğrudan kişiyi idari gözetim altına alıp hapse atmak yerine şahsa medeni bir şekilde ülkeyi kendi imkanlarıyla biletini alarak terk etmesi için son bir fırsat sunma inisiyatifini kullanabilir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununa göre hakkında nihai sınır dışı etme kararı idarece alınan kişiye Türkiye’yi kendi istek arzusu ve maddi imkanları ile serbestçe terk edebilmesi için en az on beş gün olmak kaydıyla en fazla otuz güne kadar resmi bir mühlet tanınabilir. Bu son derece medeni idari sürece hukuk terminolojisinde Türkiye’yi terke davet adı verilmektedir. Resmi makamlarca terke davet edilen kişilere sınır kapılarında polis memurlarına göstermeleri için hiçbir ekstra harca harç puluna tabi olmayan resmi antetli bir çıkış izin belgesi düzenlenerek şahsen teslim edilmektedir.
Ancak her yabancı bu lükse sahip değildir. Eğer kişinin geçmişi şaibeli ise polisten kaçma veya izini kaybettirme riski belirgin bir şekilde bulunuyorsa kişi genel kamu güvenliğini tehdit eden sabıkalı bir geçmişe sahipse yasal giriş çıkış kurallarını çok ağır ihlallerle delmişse idare bu ılımlı terke davet süresini şahsa hiç tanımama yetkisine sahiptir. Bu gibi sabıkalı durumlarda idare valilik emriyle kişiyi doğrudan gözaltına alma tutuklama ve kampa gönderme yetkisini tereddütsüz kullanır. Kendisine nezaketen ve güvenilerek otuz günlük süre tanınan yabancı dahi bu yasal uzun mühlet içerisinde biletini alıp ülkeyi terk etmezse caddede veya evinde kolluk kuvvetlerince her an zor kullanılarak yakalanır. Yakalanan kişi derhal idari gözetim altına alınır ve o medeni süreç bitip zorla hürriyeti kısıtlayıcı sınır dışı süreci acımasızca polis zoruyla başlatılır. Bu mutlak hukuki gerçekler ışığında kendisine verilen terke davet belgesindeki sürenin titizlikle takip edilmesi idarece hesaplanan idari para cezalarının zamanında ödenerek yasal ve pürüzsüz çıkış işlemlerinin tamamlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
İdari Yaptırımlar Karşısında Hukuki Çözüm Yolları
Siciline giriş yasağı tahdidi veya vize kısıtlama kodu işlenmiş olan sabıkalı bir yabancının devletin belirlediği o uzun yasak süresi dolmadan Türkiye’ye tekrar normal bir turist vizesiyle e-vize alarak veya sırf vize muafiyeti var diye elini kolunu sallayarak girmesi sistemsel ve hukuki olarak kesinlikle imkansızdır. İstisnai yollarla 1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası neticesinde tesis edilen ağır yasakları aşmanın hukuken geçerli resmi ve avukat gözetiminde yürütülen birtakım incelikli yolları bulunmaktadır. Kanunun verdiği yasak süresi henüz dolmadan ülkeye tekrar hukuka uygun ve saygın bir şekilde geri dönmek isteyen yabancılar için diplomatik bir araç olan meşruhatlı vize uygulaması ve bağımsız idare mahkemelerinde açılacak iptal davası olmak üzere birbirinden tamamen farklı iki temel hukuki çözüm mekanizması mevcuttur.
Meşruhatlı Vize İstisnai Giriş İzni
Sistemde halen aktif görünen bir tahdit kodu veya idarece kesinleşmiş beş yıllık bir giriş yasağı bulunmasına rağmen yabancının Türkiye Cumhuriyetine yasal kanallardan bir kez daha giriş yapmasını sağlayan en etkili ve hassas diplomatik araçlardan biri meşruhatlı vize başvurusudur. Kamuoyunda özel amaçlı vize veya istizanlı vize olarak da sıklıkla bilinen bu ağır prosedür yabancının idareyi ikna edecek çok geçerli kanıtlanabilir ve insani bir mazereti olması durumunda ancak ve ancak bu işin uzmanı bir göç avukatı aracılığıyla başarıyla işletilebilir. Dosyasında Türk vatandaşıyla kanıtlanmış evlilik resmi kurumlardan aile birleşimi üniversiteden akademik eğitim acil ve hayati sağlık tedavisi veya devlet destekli bilimsel araştırma gibi inkar edilemez haklı gerekçeleri olan yabancılar kendi ülkelerinde bulunan resmi Türk konsolosluklarına meşruhatlı vize talebiyle son derece kapsamlı bir dosyayla resmi başvuruda bulunabilirler.
Bu istisnai meşruhatlı vize başvurularının kabulü asla sadece konsolosluğun inisiyatifinde ve keyfiyetinde olmayıp doğrudan doğruya Ankara’daki İçişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi Başkanlığının mutlak ön iznine istihbaratına ve nihai onayına tabidir. Yurtdışındaki konsolosluk kendisine sunulan hukuki evrakları aldıktan sonra güvenli dijital ortamda Ankara merkeze iletir. Bakanlığın yaptığı çok detaylı ulusal güvenlik ve istihbarat incelemesi sonrasında başkentin olumlu görüş bildirmesi halinde kişiye sadece tek seferlik olmak üzere çok özel bir giriş izni pasaportuna basılarak verilir. Asla unutulmamalıdır ki bu özel vize türü yabancının sicilindeki o eski giriş yasağını tamamen silip süpürmez veya konulan tahdit kodunu kökten sistemden silerek ortadan kaldırmaz. Sadece o aktif yasağa rağmen kişiye idarece lütfedilen istisnai bir giriş vizesi ve izni sağlar. Yabancı şahıs bu meşruhatlı vizeyle Türkiye’ye girdikten hemen sonra hiç vakit kaybetmeksizin derhal yasal kalış hakkını sağlayacak ikamet izni veya yeni çalışma izni başvurularını yasal mercilere yapmakla mutlak mükelleftir. Dosyanın eksiksiz ve kanıtlı hazırlanması ret riskini azaltmak adına avukatlar için son derece önemlidir.
İdare Mahkemesinde İptal Davası
Hakkınızda idare tarafından haksız keyfi tamamen hukuka aykırı dayanaksız veya orantısızlık ilkesine açıkça aykırı olarak tesis edilen ağır tahdit kodlarının ve giriş yasaklarının göç sicilinden tamamen silinerek ebediyen ortadan kaldırılması ancak bağımsız idari yargı makamları eliyle mümkün kılınmıştır. İdare mahkemelerinde alanında uzman bir avukat aracılığıyla zaman kaybetmeden açılacak gerekçeli iptal davaları sicilin tamamen kökünden temizlenmesini ve kodların silinmesini sağlayan en kesin en güvenilir ve en köklü hukuki kesin çözüm yoludur. İptal davası açma süresi kısıtlayıcı veya yasaklayıcı idari işlemin yabancı kişiye evrakla tebliğ edildiği veya kişinin bunu sınır kapısında polisten sürpriz bir şekilde öğrendiği o ilk tarihten itibaren anayasal olarak altmış gün şeklinde kati bir sınırla belirlenmiştir. Bu altmış günlük hak düşürücü ve tehlikeli süre içerisinde işlemi haksızca tesis eden valiliğin veya idarenin bulunduğu yerdeki nöbetçi idare mahkemesine hukuki temelleri son derece sağlam ve delillerle dolu bir dava dilekçesi ile başvurulması mutlak surette zorunludur.
Tecrübeli avukatlar tarafından yürütülen bu iptal davalarında mahkemeden sadece iptal değil öncelikle idari yürütmenin durdurulması son derece acil bir taleple istenir. Yabancı açısından telafisi güç veya imkansız maddi manevi zararların doğması ihtimaline binaen eğer bağımsız mahkeme yürütmeyi durdurma ara kararı verirse idarenin koyduğu o katı giriş yasağı derhal pasif duruma geçer. Böylece davası süren yabancı dava esastan sonuçlanıncaya kadar rahatlıkla ve hiçbir engelle karşılaşmadan Türkiye sınırlarına tekrar giriş yapabilir. Bu hacimli iptal davaları göç dosyasının karmaşıklığına idare avukatlarının sunduğu savunma dilekçelerine ve mahkemenin fiziki iş yüküne bağlı olarak genel ortalamada sekiz ay ile tam bir yıl arasında kesin olarak karara bağlanıp sonuçlanmaktadır. Bağımsız mahkemenin işlemi hukuka aykırı ve haksız bularak tamamen iptal etmesi durumunda adınıza verilen tüm idari yasaklar ve kırmızı tahdit kodları devletin veri sisteminden sonsuza dek kazınarak silinir. Böylelikle yabancının hukuki statüsü tamamen geçmişe dönük olarak temize çıkartılmış aklanmış ve hürriyetine kavuşmuş olur.
1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası Sık Sorulan Sorular
Sınır kapılarında ve uluslararası havalimanlarındaki görevli maliye veznelerinde yabancılara tebliğ edilen vize ihlali idari para cezaları yalnızca Türkiye Cumhuriyetinin resmi para birimi olan Türk Lirası cinsinden ve sadece elden nakit olarak tahsil edilmektedir. Uygulamada gümrük ve maliye veznelerinin altyapısı ve mevzuat kuralları gereği post cihazı kullanılmamakta kredi kartı banka kartı veya internet üzerinden sanal ödeme yöntemleri kesinlikle ve hiçbir şekilde kabul edilmemektedir. Tüm ceza ödemelerinin peşin ve nakit olarak yapılması kanuni bir zorunluluktur. Bu can sıkıcı nedenlerden ötürü ülkeden çıkış yapacak ve havalimanına gelecek kaçak durumdaki yabancıların idarece önceden kabaca hesaplanan ortalama ceza miktarını yanlarında mutlaka Türk Lirası banknot nakit olarak bulundurmaları gerekir. Aksi takdirde veznede ödeme yapamayacakları için sınır kapısında uçağı kaçırma idari olarak bekletilme ve yüksek bilet bedeli gibi maddi manevi mağduriyet yaşamamaları adına bu durum son derece hayati ve kritiktir.
Yurtdışında bulunan veya deport edilen bir yabancının hakkında tesis edilmiş süreli veya süresiz bir giriş yasağı yahut tahdit kodu olup olmadığını internet üzerinden aratarak e-devletten şifreyle bakarak veya dış temsilcilikleri telefonla arayarak şahsen öğrenmesi veri güvenliği sebebiyle katiyen mümkün değildir. Yabancı sicili ile ilgili resmi ve kesin doğru bilgi yalnızca Göç İdaresi Genel Müdürlüğü veya İl Göç İdaresi müdürlükleri sistemleri üzerinden fiziken yapılan ve noter tasdikli vekaletnameli uzman avukat sorgulamalarıyla yasal olarak elde edilebilir. Yabancı şahıs halihazırda yurtdışındaysa Türkiye’de yetkilendireceği profesyonel bir göç ve yabancılar hukuk bürosu aracılığıyla göç idaresine resmi sorgu dilekçesi sunmalıdır. Bu sayede avukat müvekkilinin sicilindeki tahdit kodlarını konulan giriş yasağının tam süresini cezanın miktarını ve yasağın hangi kanun maddesine dayandığını yasal yollardan eksiksiz olarak öğrenip kişiye raporlayabilmektedir.
Türkiye’de mevcut ikamet izni süresi dolmadan hemen önce veya yasal olarak tanınan on günlük o esnek opsiyon süresi içerisinde resmi e-ikamet internet sistemi üzerinden uzatma başvurusu yapan veya yeni bir ilk başvuru randevusu alan şanslı yabancılar kesinlikle kaçak duruma düşmezler ve vize ihlali yapmış sayılmazlar. İnternet başvuru sistemi tarafından otomatik olarak üretilen randevu form belgeleri yabancıya tam olarak mülakat randevu gününe ve Göç İdaresindeki dosyası bir memur tarafından incelenip tamamen sonuçlanana kadar Türkiye sınırları içerisinde tam teşekküllü bir yasal kalış hakkı sağlar. Bu hukuki bekleme sürecinde kişinin elindeki eski vize veya eski ikamet kartı süresi çoktan dolsa dahi yolda veya evde yapılacak olası polis veya jandarma kontrollerinde sistemden alınan bu barkodlu müracaat belgesi memura ibraz edildiğinde kişi cezalı duruma asla düşmez. Bu sayede yabancı hakkında hiçbir şekilde tutanak tutulamaz zorla sınır dışı işlemi uygulanamaz ve kişiye idari vize para cezası kesinlikle kesilemez.
1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası Sonuç Bölümü
Türkiye Cumhuriyetinde yasal kalış statüsünü kaybeden bireylerin maruz kaldığı idari süreçler uzmanlık gerektiren son derece karmaşık hukuki yollardan oluşmaktadır. Tüm bu hukuki süreçler incelendiğinde 1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası son derece ağır mali yükümlülükler ve uzun süreli özgürlük kısıtlamaları barındırmaktadır. Sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan geri gönderme merkezlerinde hapsedilen idari gözetim altına alınan veya siciline beş yıllık giriş yasağı işlenen yabancıların kendi başlarına idareye karşı yürütecekleri bilgisiz işlemler genellikle telafisi imkansız hak kayıplarıyla ve daha uzun süreli ailevi sürgünlerle sonuçlanmaktadır. Göç idaresi memurlarının ve emniyet güçlerinin tesis ettiği bu katı idari işlemlere karşı süresi içinde doğru mahkemelerde hukuki argümanlarla dava açılması hürriyetin temini için vazgeçilmez bir zorunluluktur.
Bu itibarla 1 Sene Kaçak Kalan Yabancıların Cezası ile karşı karşıya kalan kişilerin doğrudan alanında uzmanlaşmış bir hukuk bürosından profesyonel destek almaları hayati önem taşır. Hakkınızda tesis edilen haksız idari yaptırımları ortadan kaldırmak kırmızı tahdit kodlarını sildirmek ve meşruhatlı vize yollarıyla Türkiye’ye ailenizin yanına yasal dönüşünüzü sağlamak amacıyla güvenilir bir hukuki rehberliğe ihtiyaç duyduğunuzda Avukat İstanbul arayışınız için ofisimiz en doğru ve güvenilir adrestir. Yabancılar hukuku alanındaki uzun yıllara dayanan derin tecrübemizle Avukat İstanbul olarak müvekkillerimizin anayasal haklarını bağımsız mahkemeler önünde en güçlü şekilde savunmaktayız. Hukuki süreçlerinizi güvenle başlatmak sicilinizi temize çıkarmak ve profesyonel avukatlık hizmeti almak için Av. Tolga Çelik Hukuk ve Danışmanlık Ofisi ile hemen iletişime geçebilirsiniz. Ofisimizi ziyaret ederek dosyanız hakkında detaylı ve yüz yüze hukuki danışmanlık hizmeti almak isteyen potansiyel müvekkillerimiz için merkez adresimiz Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. Elbir İş Merkezi No:6 Kat:9 Daire:11, 34381 Şişli/İstanbul lokasyonunda bulunmaktadır. Telafisi güç zararlara uğramamak ve zaman kaybetmeden yasal haklarınızı koruma altına almak için bizimle iletişime geçerek özgürlüğünüzü ve statünüzü güvence altına alın.